Cumhuriyet döneminin en tartışmalı hukukçularından olan İmran Öktem, 1904 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Meslek hayatı boyunca adalet mekanizmasının çeşitli kademelerinde görev yapan isim, ülkemizin hukuk tarihine damga vurmuş kıymetli bir Yargıtay eski başkanıdır. 1 Mayıs 1969'da Ankara'da vefat eden Öktem, hem adli yıl açılışlarındaki cesur çıkışları hem de vefatının ardından yaşanan toplumsal hadiselerle hafızalarda kalmıştır. Görüşleri nedeniyle muhafazakar çevrelerin hedefi haline gelen hukuk adamı, laiklik ilkesini savunurken ortaya koyduğu tezlerle döneminde büyük fırtınalar koparmıştır.
Eğitim Hayatı ve Mesleğe İlk Adımlar
İlk ve ortaöğrenimini başarıyla tamamlayan İmran Öktem, lise eğitimini 1924 yılında tarihi Kabataş Lisesi'nde sonlandırmıştır. Yükseköğrenim için İstanbul Darülfünunu Hukuk Şubesi'ni tercih eden genç hukukçu, buradaki eğitimini 1927 senesinde pekiyi dereceyle bitirmiştir. Mezuniyetinden sonra Göksun Cumhuriyet Savcılığına atansa da buraya gidemediğinden, aylık iki bin kuruş maaşla Sinop Aza Mülâzimi olarak göreve başlamıştır. Bu atamayla mesleğe resmi adımı atmıştır. Tarihler 30 Haziran 1928'i göstermektedir. Çok genç yaşta başladığı bu ilk ve zorlu üye yardımcılığı görevi, onun Anadolu'nun farklı kentlerinde uzun yıllar boyunca büyük bir kararlılıkla sürdüreceği hukuk mücadelesinin ilk halkasını oluşturmuştur.
Yargıtay Üyeliği ve Yükseliş Dönemi
Deneyimli isim mesleğinde hızla yükselmiştir. 1930 yılında Sarıkamış Yargıçlığı görevine tayin edilmiştir. Buradaki görevini üç yıl sürdürdükten sonra, 1933'te Uzunköprü Hukuk Yargıçlığı makamına getirilmiştir. Mesleki birikimi ve çalışkanlığıyla dikkat çeken Öktem, 1936 yılında Ankara Ticaret Mahkemesi Üyeliğine atanarak başkente geçiş yapmıştır. Ankara'daki başarılı performansı, onu 1942'de Ankara Hukuk Yargıçlığına, 1948'de ise Ticaret Mahkemesi Başkanlığına taşımıştır. Hukukçu kimliğiyle yargı camiasında saygınlık kazanan Öktem, 16 Haziran 1949 tarihinde birinci sınıf hakimlik statüsüne hak kazanmıştır. Bu terfinin ardından çok kısa bir süre geçmişti. Seçkin hukukçu, 29 Ağustos 1949'da Yargıtay Üyeliğine seçilmiştir. Böylece yüksek yargıdaki mesaisi resmen başlamıştır. Yüksek mahkemedeki performansı meslektaşları tarafından takdir edilen Öktem, 11 Ekim 1952 günü Yargıtay İkinci Başkanlığı koltuğuna oturmuştur. Hukuk dünyasındaki eşsiz tecrübesiyle basamakları tek tek tırmanan Öktem, 1 Mart 1966 tarihinde Recai Seçkin'den boşalan Yargıtay Birinci Başkanlığı görevine seçilerek mesleki kariyerinin en yüksek noktasına ulaşmayı başarmıştır.
