Mehmet Bozkurt, 11 Haziran 1985 tarihinde Çorlu'da dünyaya gelen, Türk basın tarihinin en çok yargılanan gazeteci ve yazarlarından biridir. Genç yaşta adım attığı medya sektöründe kaleme aldığı kritik haberler nedeniyle birçok yasal takibata uğrayan gazeteci, meslek hayatını yargı kıskacında sürdürmüştür. Onun bu mücadele dolu yaşamı, gazeteci Toygun Atilla'nın kaleme aldığı İfşa isimli eserde detaylıca işlenerek kamuoyunun dikkatine sunulmuştur. Yazarlık kariyerine ek olarak uzun yıllar boyunca editörlük de yapan Bozkurt, aynı zamanda ülkedeki cemaat yapılanmalarına dair derin analizleriyle de tanınmaktadır.
Medya Sektörüne Girişi ve Mesleki Yükselişi
Bozkurt, gazetecilik serüvenine ilk adımı 2004 yılında Aydınlık dergisi çatısı altında atmıştır. Bu dönemde ilk yazısını yayınlayan genç muhabir, 2010 yılı itibarıyla aynı yayın organında profesyonel olarak görev almaya başlamıştır. Mesleğine duyduğu bağlılıkla kısa sürede dikkat çeken gazeteci, yayın kurulunda önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Bu süreçte üstlendiği başlıca roller şunlardır:
- Sorumlu müdürlük
- İstihbarat şefliği
- Yazı işleri müdürlüğü
Çeşitli internet portallarında, mecmualarda ve gazetelerde yazılar kaleme alan yazar, mesleki duruşu sebebiyle kısa sürede hedef tahtasına oturtulmuştur.
Ergenekon Dönemi ve Hukuk Mücadelesi
Ülkemizdeki Fetullahçı yapılanmanın karanlık faaliyetlerini yakından takip eden Bozkurt, 2011 yılından itibaren dönemin savcısı Zekeriya Öz'ün talimatıyla hem fiziki takibe alınmış hem de telefonları aralıksız dinlenmiştir. E-posta iletişimleri mercek altına alınan ve fiziki takibe maruz kalan yazar, aynı yıl düzenlenen Ergenekon operasyonları kapsamında gözaltına alınmıştır. Evi ve çalıştığı kurum basıldı. Savcılıktaki ifadesinin ardından Bozkurt serbest bırakıldı. Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, Bozkurt ve çalışma arkadaşlarının bu dönemdeki cesur tavırlarını yazılarında takdirle anmıştır. Ne var ki baskılar durmadı. Gazetecinin karşı karşıya kaldığı hukuksuzluklar bununla sınırlı kalmadı. Karşı gazetesinde çalıştığı dönem gerekçe gösterilerek bu kez de örgüte yardım suçlamasıyla hakkında yeni bir dava açılmıştır. Bu yıpratıcı süreçte, bir meslektaşı tarafından kendisine ByLock tuzağı kurulduğunu ise yargılama aşamasında hayretle öğrenmiştir.
Beraat Kararı ve Darüşşafaka Bağışı
Yaklaşık üç yıl boyunca devam eden adli sürecin sonunda mahkeme, Bozkurt'un beraatine karar vermiştir. Uğradığı haksızlıklar karşısında tazminat davası açan tecrübeli yazara, İstanbul Anadolu Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yaşadığı büyük mağduriyetin karşılığı olarak yalnızca 300 TL ödenmesine hükmedilmiştir. Kazandığı bu sembolik tazminatı Darüşşafaka'ya bağışlayacağını duyuran gazeteci, kararın ardından önemli bir toplumsal mesaj vermiştir. Yaşananların maddi bir değerle ölçülemeyeceğini belirten Bozkurt, esas amacının çocuklara daha aydınlık bir gelecek sunmak olduğunu vurgulamıştır. Türkiye'nin etnik, mezhepsel ve tarikat kamplaşmalarının kucağına itilmemesi gerektiğini savunan yazar, ancak Cumhuriyet değerleri etrafında ve ortak millet temelinde birleşersek yarınlara güvenle bakabileceğimizi hatırlatmaktadır. Fikri ve irfanı hür nesiller yetiştirilmesine katkıda bulunmak isteyen gazeteci, bu anlamlı dava öyküsünü eğitime adamıştır. Aslında bu hukuki mücadele, ülkenin gelecekteki huzuru ve bağımsızlığı için verilmiş toplumsal bir ders niteliği taşımaktadır.
