Alman mucit Johann Philipp Reis, 1861 yılında Friedrichsdorf'ta ürettiği özel düzenekle ses dalgalarını elektrik titreşimlerine dönüştürüp teller üzerinden ileterek iletişim teknolojisinde yeni bir çağ başlattı. Yetim büyüyen ve kendi kendini yetiştiren bu idealist fizikçi, insan kulağının sesleri algılama mekanizmasını taklit ederek dünyanın ilk çalışan telefon düzeneğini kurmayı amaçlamıştı. Tarihe geçen bu icat, günümüzdeki modern haberleşme sistemlerinin öncüsü kabul edilmektedir.
Zorluklarla Dolu Bir Gençlik ve Eğitim Yılları
Johann Philipp Reis, 7 Ocak 1834 tarihinde Almanya'nın Gelnhausen kentinde, fırıncılık yapan Karl Sigismund Reis ve Marie Katharine Glöckner çiftinin evladı olarak dünyaya gözlerini açtı. Hayata oldukça zorlu bir başlangıç yapan küçük Reis, henüz bebeklik çağındayken annesini kaybetti. Onu, entelektüel yönü güçlü ve son derece bilgili olan babaannesi büyüttü. Altı yaşına geldiğinde memleketindeki yerel devlet okuluna kaydolan Reis, zekası ve kabiliyetiyle öğretmenlerinin hemen dikkatini çekmeyi başardı. Eğitmenleri, babasına onun mutlaka yükseköğretim görmesini tavsiye etti. Ancak Philipp henüz on yaşını doldurmadan babasını da kaybedince hayatı tamamen yön değiştirdi.
Babasının vefatının ardından büyükannesi ve vasileri tarafından Friedrichsdorf'taki Garnier Enstitüsü'ne yatılı olarak verildi. Bu enstitüde dillere karşı muazzam ilgi duymaya başlayan genç çocuk, okul kütüphanesini kullanarak Fransızca ve İngilizce öğrendi. Daha sonra Frankfurt am Main'deki Hassel Enstitüsü'nde Latince ve İtalyanca dersleri de aldı. Reis, genç yaşta şu dilleri dağarcığına katmayı başardı:
- Fransızca
- İngilizce
- Latince
- İtalyanca
Amcası onun ticaretle uğraşmasını arzuluyordu. Bu doğrultuda 1 Mart 1850'de, istemeyerek de olsa Frankfurt'taki JF Beyerbach firmasında boya satıcısı çırağı olarak çalışmaya başladı. Genç Reis, amcasına kendisi için çizilen bu mesleği öğreneceğine söz verdi. Diğer yandan tutkuyla bağlı olduğu fen çalışmalarını asla bırakmayacağını da belirtti. Boş vakitlerini kendisini geliştirmeye ayıran azimli genç, matematik ve fizik dersleri aldı. Ayrıca Ticaret Okulu'nda Profesör R. Bottger'in gerçekleştirdiği mekanik derslerini yakından takip etti. Çıraklık dönemi bittiğinde Dr. Poppe Enstitüsü'ne kaydoldu. Tarih ve coğrafya derslerinin verilmediği bu kurumda, öğrenciler birbirlerine bu konularda eğitim sunmayı kararlaştırdı. Coğrafya derslerini üstlenen Reis, öğretmenliğin kendisi için en ideal meslek olduğunu burada keşfetti. Aynı süreçte Frankfurt Fizik Topluluğu'nun da üyesi oldu.
Telefon İcadının Doğuşu ve İlk Konuşma
Askerlik görevini 1855 senesinde Kassel'de nihayete erdiren Reis, özel dersler ve halka açık konuşmalar vasıtasıyla fen ve matematik öğretmeni olabilmek amacıyla Frankfurt'a döndü. Esas hedefi Heidelberg Üniversitesi'ne girmekti. Ancak 1858 baharında eski öğretmen dostu Hofrath Garnier'i ziyaret ettiğinde ona okulda bir pozisyon teklif edildi. Bu daveti kabul eden Reis, 1859'da evlendi ve öğretmenlik görevine adım atmak üzere Friedrichsdorf'a yerleşti. Burada öğretmenlik yaparken ses üzerine yoğunlaşan araştırmacı, evinin arkasındaki ufak ahırda kurduğu mütevazı atölyesinde çalışmalarına devam etti.
