Türkiye'de modern televizyonculuğun kurucusu kabul edilen Mahmut Tali Öngören, 28 Mart 1931 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Robert Kolej ve Columbia Üniversitesi'nde aldığı eğitimle yetişen Öngören, 13 Ekim 1999'da yine doğduğu şehirde hayata veda edene dek Türk kültür dünyasına yön veren çok yönlü bir aydın oldu. TRT bünyesinde ilk televizyon yayınının başlamasını sağlayarak ve sinema alanında öncü projelere imza atarak ülkenin entelektüel birikimine büyük katkılar sundu. Kendisi, kitle iletişiminin kurumsallaşması amacıyla ömrü boyunca durmaksızın çalışmıştır.
Eğitim Hayatı ve TRT'deki Tarihi Adımlar
Annesi Belkız Öngören olan Mahmut Tali, köklü bir aileden gelmekteydi. Atatürk ile birlikte ünlü Bandırma Vapuru'na binerek Samsun'a çıkan İbrahim Tali Öngören'in yeğenidir. Aynı zamanda tanınan şair ve çevirmen Talat Sait Halman ile de teyze oğludur. Genç yaşta eğitime önem veren Öngören, 1951 yılında İstanbul Robert Kolej'den başarıyla mezun oldu. Yükseköğrenimini sürdürmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne giden Öngören, 1955 yılında Columbia Üniversitesi Radyo-TV Yayıncılığı Bölümü'nden başarıyla mezun oldu.
Vatana döndükten sonra yayıncılık alanındaki birikimini ülkesine aktarmak istedi. Bu amaçla 1959 yılında TRT bünyesine katılarak Ankara Radyosu'nda programlar yapmaya başladı. Kısa sürede büyük yeteneğiyle öne çıkarak aynı yıl radyo müdürlüğü görevine getirildi. Kurumun ilk TV Program Dairesi Başkanı sıfatıyla Türk televizyonculuğunun temellerini bizzat attı. Türkiye'nin yayıncılık tarihinde dönüm noktası olan 31 Ocak 1968 tarihinde, Ankara'da bulunan Mithatpaşa Stüdyosu'nda ilk deneme yayını gerçekleştirildi. Bu tarihi yayının açılış konuşmasını da bizzat TV müdürü olan Öngören yaptı. O, televizyonun Türk toplumuna tanıtılmasında adeta başrolü oynamıştır.
Akademik Kariyeri ve Toplumsal Mücadelesi
Başarılarla dolu yayıncılık kariyerinin yanı sıra akademik alanda da derin izler bıraktı. Öngören, 1972 ile 1980 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi bünyesinde dersler verdi. Ayrıca Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda da öğretim üyeliği görevini yürüttü. Ancak 12 Eylül Darbesi döneminde buradaki eğitimcilik görevine haksız yere son verildi. Haklarını geri alabilmek amacıyla uzun soluklu bir yargı süreci başlatan değerli yayıncı, verdiği hukuk mücadelesi sonucunda mahkeme kararıyla iki defa görevine dönmeyi başardı. 1989 yılında resmen emekliye ayrılsa da sonrasında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde ders vermeyi sürdürdü.
Toplumsal alanda son derece aktif bir rol üstlendi. 1973 yılında Türkiye'nin ilk Sinematek oluşumunu kurarak sinema kültürünün yaygınlaşmasını sağladı. 1988 yılına gelindiğinde ise ülkenin en prestijli organizasyonlarından biri olan Ankara Uluslararası Film Festivali'nin kurucuları arasında yer aldı. Toplumsal duyarlılığı yüksek bir aydın olarak İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Vakfı, Dayanışma Yayınevi ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı gibi sivil toplum örgütlerinin kurucu üyelikleri arasında yer aldı. Nitekim hayata gözlerini yumduğunda vakfın ilk Geçici Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmaktaydı.
Ülkenin kitle iletişim yapısını güçlendirmek için Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı'nın da kuruculuğunu üstlendi. Kültürel etkileşimi artırmak amacıyla 1990'lı yılların ortalarında Türkiye ile Almanya arasında önemli köprüler kurdu. Çok sayıda projeye omuz vererek InterFilm Festivali'nin başarıya ulaşmasını sağladı. Ayrıca Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanlığı gibi önemli mesleki sorumluluklar da üstlendi. Gazeteci ve yazar dostu Metin Aksoy, onun bu dur durak bilmeyen enerjisini tanımlamak için "Tek başına orkestra" ifadesini kullanmıştır.
Sinema, Edebiyat ve Ölümsüz Eserleri
Araştırmacı kimliğiyle kitle iletişim araçları üzerine yoğunlaşan Öngören, Cumhuriyet Gazetesi ve Milliyet Gazetesi'nin kültür sanat eklerinde köşe yazarlığı yaptı. Bu mecralarda radyo, sinema ve televizyon alanında çok sayıda inceleme ve araştırma yazısı yayımladı. Farklı türlerde kaleme aldığı eserlerle ardında zengin bir entelektüel külliyat bırakan yazarın, radyo, sinema ve televizyon alanındaki birikimlerini aktardığı tam 12 adet kitabı yayımlandı. Ayrıca 1977 yılında Ecevit Belgeseli'nin yönetmenliğini üstlenerek belgesel sinemacılıkta da varlık gösterdi. Türk sinemasının seçkin yapıtlarından olan 1979 yapımı Bereketli Topraklar Üzerinde ve Demiryol filmlerinin de senaryosunu kaleme aldı.
Öngören'in Türk kültürüne kazandırdığı başlıca kitapları şunlardır:
- Televizyona Açılan Pencere (1972)
- TV Piyes Yazarlığı (1973)
- Senaryo Yazma Tekniği (1976)
- Sinemada Kadın ve Cinsellik Sömürüsü (1982)
- Ayıptır Söylemesi TRT’nin İçinden (1983)
- Sinema Diye Diye (1985)
- Senaryo ve Yapım Birinci Kitap (1985)
- Senaryo ve Yapım İkinci Kitap (1988)
- Yarının Radyo ve Televizyon Düzeni Özgür, Özerk ve Çoğulcu Bir Alternatif (1990)
- Yapım Tekniği (1993)
- Senaryo ve Yapım Üçüncü Kitap (1993)
- Bu Ne Şiddet! (1994)
Bu çok yönlü aydın, 13 Ekim 1999'da 68 yaşındayken İstanbul'da aramızdan ayrıldı. Ancak mirası bugün de yaşatılmaktadır. Onun hatırasını yaşlatmak isteyen Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunlarının kurduğu İletişimliler Vakfı öğrencilere Öngören Bursları sağlarken, İnterforum ise her yıl demokrasi ve insan hakları alanında özel bir ödül takdim etmektedir.