Deneyimli hukuküunun kariyeri boyunca üstlendiği başlıca önemli görevler şunlardır:
- Sinop Aza Mülâzimi (1928)
- Sarıkamış Yargıçlığı (1930)
- Uzunköprü Hukuk Yargıçlığı (1933)
- Ankara Ticaret Mahkemesi Üyeliği (1936)
- Ankara Hukuk Yargıçlığı (1942)
- Ticaret Mahkemesi Başkanlığı (1948)
- Yargıtay Üyeliği (1949)
- Yargıtay İkinci Başkanlığı (1952)
- Yargıtay Birinci Başkanlığı (1966)
Laiklik Tartışmaları ve Tarihi Konuşmalar
Görev süresi boyunca hukuk dünyasında derin izler bırakan İmran Öktem, özellikle laiklik konusundaki net ve tavizsiz tutumuyla ön plana çıkmıştır. Adli yıl açılışlarında gerçekleştirdiği hitabetler, toplumun geniş kesimleri arasında büyük yankı bulmuş ve kimi zaman sert tartışmaları beraberinde getirmiştir. Nitekim 7 Eylül 1967 yılındaki yeni adli yılın açılış töreninde yaptığı konuşma, Türkiye'nin siyasi gündemine adeta bomba gibi düşmüştür. Konuşmasında ünlü Fransız düşünür Voltaire'in ifadelerine atıfta bulunan Yargıtay Başkanı, "Tanrı'yı da insan yaratmıştır" diyerek laiklik ilkesini radikal biçimde yorumlamıştır. Bu sözler muhafazakar kesimlerin tepkisini çekerken, aydınlar tarafından desteklenmiştir. Öktem, farklı konuşmalarında da gerici akımların ülke geleceği için ciddi birer tehdit unsuru haline geldiğini vurgulamıştır. Özellikle Nurcu grupların hedefi haline gelen deneyimli hukukçu, ülkedeki sağcı hareketlerin ulaştığı boyutların son derece tehlikeli olduğunu açıkça ifade etmiştir. Adaletin bağımsızlığını savunurken sergilediği bu kararlı ve korkusuz duruş, onu hem destekçileri hem de muhalifleri için unutulmaz bir figür yapmıştır.
Olaylı Cenaze Töreni ve Ardından Gelen Tepkiler
Cumhuriyetin temel değerlerini savunmaktan vazgeçmeyen İmran Öktem, Yargıtay Birinci Başkanlığı vazifesini yürüttüğü esnada 1 Mayıs 1969'da yaşamını yitirmiştir. Vefatı hukuk camiasında derin bir hüzün yaratırken, naaşı için 3 Mayıs 1969'da Ankara Maltepe Camisi'nde düzenlenen cenaze töreni akılalmaz olaylara sahne olmuştur. Tören sırasında Komünizmle Mücadele Derneği üyeleri, Adalet Partili bazı siyasiler ve sağcı öğrencilerden oluşan öfkeli gruplar, cami avlusunda toplanarak cenaze namazının kılınmasını engellemek amacıyla büyük bir saldırı düzenlemiştir. Çoğunluğu çember sakallı kişilerden meydana gelen kalabalığın başlattığı protestolar nedeniyle cami görevlileri korkarak dini vazifelerini yapmaktan geri durmuşlardır. Törende büyük tehlike atlatan ana muhalefet lideri İsmet İnönü, Rauf Kandemir'e cenaze namazı kılınmadan oradan ayrılmayacağını kararlı bir biçimde iletmiştir. Olaylar sırasında camide bulunan ve saldırganların hedefi olan İsmet İnönü'yü korumak amacıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı Topçu Dairesi Başkan Vekili Tuğgeneral Nabi Alpartun tabancasını çekerek kalabalığı durdurmaya çalışmıştır. Saldırgan grubun baskısıyla imamlar cenaze namazını kıldırmaktan imtina edince, namazı bakanlardan Abdullah Pulat Gözübüyük'ün ağabeyi İzzet Gözübüyük kıldırmıştır. Olayların ardından İsmet İnönü, yaşananları tarihi bir gerileme olarak nitelendirerek durumun tam manasıyla bir 31 Mart Vakası olduğunu savunmuştur. Dönem Başbakanı Süleyman Demirel de hadisenin son derece üzücü bir gelişme olduğunu ve sükunet ortamının zedelenmemesi gerektiğini kamuoyuyla paylaşmıştır. Bu çirkin saldırıdan birkaç gün sonra, 7 Mayıs tarihinde Ankara'da aydınların, öğrencilerin ve geniş halk kitlelerinin katılımıyla büyük bir protesto yürüyüşü organize edilmiştir. Anıtkabir'de son bulan bu yürüyüşte, cumhuriyet değerlerine ve hukuka sahip çıkma iradesi tüm ülkeye bir kez daha gösterilmiştir.