Cumhuriyet tarihinin en sarsıcı hukuk adamlarından biri olan İmran Öktem, 1904 yılında İstanbul’da hayata gözlerini açmıştır. Hukuk dünyasına adım attığı andan itibaren ilkeli duruşuyla sivrilen Öktem, 1927 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olarak ülkesine hizmet etmeye başlamıştır. Meslek hayatının zirvesine Yargıtay Birinci Başkanı sıfatıyla ulaşan bu kararlı hukukçu, görev süresi boyunca ve özellikle de laiklik konusundaki ödün vermez duruşuyla hafızalara kazınmıştır. Vefatının ardından başkent Ankara’da düzenlenen ve tarihe geçen olaylı cenaze merasimiyle Türk siyasal yaşamında derin izler bırakmıştır. Tarihe geçen bu tören hafızalardan silinmemiştir.
Kürsülerden Yargıtay Zirvesine Uzanan Hukuk Kariyeri
Öktem’in adalet dağıtmakla geçen ömrü, İstanbul’daki eğitim hayatının ardından Anadolu’nun dört bir yanındaki adliyelerde şekillenmiştir. Genç bir mezun olarak Haziran 1927’de ilk görev yeri olan Sinop Mahkemesi Âza Mülâzımlığına adım atan hukukçu, adaletin tecellisi için yurdun çeşitli bölgelerinde uzun yıllar ter dökmüştür. Mesleki kariyeri boyunca üstlendiği önemli görevleri şu şekilde sıralayabiliriz:
- Sarıkamış Hâkimliği
- Uzunköprü Hukuk Hâkimliği
- Ankara Ticaret Mahkemesi Âzalığı
- Asliye Hukuk Hâkimliği
- Ankara Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
Mesleki birikimi ve liyakati sayesinde hızla yükselen Öktem, Ağustos 1949 tarihinde Yargıtay Üyeliği makamına layık görülmüştür. Yüksek mahkemedeki üstün hizmetleri neticesinde Ekim 1952’de Yargıtay İkinci Başkanlığına atanan tecrübeli adalet adamı, Mart 1966 gününe gelindiğinde ise mesleğinin zirve noktasa olan Yargıtay Birinci Başkanlığı görevine seçilmiştir.
Laiklik Çıkışları ve Toplumsal Yankıları
İmran Öktem, Yargıtay Başkanı olduktan sonra laiklik ilkesini savunurken sergilediği kararlı tutumuyla öne çıkmıştır. Özellikle 1966 yılında adli yıl açılışı dolayısıyla yaptığı konuşma, o dönemde muhafazakar çevrelerde büyük yankı uyandırmış ve tepki çekmiştir. Tepkiler çığ gibi büyümüştür. Aydın ve ilerici kesimin dikkatini çekmeye çalışan Yargıtay Başkanı, laikliği yorumlarken Voltaire’in ünlü "Tanrı'yı da insan yaratmıştır" sözünü tekrarlamış, din ve Tanrı kavramları üzerindeki fikirleri nedeniyle 1968 yılında daha da geniş kitlelerin hedefi haline gelmiştir.
Yeni adli yılın açılış kürsüsünden yaptığı tarihi konuşmada Nurculuk başta olmak üzere çeşitli gerici akımları doğrudan hedef alan Öktem, bu tür hareketlerin İslam akideleriyle bağdaşmadığını savunmuştür. Ülkenin geleceğini tehdit eden bu akımların, saf vatandaşları din bezirgânlarının tuzağına düşürdüğünü dile getiren Öktem, Türkiye'yi din ve şeriat oyunlarından korumanın yargının ve aydınların temel vazifesi olduğunu vurgulamıştır. Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün "En hakiki mürşit ilimdir" düsturuna atıfta bulunarak, devrimlerin aynı canlılıkla korunması gerektiğinin üzerinde durmuştür. Atatürk devrimleri onun için vazgeçilmezdi.
Dindar görünmenin komünizmle mücadelede tek başına bir koruma sağlamayacağını belirten Öktem, dünyadaki milyonlarca Müslümanın demir perde gerisinde yaşadığı gerçeğini hatırlatmıştır. Millî bütünlüğün din, ırk veya servet gibi yapay ayrışmalarla zedelenmesinin komünizm için elverişli bir ortam hazırladığını savunan deneyimli hukukçu, ülkeyi dini esaslara dayalı bir hukuk düzenine sokmak isteyen azınlık bir grubun çabalarının hüsranla sonuçlanacağını net bir dille ifade etmiştir.
Ankara'da Tarihe Geçen Olaylı Cenaze Töreni
Yargıtay Birinci Başkanlığı görevini sürdürürken 1 Mayıs 1969 tarihinde Ankara’da 65 yaşında hayata veda eden Öktem’in cenazesi, Türk siyasi tarihinde benzeri görülmemiş bir toplumsal kutuplaşmaya sahne olmuştur. 3 Mayıs günü Yargıtay binasında düzenlenen resmi törenin ardından, Türk bayrağına sarılı tabut cenaze namazı için Maltepe Camii’ne getirilmiştir. Ancak cami bahçesinde toplanan çember sakallı radikal bir grup, "Allahsızın cenaze namazı kılınmaz" bağırışlarıyla töreni engellemeye yeltenmiştir. Ortam bir anda gerilmiştir.
Gerginliğin tırmanıdığı anlarda protestocular "Yuh" çekmeye başlamış, caminin imamı Ali Güran ise namazı kıldırmayacağını söyleyerek görev yerinden uzaklaşmıştır. Cenaze namazını kıldıracak resmi bir görevli bulunamazken, törene katılan tarihi şahsiyet İsmet İnönü, "Namazı kılınacak, kılınmadan buradan gitmem" diyerek kararlı bir irade sergilemiştir. İsmet İnönü’nün cami bahçesindeki kararlı duruşu üzerine, Yargıtay Üyesi Abdullah Polat Gözübüyük’ün kardeşi olan ve imamlık yetkisi bulunan İzzet Gözübüyük öne çıkarak cenaze namazını kıldırmıştır.
Namazın bitimiyle tırmanın arbedede öfkeli kalabalık İnönü’nün üzerine yürümüş, bu esnada törende hazır bulunan Tuğgeneral Nabi Alpartun tabancasını çekerek eski cumhurbaşkanını koruma altına almıştır. Olaylı günün ardından Zafer Anıtı önünde iki dakikalık saygı duruşu düzenlenmiştir. 27 Mayıs Derneği adına konuşan Taylan Benli bu gerici provokasyonu sert sözlerle kınamıştır. Cenazedeki olaylar sonrasında gözaltına alınan 13 şüpheliden 9'u tutuklanırken, hükümet ve muhalefet kanadında sert tartışmalar yaşanmıştır. İnönü yaşananları bir "31 Mart Vakası" olarak nitelendirmiştir. Demirel ise cenazeye katılmamıştır. Bu cenaze adeta bir milattır.