Tıp dünyasının en büyük öncülerinden biri olan Jonas Edward Salk, 28 Ekim 1914 tarihinde New York'ta göçmen bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kendisi ünlü bir doktor ve bakteriyologdur. Salk, insanlık tarihinin en korkutucu sağlık tehditlerinden biri olan çocuk felci virüsüne karşı geliştirdiği aşıyla milyonlarca çocuğun yaşamını kurtaran ve tıpta devrim yaratan bir bilim insanıdır. Genç yaşta tıp eğitimi aldı. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra kendisini tamamen virüs araştırmalarına adayan Salk, öncelikle Michigan Üniversitesi ve ardından Pittsburgh Üniversitesi bünyesindeki Virüs Araştırma Laboratuvarı'nda görev alarak bu amansız salgını durduracak temelleri atmıştır. Bencil kaygılardan uzak duran ve patent almayarak insanlık yararını seçen bu fedakar hekim, 23 Haziran 1995'te La Jolla, Kaliforniya'da 81 yaşında hayata gözlerini yummadan önce dünyaya paha biçilemez bir miras bırakmıştır.
Çocuk Felcine Karşı Tarihi Mücadele
Yirminci yüzyılın ortalarında Amerika Birleşik Devletleri, tarihinin en yıkıcı sağlık krizlerinden birini yaşıyordu. Ülkede çocuk felci vakaları hızla artıyor ve aileler büyük bir korku içinde yaşıyordu. Hastalık hızla yayılıyordu. Özellikle ABD Başkanı Franklin Roosevelt'in 1921 yılında bu hastalığa yakalanması ve mücadeleyi kazanmasına rağmen bir daha hiç yürüyememesi, toplumsal farkındalığı en üst düzeye çıkardı. Mücadele için adım atılmalıydı. Bilim dünyası hastalığı önlemek için büyük bir arayışa girdi. Bu dönemde, 1947 yılında bakteriyoloji profesörü olan ve aynı yıl Virüs Araştırma Merkezi Başkanlığına getirilen Jonas Salk, laboratuvarında çığır açan yöntemler uygulamaya başladı. Maymun böbreği dokularını kullanarak polyo virüslerini başarıyla üretmeyi başaran ünlü doktor, 1952 yılında ülkede rekor kıran 57.628 vaka ile karşılaşıldığında çalışmalarını daha da hızlandırdı.
Aşı Çalışmaları ve Küresel Kahramanlık
Bu büyük salgından tam iki yıl sonra, 1954 yılında, formaldehitle öldürülmüş virüsleri kullanarak dünyanın ilk güvenli çocuk felci aşısını üretmeyi başardı. Salk, aşının güvenilirliğini kanıtlamak amacıyla ilk olarak kendi eşi Donna Lindsay ve üç çocuğunu basının önünde aşıladı. Bu çok cesur bir adımdı. Bu cesur adımın ardından, yaşları 6 ila 9 arasında değişen yaklaşık bir milyon çocuk üzerinde çift-kör plasebo kontrollü gözlem çalışmaları yürütüldü. Sonuçlar gerçekten ümitsiz değildi. 1954 ve 1955 yıllarında yapılan geniş kapsamlı testlerin ardından, aşılanan çocukların hayattaki aktif virüse karşı bağışıklık kazandığı tıbben kesinleşti. Salk'ın bu devrimsel buluşu sayesinde, 1957 yılına gelindiğinde ABD genelindeki çocuk felci vakaları %80 ila %90 oranında büyük bir düşüş gösterdi. Tüm ülkede bir halk kahramanı ilan edilen başarılı hekim, bulduğu bu aşı için patent başvurusunda bulunmadı. Kendisine yöneltilen patent sorusuna verdiği "Bu aşı insanlığa aittir. Güneşi patentleyebilir misiniz?" yönündeki yanıtıyla da tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Eğer patent almış olsaydı yaklaşık 7 milyar dolar değerinde devasa bir kazanım elde edecekken, o her şeyden önce insan hayatını kurtarmayı ve dünyayı iyileştirmeyi seçti.
Salk Enstitüsü ve Bilimin Sosyal Rolü
Kariyerinde hızla yükselen Jonas Salk, 1957 yılında deneysel tıp alanında profesörlük unvanını aldı. Bilimsel araştırmalarını daha kurumsal bir yapıda sürdürmek amacıyla 1960 yılında Kaliforniya, La Jolla'da bugün de saygın bir yere sahip olan Salk Biyolojik Çalışmalar Enstitüsü'nü kurdu. Buradaki yeni döneminde kendisini kanser ve multiple sclerosis (MS) gibi yıkıcı hastalıkların tedavisine yönelik çalışmalara adadı. 1970'li yıllara gelindiğinde, sadece laboratuvarda değil, aynı zamanda felsefi alanda da eserler vererek bilimin toplumsal rolüne ve insanlığın geleceğine dair önemli kitaplar kaleme aldı. Salk'ın insanlık için gösterdiği bu yüce gönüllük ve üstün bilimsel başarılar, 1977 yılında dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter tarafından kendisine ülkede sivil bir vatandaşa verilebilecek en büyük nişanlardan biri olan Özgürlük Madalyası takdim edilerek taçlandı.
Özel Yaşamı, Evlilikleri ve Düşünceleri
Salk'ın yaşamı yalnızca laboratuvardaki keşiflerden ibaret değildi; o aynı zamanda doğaya ve topluma yönelik çok derin bir düşünce dünyasına sahipti. Ünlü hekimin hayata bakışını özetleyen en etkileyici sözlerinden biri, insanoğlunun doğadaki yerine işaret ediyordu: "Eğer tüm böcekler Dünya'dan yok olacak olsaydı, 50 yıl içinde Dünya'daki hayat sona ererdi. Eğer insanoğlu Dünya'dan yok olacak olsaydı, 50 yıl içinde bütün yaşam formları kendini yeniler ve gelişirdi."
Bu derin felsefi görüşlerinin yanı sıra Salk, özel yaşamında iki evlilik gerçekleştirdi. Aile hayatı ve kişisel yaşamının temel özellikleri şunlardır: Bu maddeler onun yaşam yolunu gösterir:
- İlk Evliliği: 1939 yılında Donna Lindsay ile evlenmiş ve bu evlilikten Darrell Salk, Jonathan Salk ile Peter Salk adlarında üç çocuğu olmuştur. Çift, 1968 yılında boşanmıştır.
- İkinci Evliliği: Salk, 1970 yılında, ünlü ressam Pablo Picasso'nun ilk eşi ve iki çocuğunun annesi olan ressam Françoise Gilot ile ikinci evliliğini yapmıştır.
- Aşıların Karşılaştırması: Salk'ın 1954'teki aşısının ardından, 1961 yılında Albert Sabin tarafından geliştirilen şekerle ağızdan alınan bir aşı hapı kullanıma sunulmuştur. Ancak Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık, bir süre bu hapı tercih etse de sonrasında Jonas Salk'ın geliştirdiği güvenli aşı yöntemini uygulamaya devam etmiştir.
Tarihe hem üstün bir bilim dehası hem de örnek bir hümanist olarak geçen Jonas Salk, Akrep burcunun kararlı ve araştırmacı ruhunu son nefesine kadar taşımıştır. Bugün de saygıyla anılmaktadır. Onun bıraktığı aşıyla milyonlarca çocuk hayata tutunmuştur.
