1960'lı yıllarda, Türk pop müziğinin yeni yeni filizlendiği bir dönemde, Türkiye yabancı müzisyenlerin uğrak noktası haline gelmişti. Kimi sadece kısa süreli konserler verip ayrılırken, kimileri de bu topraklarda kalıcı izler bıraktı. İşte bu isimlerin en unutulmazlarından biri, Tunus doğumlu Cezayir asıllı Fransız sanatçı Juanito'ydu. 1932 (bazı kayıtlara göre 1936) yılında dünyaya gelen müzisyen, İspanyol grubu Los Alcorson ile adım attığı Türkiye'de, eşsiz aksanı ve sıcak tavırlarıyla müzikseverlerin gönlünde taht kurmayı başardı.
İzmir’den İstanbul Sahnelerine Uzanan Şöhret
Takvimler Ekim 1965'i gösterdiğinde Juanito, Los Alcorson topluluğuyla birlikte iki haftalık bir çalışma için İzmir'e geldi. Şehirdeki ünlü Mogambo kulübünde sahne almaya başlayan sanatçı, üç ay sonra orkestrasının İspanya'ya dönme kararı almasıyla hayatını değiştirecek bir tercihte bulundu. Türkiye'de kalmayı seçen müzisyen, kısa zamanda Türkçe öğrenerek bu ülkeyi adeta ikinci vatanı ilan etti. Sempatik kişiliği sayesinde geniş bir çevre edinen sanatçı, Türk müziğinin efsane isimleriyle yollarını birleştirdi.
Özellikle Fecri Ebcioğlu ve Ümit Yaşar Oğuzcan gibi usta isimlerin Türkçe söz yazdığı Avrupa menşeili şarkıları kendi duygulu sesiyle yorumladı. Sanatçının müzik piyasasına sunduğu ilk 45'lik plak, bir Ramon Cabrera bestesi olan "Gardiyan" oldu. Plağın diğer yüzünde yer alan ve Enrico Macias'ın "La Femme de Mon Ami" eserinden uyarlanan "Arkadaşımın Aşkısın" ise dönemin en büyük hitlerinden biri haline geldi. Her iki eserin de Türkçe söz yazarlığını üstlenen Fecri Ebcioğlu, Juanito'nun hafif aksanlı ve samimi yorumuyla dinleyicileri büyülemesini sağladı.
Gazino Günleri ve Fransa'ya Dönüş
Plakları yüz binlerce adet sattı. Verdiği konserlerde salonlar dolup taştı. Juanito, ünlü işletmeci Fahrettin Aslan'dan aldığı davetle İstanbul'a taşındı. Bebek semtinde yaşayan sanatçı, seçkin gazino ve tavernalarda sahne alarak şöhretini pekiştirdi. Ancak yetmişli yılların başında aranjman rüzgarı dindi. Bu müzik tarzı yerini Anadolu Pop akımına bıraktı. Popülaritesi azalan sanatçı, 1971 yılında Fransa'ya göç ederek taksi şoförlüğü yapmaya başladı. Fransa yıllarında büyük bir talihsizlik yaşayan müzisyen, 1981 yılında yakalandığı gırtlak kanseri sonucu sesini kaybetti.
"Canım Vatanım" ile Yeniden Türkiye'de
Yıllarca sessizliğe gömülen sanatçı, 2000 yılında Odeon plak şirketi tarafından hazırlanan "Canım Vatanım" adlı derleme albümün yayınlanmasıyla yeniden Türkiye gündemine oturdu. Bu özel albümün tanıtım çalışmaları için Türkiye'ye gelen Juanito, eski aranjmanları için bir de video klip çekti. Kendisini unutmayan hayranlarıyla buluşan usta isim, "Nisan Yağmuru" dizisinde kendi kimliğiyle rol alarak oyunculuk deneyimi yaşadı.
Fiziksel özellikleri ve İspanyol grubuyla ülkeye gelmesi sebebiyle uzun yıllar İspanyol sanılan müzisyen, aslında Tunus doğumlu bir Fransız vatandaşıydı. Türkiye sevgisiyle dolu olan sanatçı, 1968 yılında Türk vatandaşlığına geçmek için resmi girişimlerde bulunmuştu. Dönemin Başbakanı Demirel'e ulaşmak isteyen sanatçı, bürokratların engeline takıldı. Yetkililer, onun eski Osmanlı toprağı olan Tunus'ta doğması nedeniyle zaten Türk sayıldığını belirterek süreci sürüncemede bıraktı. 2000'li yıllarda yeni albüm çalışmaları için ülkeye geldiğinde dahi bu hayalinden vazgeçmediğini dile getiren Juanito, Türk vatandaşı olma umudunu hâlı kalbinde taşımaktadır.
- Ekim 1965: Los Alcorson topluluğu ile İzmir'e gelmesi ve Mogambo kulübünde çalışmaya başlaması
- 1968 Yılı: Türk vatandaşlığı almak amacıyla resmi girişimlerde bulunması
- 1971 Yılı: Aranjman döneminin kapanmasıyla Fransa'ya dönerek taksi şoförlüğüne başlaması
- 2000 Yılı: Odeon etiketiyle hazırlanan "Canım Vatanım" albümü için yeniden Türkiye'ye gelmesi
