Türk sanat müziğinin en üretken simalarından biri olan Mediha Şen Sancakoğlu, 8 Mart 1941 tarihinde Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Üç çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak dünyaya gelen Sancakoğlu, henüz iki aylık bir bebekken ailesinin Bursa Çekirge semtine yerleşmesiyle çocukluk ve ilk gençlik yıllının önemli bir kısmını bu bölgede geçirdi. İlkokul öğrenimini Bursa'da tamamlayan yetenekli isim, ortaokul ikinci sınıf sıralarındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. İstanbul'un tarihi semtlerinden Eyüp Sultan, onun genç yaşta evlenip yuva kurduğu ve sanat hayatının tohumlarını serptiği yer oldu. Henüz 14 yaşındayken Alaattin Şen ile hayatını birleştiren Sancakoğlu, bu ilk evliliğinden Ayfer adında bir kız ve Gökhan adında bir erkek çocuk dünyaya getirdi. İçindeki müzik sevgisi hiç sönmedi. Genç bir anne olarak hayat mücadelesini sürdürürken, içindeki müzik aşkı onu bambaşka bir kariyer yolculuğuna sürükleyecekti.
Radyodan Sahnelere Uzanan Altın Plaklı Yıllar
İki çocuk annesi olduğu dönemde cesur bir adım atan Sancakoğlu, 1968 yılında düzenlenen yetişmiş sanatçı sınavına katıldı. Bu zorlu sınavı başarıyla geçerek İstanbul Radyosu bünyesinde solo programlar yapmaya başladı. Radyodan yayılan sesi çok beğenildi. 1970 senesine gelindiğinde ise mikrofonların yanı sıra sahne çalışmalarına da hız verdi. Aynı dönemde müzik piyasasında fırtınalar estirerek çok sayıda 45'lik plak ve uzun çalar albüm hazırladı. Sanatçının yorumculuk gücünü taçlandıran ve müzik piyasasında büyük yankı uyandıran bu plak çalışmalarından ikisi kırk beşlik, diğeri ise uzun çalar olmak üzere toplam üç adet altın plak ödülüne layık görüldü. Kariyer basamaklarını hızla tırmanırken, 1972 yılında ilk eşi Alaattin Şen'den yollarını ayırdı. Müzik yolculuğunda yeni bir sayfa açan ünlü sanatçı, 1973 yılında Kemal Sancakoğlu ile dünya evine girdi. Bu mutlu beraberlikten de Ebru ve Elif adında iki kız çocuğu daha dünyaya geldi. Sanatçı, aile yaşantısı ile mesleki üretimini her zaman büyük bir dengede tutmayı başardı.
Şiirlerden Bestelere Çoğalan Büyük Miras
Sancakoğlu'nun hayatındaki en büyük sanatsal dönüşüm ise 1990 yılında gerçekleşti. Çok sevdiği ağabeyi Ahmet İzgin'in yakalandığı amansız hastalık, sanatçının ruhunda derin yaralar açtı. Bu büyük keder, onun şairlik damarını harekete geçirdi. Duygularını önce mısralara, ardından da bestelere aktardı. On yıl gibi bir sürede adeta bir üretim patlaması yaşadı. Sanatçı bu dönemde hece vezniyle 2000'den, aruz vezniyle ise 500'den fazla şiir kaleme aldı. Yazdığı bu eşsiz dizelerden yola çıkarak 500'ün üzerinde Türk sanat müziği eseri besteledi. Klasik musikimizin zenginliğini yansıtan bu bestelerinde tam 31 ayrı makam ve 14 değişik usul kullanarak müzikal dehasını ortaya koydu. Eserlerinden 220 tanesi, TRT repertuvarına kabul edilerek Türk musiki arşivindeki yerini aldı.
Üretken bestekarın bu nadide eserleri, ulusal düzeyde düzenlenen pek çok prestijli yarışmada ödüle layık görüldü:
- 1995: Milliyet gazetesinin 'yılın sevilen 10 şarkısı' yarışmasında, sözü ve bestesi tamamen kendisine ait olan 'Başka Mevsim Aramam' eseriyle dereceye girdi.
- 1997: Dede Efendi Beste Yarışmasında, yine kendi imzasını taşıyan 'Ceylan Gibi Ürkek Bakıyorsun' adlı şarkısıyla mansiyon ödülü elde etti.
- 1997: Samsun'daki ulusal beste yarışmasında, sözleri Yalçn Benlican'a ait 'Dudağın Gül Açmış' bestesiyle mansiyon kazandı.
- 2001: 1. Yalova Yürüyen Köşk Beste Yarışmasında, sözü ve müziği kendine ait 'Yalovalım' isimli eseriyle mansiyon aldı.
Sanat hayatı boyunca yurt içi ve yurt dışı konserlerinde sayısız ödül ve plaket alan usta müzisyen, dinleyicilerinden her zaman büyük ilgi gördü. Usta sanatçının 1970'li yıllarda doldurduğu iki yüze yakın ses kaydı, dinleyicilerin yoğun talebi üzerine 2002 yılının Şubat ayında Jet Plak tarafından bir CD albümünde toplanarak müzik piyasasına sunuldu. Ayrıca sanatçının kaleme aldığı 'Koklamazsan Bahçenizde Sümbül Olmak İstemem' adlı şiiri, Türk sanat müziği sanatçısı Onur Akay tarafından bestelendi.