Jane Fonda, 21 Aralık 1937 tarihinde New York'ta, sinema dünyasının efsanevi ismi Henry Fonda ile New York sosyetesinin önde gelen simalarından Frances Seymour'un kızı olarak dünyaya gözlerini açtı. Küçük yaşta annesinin intiharıyla sarsılan Fonda, sanata olan tutkusunun peşinden giderek Actor's Studio'da eğitim aldı ve Paris'te sanat kurslarına katıldı. 1960'ta tiyatro sahnelerinin ardından adım attığı sinemada, kısa sürede Hollywood'un en parlak yıldızlarından biri haline geldi. Oyunculuk yeteneğinin yanı sıra toplumsal duyarlılığıyla da öne çıkan sanatçı, hem kazandığı prestijli ödüllerle hem de dünya çapında başlattığı aerobik akımıyla kitleleri peşinden sürüklemeyi başardı.
Beyaz Perdede İki Oscar ve Unutulmaz Roller
Sinema kariyerine adım atmasıyla birlikte hızlı bir yükselişe geçen Jane Fonda, 1960'lı yıllarda yapımcıların en çok aradığı isimlerden biri oldu. Amerika'da eğlenceli komedilerde rol alırken, Fransa'da o dönemki eşi Roger Vadim'in yönettiği cesur ve erotik yapımlarla da adından söz ettirdi. Sanatçı, üstün performansıyla sinema dünyasının en saygın ödüllerini hanesine yazdırmakta gecikmedi.
Fonda, kariyeri boyunca şu önemli ödüllere layık görüldü:
- 1971 yapımı Klute (Fahişe) filmindeki Bree Daniels rolüyle ilk En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.
- 1978 yılında rol aldığı Eve Dönüş (Coming Home) filmiyle ikinci kez aynı kategoride Akademi Ödülü'ne uzandı.
- 1984'te televizyon filmi The Dollmaker'daki kararsız ve cesur anne karakteriyle Emmy Ödülü'nün sahibi oldu.
- Sinema dünyasının prestijli etkinliklerinden olan Altın Küre Ödülleri'nde de Julia, Klute ve Eve Dönüş filmleriyle defalarca en iyi kadın oyuncu seçildi.
Ayrıca babası Henry Fonda ile birlikte rol aldığı 1981 yapımı Göl Evi (On Golden Pond) filmi, gişe rekorları kırarak sinema tarihine geçti. Gerçek hayattaki karmaşık baba-kız ilişkilerini yansıtan bu özel yapım, efsanevi aktör Henry Fonda'ya ölümünden kısa süre önce ilk Oscar ödülünü kazandırdı.
Aktivizm, Aerobik ve Fırtınalı Bir Yaşam
Jane Fonda, sadece bir oyuncu olarak kalmadı; aynı zamanda güçlü bir siyasi aktivist, hayırsever ve yazar olarak da toplumsal hafızada yer edindi. Vietnam Savaşı'na kararlılıkla karşı çıkan ve azınlık hakları ile kadın hakları için mücadele eden Fonda, bu süreçte büyük tartışmaların odağı oldu. Kuzey Vietnam gezisinde bir uçaksavar üzerinde verdiği poz nedeniyle Hanoi Jane lakabıyla anılan sanatçı, bu anı hayatının en büyük pişmanlığı olarak nitelendirip Amerikan askerlerinden ve halkından defalarca özür diledi.
Aktivist kimliğini 1980'li yıllarda da sürdüren ünlü yıldız, ikinci eşi Senatör Tom Hayden ile birlikte kurduğu "Ekonomik Demokrasi Kampanyası"na kaynak yaratmak amacıyla yepyeni bir alana yöneldi. Tüm dünyada kadınların yaşam tarzını kökten değiştiren aerobik akımının öncülüğünü üstlendi. Hazırladığı egzersiz ve sağlıklı yaşam videoları milyonlarca satarak adeta bir devrim yarattı.
Yaşamının dönüm noktalarını samimiyetle kaleme aldığı My Life So Far (Şimdiye Kadarki Hayatım) adlı otobiyografisi, New York Times'ın en çok satanlar listesinde uzun süre zirvede kaldı. Kitabında gençlik yıllarında zayıf kalabilmek için verdiği mücadeleyi ve siyasi pişmanlıklarını içtenlikle paylaştı. Üç evlilik yapan Fonda; ilk eşi Roger Vadim için bir seks sembolü, second eşi Tom Hayden ile politik bir yol arkadaşı, üçüncü eşi Ted Turner ile ise geleneksel bir eş portresi çizdi. Son dönemde Broadway sahnesine 46 yıl aradan sonra 33 Varyasyon oyunuyla dönen efsanevi sanatçı, canlandırdığı müzikolog Katharine Brandt rolüyle tiyatroseverlerden tam not aldı.
%20(cropped).jpg?width=640)