Türk edebiyatının en özgün kalemlerinden biri olan Mario Levi, 25 Şubat 1957 tarihinde İstanbul'un Şişli semtinde dünyaya gözlerini açtı. Yahudi bir ailenin ferdi olarak büyüyen yazar, eserlerinde şehrin kozmopolit ruhunu ve azınlıkların yaşadığı sessiz trajedileri Türkçe diliyle buluşturarak büyük bir başarıya imza attı. 31 Ocak 2024 tarihinde aynı şehirde 67 yaşında vefat eden Levi, ardında yıllarca konuşulacak eşsiz bir edebi miras bıraktı. Büyüdüğüc sokakların, farklı kültürlerin ve hüzün dolu hikayelerin izini süren sanatçı, hem şehre olan aşkı hem de dildeki yetkinliğiyle Türk edebiyatında silinmez bir iz bıraktı.
Kozmopolit Sokaklardan Kelimelerin Dünyasına
Yazarın çocukluğu; Şişli, Feriköy, Kurtuluş ve Kadıköy gibi farklı inançların bir arada yaşadığı semtlerde geçti. İlk öğrenimini Şişli Ondokuz Mayıs İlkokulunda tamamladı. Saint Michel Fransız Lisesinden 1975 yılında mezun olduktan sonra, İstanbul Üniversitesi Fransız ve Roman Filolojisi bölümüne girdi. 1980 yılında bu bölümdeki lisans eğitimini başarıyla tamamladı. Mezuniyetinin ardından Beyoğlu Anadolu Lisesi'nde bir sene Fransızca öğretmenliği yaptı. Ardından Burdur'da dört aylık vatan görevini yerine getirdi.
Askerlik sonrasında dedesinin tıbbi cihazlar ithal eden şirketinde yaklaşık on yıl temsilcilik yapan Levi, bu süreç içerisinde edebiyat ve medya dünyasıyla olan bağlarını hiçbir zaman koparmadı. Kadrolu çalışmasa da çeşitli gazetelere yazılar yazdı, TRT radyolarında dünya müzikleri üzerine yayınlar hazırladı.
Yazarlık serüveni 1975 yılında kaleme aldığı ilk öyküyle başlayan Mario Levi, kültür-sanat alanındaki asıl çıkışını 1984 yılında konumunu güçlendirerek yaptı. Şalom Gazetesinin kültür sayfasını yöneten yazar; Argos, Varlık, Gergedan ve Cumhuriyet gibi saygın yayın organlarında sanatsal makaleler kaleme aldı. Radyoculuk kariyerinde de büyük adımlar atarak, TRT ve Açık Radyo ekranlarında dünya müzikleri temali iki yüze yakın program sundu. Reklam ajanslarında metin yazarlığı ve pazarlama danışmanlığı yaparken, aynı zamanda üniversitede yaratıcı yazarlık dersleri vermeye başladı.
Ödüller ve Seçkin Edebi Yapıtlar
Eğitim tezinden yola çıkarak yazdığı ve 1986'da basılan "Bir Yalnız Adam: Jacques Brel" eseri, onun ilk yayınlanan kitabı oldu. Otobiyografik izler taşıyan "Bir Şehre Gidememek" adlı öykü derlemesiyle 1990 yılında prestijli Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazanarak edebiyat çevrelerinde adini duyurdu. Toplumsal uyum sorunları yaşayan kişileri anlattığı "Madam Floridis Dönmeyebilir" kitabını ise 1991 senesinde okurla buluşturdu. En büyük başarılarından biri olan ve yazımı tam altı yıl süren "İstanbul Bir Masaldı" adlı romanıyla 1999 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü'ne layık görüldü. Yazar, bu dev yapıtında azınlık ailelerinin hikayelerini derinlikli bir biçimde ele aldı.
Kariyerinin ilerleyen yıllarında da durmaksının yazmaya devam eden sanatçı, 2019 yılında başladığı ve "Gördüklerimiz Görmediklerimiz" adını verdiği yedi kitaplık iddialı roman serisiyle Kadıköy ve Şişli sokaklarındaki sıradan insanların yaşamlarını edebi bir panorama halinde okuyucularına sundu.
Mario Levi'nin yayınlanmış başlıca eserleri şunlardır:
- Bir Yalnız Adam: Jacques Brel (1986)
- Bir Şehre Gidememek (1990)
- Madam Floridis Dönmeyebilir (1991)
- En Güzel Aşk Hikâyemiz (1992)
- İstanbul Bir Masaldı (1999)
- Lunapark Kapandı (2005)
- Karanlık Çökerken Neredeydiniz? (2009)
Dolma Kalem, Mürekkep ve Türkçe Sevdası
Yazı yazma disipliniyle de fark yaratan Mario Levi, 1994 yılından beri eserlerini yalnızca dolma kalemle kağıda dökerdi. Bu yazım sürecinde sadece yeşil ve sepya renkli mürekkepleri kullanmayı tercih ederdi. Kendisine has çalışma rutinleri vardı. Akşam saat dokuzda uyur, gece üçte uyanarak sessizlik içinde sabaha dek yazardı. Masasında yalnızca kahve bulunduran yazar, yazarken asla müzik dinlemezdi. Odası ise daima tarihi Haydarpaşa Garı'nı ve denizi görürdü. Çok dilli bir entelektüel olmasına rağmen eserlerini Türkçe yazdı. Türkçe'ye olan tutkusunu 'Benim vatanım Türkçe!' diyerek açıklardı.
Hayatının büyük bir kısmını Kadıköy Yeldeğirmeni'ndeki evinde geçiren usta yazar, üç kez evlendi. İlk evliliğinden ikiz kızları Deniz ve Pınar dünyaya gelirken, son evliliğini kendisinden yirmi beş yaş küçük olan yazar Özlem Ece Erdoğuş ile gerçekleştirdi. Bu son evliliğinden Masal Clara isminde bir kızı oldu. Ailesine, edebiyata ve şehrin renklerine bağlı bir yaşam süren yazar, edebi çalışmalarında hissettiği o derin hüznü ve şehrin göçle şekillenen ruhunu daima en ön planda tuttu. Hayata veda etmeden önce yazacağı son cümlenin "Şaka yaptım." olacağını belirten Levi, ardında Türk edebiyatı için yeri doldurulamaz, derinlikli bir birikim ve unutulmaz eserler bırakarak aramızdan ayrıldı.
.jpg?width=640)