1958 yılında İzmit'te dünyaya gözlerini açan Bahri Levent Çoker, müzikal yeteneğiyle Türkiye'nin çağdaş müzik tarihine damgasını vurmuş, klasik müzik camiasının en saygın trombon sanatçılarından ve bestecilerinden biri haline gelmiştir. Çocukluk yıllarında İskenderun'da ilköğretimini tamamlayan ve ardından İstanbul'da orta öğrenimine devam ederken konservatuvar sınavlarını kazanan Çoker, yatılı okul yıllarından itibaren enstrümanına çok büyük bir tutkuyla bağlandı. Sanatçı, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası bünyesinde trombon grup şefliği görevini üstlenerek müzik sahnesinde derin bir iz bıraktı. Aynı zamanda 1997 yılındaki uluslararası Eurovision Şarkı Yarışması'nda elde ettiği tarihi üçüncülükle adını duyurmayı başardı. Müzikal üretkenliğini sadece senfonik eserlerle sınırlamayan besteci, farklı tarzları harmanlayarak ulusal ve uluslararası birçok ödülün sahibi oldu.
Konservatuvar Yılları ve Eğitimi
Bahri Levent Çoker'in müzikal yolculuğu, çocukluk yıllarında yer değiştiren bir eğitim hayatıyla şekillendi. İlkokul dönemini İskenderun'da başarıyla tamamlayan genç yetenek, ortaokul eğitimi için İstanbul'a geldi. İstanbul'da eğitimini sürdürürken, müzik alanındaki kariyerini şekillendirecek büyük bir adım attı. Takvimler 1971 yılını gösterdiğinde, Ankara Devlet Konservatuvarı Trombon bölümünün giriş sınavlarını kazanarak yatılı öğrenci olarak eğitim almaya başladı. Burada geçirdiği yıllar, gelecekteki büyük kariyerinin temel taşlarını oluşturdu.
Müzik eğitiminde her zaman daha iyisini hedefleyen Çoker, 1975 senesinde İstanbul Devlet Konservatuvarı'na nakil oldu. Bu geçiş, sanatçının İstanbul'un aktif sanat hayatıyla bütünleşmesini sağladı. Konservatuvarın sunduğu nitelikli ve disiplinli akademik ortamda kendisini sürekli geliştiren yetenekli müzisyen, enstrümanı üzerindeki teknik hakimiyetini her geçen gün en üst seviyeye çıkarmayı başardı. Azimli çalışmalarının sonucunda, 1981 yılında İstanbul Devlet Konservatuvarı yüksek devre Trombon bölümünden başarıyla mezun oldu. Aldığı bu akademik eğitim, onun kariyerine yön veren en önemli unsurlardan biri haline geldi.
Devlet Senfoni Orkestrasında 30 Yıllık Liderlik
Henüz konservatuvar eğitimini sürdürürken profesyonel müzik yaşamına adım atan Bahri Levent Çoker, 1979 yılında büyük bir başarıya imza attı. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nın açtığı sınavı kazandı. Sınavdaki başarısının ardından orkestrada kadrolu trombon sanatçısı olarak göreve başladı. Bu adım, onun tam otuz yıl sürecek olan orkestra hizmetinin de başlangıcı oldu. Orkestra içerisindeki üstün disiplini ve teknik yetkinliği sayesinde trombon grup şefliği pozisyonuna yükseldi.
Otuz yıl boyunca orkestranın trombon grubunu başarıyla yöneten sanatçı, yüzlerce konserde yer aldı. Sahnedeki disiplinli duruşuyla genç müzisyenlere her zaman örnek teşkil etti. Uzun ve son derece verimli geçen bu hizmet sürecinin ardından, 2009 yılının Mart ayında İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası trombon grup şefi görevinden emekliye ayrıldı. Orkestradan ayrılışı, bir dönemin kapanışı olarak nitelendirilse de Çoker'in geride bıraktığı profesyonel miras orkestra çevrelerinde saygıyla anılmaktadır.
Eurovision Üçüncülüğü ve Geniş Bestecilik Yelkeni
Levent Çoker, sadece trombon icracılığıyla değil, aynı zamanda besteci kimliğiyle de müzik tarihinde yer edindi. Sanatçının yaratıcı dehası, pop müzikten etnik klasiğe uzanan geniş bir yelpazede hayat buldu. Bu alandaki en büyük uluslararası zaferi ise 1997 yılında geldi. 1997 Eurovision Şarkı Yarışması'nda, bestesi Levent Çoker'e ait olan “Dinle” isimli şarkı yarıştı. Bu benzersiz kompozisyon, uluslararası arenada büyük beğeni kazanarak yarışmadan üçüncülük ödülüyle döndü.
Çoker'in üretkenliği Eurovision başarısıyla sınırlı kalmadı. Sanatçı, kariyeri boyunca ulusal ve uluslararası şarkı yarışmalarına katılarak besteleriyle ödüller kazandı. Çok yönlü müzik anlayışı sayesinde farklı türlerde eserler üretmeyi başardı. Sanatçının bestelediği farklı tarzlar şu şekildedir:
- Pop ve Newage tarzında melodik yapıtlar
- Etnik pop ve etnik klasik türündeki başarılı sentezler
- Bale müzikleri ile geniş kapsamlı senfonik eserler
Aynı zamanda köklü bir sanat ailesinin üyesi olan Levent Çoker, ünlü ressam Adnan Çoker'in yeğenidir. Sanat genlerini sonraki nesillere de aktaran besteci, oyuncu Alp Çoker'in de babasıdır. Ailesinden devraldığı estetik mirası kendi yeteneğiyle birleştiren Çoker, ülkemizin müzik kütüphanesine son derece değerli katkılarda bulunmuştur. Orkestradan emekliye ayrılmasının ardından da müzikal üretkenliğini ve sanata olan katkılarını hiç ara vermeden sürdürün usta sanatçı, Türkiye'nin yetiştirdiği en özgün müzik insanları arasındaki saygın yerini korumaktadır.