İsmail Galip Arcan, 3 Kasım 1894 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiş ve yaşamını sahne sanatlarına adamış önemli bir Türk oyuncu, oyun yazarı ve makyaj ustasıdır. Genç yaşta adım attığı tiyatro dünyasında yıllar içinde kazandığı deneyimleri Avrupa'nın sanat merkezlerinde geliştiren sanatçı, ülkemizde sahne eğitiminin ve kurumsallaşmanın temellerini atan isimler arasında yer alır. 8 Ağustos 1974'te yine İstanbul'da vefat eden Arcan, ardında yüzlerce temsil, yazarı olduğu önemli eserler ve birçok sinema filmi bırakarak göçmüştür.
Sahnede İlk Adımlar ve Avrupa Yolculukları
Sanatçı, Ahmet İzzet Bey ile Nafia Hanım'ın oğludur. Çocukluk yıllarında Ravza-i Terakki Okulunda eğitim aldı. Tiyatroya olan tutkusu o denli büyüktü ki Beşiktaş Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi ve Kuleli Askeri İdadisi sıralarında başlayan eğitim hayatını sahne sevdası yüzünden yarıda bıraktı. Henüz 15 yaşındayken Ahmet Fehim Efendi'nin tiyatro topluluğunda, Ahmet Vefik Paşa'nın Moliere'den uyarladığı "Tabib-i Aşk" adlı oyunda ilk kez sahne tozunu yuttu. Bu ilk deneyimin ardından Namık Kemal'in kaleme aldığı "Âkif Bey" oyununda rol üstlenerek yeteneğini sergiledi.
Gelişimini sürdürmek isteyen genç yetenek, 1910 yılında Burhanettin Tepsi tarafından kurulan Burhanettin Tiyatrosu ekibine dahil olarak Anadolu turnesine çıktı. Başarılı performansı sayesinde 1914 yılında Darülbedayi bünyesine kabul edildi ve zamanla bu saygın tiyatro kurumunun idari kadrosunda da sorumluluk üstlendi. Ancak onun hedefi sadece sahnede oynamak değildi. Tiyatro sanatının derinliklerini incelemek istiyordu. Bu amaçla 1920 yılında Paris'e gitti. Fransa Eğitim Bakanlığı da ona destek oldu. Orada Comédie-Française ve Théatre L'Odéon gibi köklü kültür kurumlarında sahne tasarımları ve oyunculuk üzerine kapsamlı gözlemlerde bulundu.
Yazarlık Denemeleri ve Şehir Tiyatroları Dönemi
Türkiye'ye dönüşü sonrasında Raşit Rıza Efendi Topluluğuna katılarak oyunculuk faaliyetlerini sürdürürken bir yandan da oyun yazarlığı alanında kalem oynatmaya başladı. Henry Bernstein'ın "Bora" adlı eserini Türkçeye uyarlayarak tiyatro literatürüne kazandırdı. Bu başarılı adaptasyon, 1921 yılının işgal koşulları altındaki İstanbul'unda Tıbbiye öğrencileri tarafından büyük ilgiyle sahnelendi. Bilgi ve deneyimini artırmayı hedefliyordu. Bu nedenle 1923'te ikinci kez Fransa'ya gitti.
Yurda döndükten sonra Muhsin Ertuğrul'un öncülüğünde kurulan Ferah Tiyatrosunda görev alan sanatçı, bu topluluk dağıldıktan sonra Almanya'ya giderek Berlin'de Alman Tiyatrosunun yapısı üzerine araştırmalar gerçekleştirdi. Ülkeye dönüşünde ise Şehir Tiyatrolarında yönetmenlik görevini üstlendi ve bu kurumdaki çalışmalarını 1974 yılındaki ölümüne kadar kesintisiz şekilde devam ettirdi. Sanatçı, tiyatro dünyasına çok yönlü katkılar sunmuştur:
- 1932-1942 yılları arasında Devlet Konservatuvarında diksiyon öğretmeni olarak geleceğin sanatçılarını yetiştirdi.
- 1941 yılında sahne arkasının en önemli unsurlarından biri olan makyaj sanatını ele alan "Tiyatroda Makyaj" isimli eseri yayımladı.
- 1947 yılında ise sahne dilinin doğru kullanımı amacıyla rehber niteliğindeki "Tiyatroda Diksiyon" kitabını okurlarla buluşturdu.
- Oyunculuk, yönetmenlik ve oyun yazarlığı alanlarındaki tecrübelerini yeni nesillere aktararak Türk tiyatrosunun kurumsallaşmasını sağladı.
Sinema ve Radyoda Unutulmaz Karakterler
İsmail Galip Arcan, sadece tiyatro sahneleriyle sınırlı kalmayıp beyaz perde ve radyo yayınlarında da adından sıklıkla söz ettiren bir halk sanatçısı haline geldi. Sinema serüveni 1916 yılında başladı. İlk olarak "Himmet Ağa'nın İzdivacı" filminde rol aldı. 1956 yılına kadar geçen sürecte yirmi beş civarında sinema filminde çeşitli roller üstlenerek sinema tarihine geçti.
Beyaz perdede özellikle "Bican Efendi" serisinde hayat verdiği karakterle izleyicilerin beğenisini topladı. Radyo dünyasında ise dinleyicilerin büyük bir ilgiyle takip ettiği "Habibe Molla" tiplemesiyle hafızalarda kalıcı bir yer edindi. Çok yönlü sanat kariyeri boyunca tiyatronun, sinemanın ve radyonun gelişimine katkıda bulunarak adını altın harflerle yazdırdı.