Philipp Reis, insan kulağının anatomik yapısından ilham alarak ses dalgalarını elektrik akımı yardımıyla uzağa taşımayı düşündü. Bu amaçla geliştirdiği aygıtta, ses hunisinin üst kısmını doğal bir bağırsak zarıyla kapladı. Zarda meydana gelen titreşimleri iletmek üzere elektrik devresine bağlı platin bir şerit yerleştirdi. Alıcı tarafında ise değişen manyetik alana göre hareket eden, bakır tele sarılı bir örgü iğnesi konumlandırdı. Konuşan örgü iğnesi adı verilen bu cihazın çıkardığı sesler başlangıçta çok düşüktü. Mucit, müzisyen bir arkadaşının önerisiyle örgü iğnesini bir kemanın üzerine yerleştirerek sesi yükseltmeyi başardı.
Araştırmalarını derinleştiren Reis, 1861 yılında tarihin ilk pratik telefon prototipini tamamladı. Deneylerinde tavşan mesanesinden yaptığı yapay kulak zarı ve ses yükseltici olarak kullandığı ahşap kutuyla tarihi bir test gerçekleştirdi. Kayınbiraderi ahırda kitap okurken Reis ve misafirleri oturma odasındaki alıcının başında bekliyordu. Bir misafiri ahıra gidip şu efsanevi cümleyi söyledi: 'At salatalık salatası yemez.' Hattın diğer ucundaki mucit, heyecanla 'At yer' cevabını vererek sesin elektrik teli üzerinden iletildiğini kanıtladı. Hemen sonrasında gelen 'Güneş bakırdan yapılmıştır' cümlesini 'şeker' olarak duysa da, insan konuşmasının da taşınabileceğini gösterdi.
Bulunuşun Yankıları ve Hukuk Savaşları
Philipp Reis, elde ettiği başarılarla beraber 1862 yılından sonra icadını topluma tanıtmak için birçok gösteri yaptı. Bazı telefon prototipleri üreterek bunları bilimsel sergiler için sattı. Ne var ki, dönemin teknik yetersizlikleri ve parazit sorunları nedeniyle icadı ticari bir başarıya ulaşamadı. Elektriksel gürültü ve yetersiz altyapı cihazın kullanımını kısıtlıyordu. Finansal olarak getiri elde edemeyeceğini anlayan mucit, 1860'ların sonuna doğru bu alandaki çalışmalarını bırakarak kendini farklı deneylere adadı. 14 Ocak 1874'te henüz 40 yaşındayken, icadının dünya genelinde yaratacağı devasa etkiyi göremeden tüberküloz hastalığı sebebiyle Gelnhausen'de yaşamını yitirdi.
Reis'in ölümünden iki yıl sonra, Alexander Graham Bell Amerika Birleşik Devletleri'nde telefonun patentini aldı. Bell, bu sayede dünyanın en büyük telekomünikasyon devlerinden birinin temelini attı. Ancak bu patent başvurusu, arkasından uzun yıllar süren ve yüzlerce davayı beraberinde getiren bir hukuk mücadelesini başlattı. Elisha Gray ve Antonio Meucci gibi mucitler de telefonun kendi buluşları olduğunu iddia ederek mahkemelere başvurdular. Hukuk savaşlarını Bell kazansa da, onun telefonu sıfırdan icat etmediği, Philipp Reis gibi öncülerin ortaya koyduğu yeniliklerden faydalanan becerikli bir satıcı olduğu tarihi bir gerçektir.
