İhsan Dizdar, 19 Mart 1925 tarihinde İstanbul'un Üsküdar ilçesinde dünyaya gelen, geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli dallarını ömrü boyunca yaşatan son büyük geleneksel hokkabazdır. Sanatçı, kültürel mirasımızı koruma amacıyla sahne sanatlarına yönelmiştir. Eğitim hayatını doğduğu semtte tamamlayan usta sanatçı, ailesinden gördüğü büyük baskılara rağmen hevesle adım attığı bu meşakkatli yolda geleneksel Türk tiyatrosuna son derece kıymetli eserler ve hizmetler bırakmıştır.
Geleneksel Sahne Sanatlarına İlk Adımlar
İhsan Dizdar, ilk, orta ve lise tahsilini çocukluğunu da geçirdiği Üsküdar'da tamamlamıştır. Tüm okullarını bu semtte okumuştur. Geleneksel gösteri dünyasının büyüsüne henüz ortaokul sıralarındayken kapılan genç İhsan, ailesinin karşı çıkmasına aldırmadan sanata yönelmiştir. Bu tutkuyla hem Üsküdar Halk Evi bünyesindeki çalışmalara katılmış hem de dönemin büyük ustası Münir Kestiren'in yanına çırak olarak girmiştir. Münir Efendi ile uzun yıllar omuz omuza çalışarak Karagöz, kukla ve hokkabazlık sanatının inceliklerini doğrudan mutfağında öğrenmiştir.
Sanatçının ustalık düzeyinde icra ettiği ve yaşatılmasına katkı sağladığı başlıca geleneksel sanat dalları şunlardır:
- Geleneksel gölge oyunu olan Karagöz ve kukla oynatıcılığı,
- Doğaçlama tiyatro geleneğinin yapı taşlarından olan orta oyunu ve hikaye anlatıcılığı esasına dayanan meddahlık,
- Seyircileri hayrete düşüren son geleneksel hokkabazlık gösterileri.
Ustasının 1945 senesinde sahnelere veda etmesi üzerine onun çalışma takımlarını devralan Celal Gürkaş ile çalışmaya başlamıştır. Bu dönemde yeni bir ortaklık doğmuştur. Karagöz Celal olarak da tanınan bu yeni ustanın yanında geleneksel İbiş karakterine hayat vermiş, ip kuklası ve hokkabazlık gösterileri sunmuştur. Deneyim kazandıktan sonra kendi bağımsız sahne ekibini de kurmuştur.
İsmail Dümbüllü Dönemi ve Orta Oyunu Müziklerinin Kaydı
Takvimler 1960'lı yılları gösterdiğinde İhsan Dizdar, Türk tiyatrosunun efsanevi ismi İsmail Dümbüllü ile tanışma fırsatı yakalamıştır. Dümbüllü'nün topluluğuna katılan sanatçı, orta oyunlarında canlandırdığı genç erkek rolü olan 'Sirar' ve Arap taklitleriyle izleyicilerin beğenisini kazanmıştır. Arap taklidindeki üstün başarısı, onun bu köklü kadroda kalıcı bir oyuncu haline gelmesini sağlamıştır. Seyirciler bu performansı çok sevmiştir.
Geleneksel tiyatronun maddi imkansızlıkları nedeniyle sanat hayatını güvenceye almak isteyen Dizdar, Denizcilik İşletmeleri'nde memuriyete başlamıştır. Böylece çok sevdiği sahne faaliyetlerini uzun yıllar boyunca ikinci bir iş olarak sürdürmek durumunda kalmıştır. İsmail Dümbüllü'nün aramızdan ayrılmasının ardından orta oyununu yaşatmak isteyen usta, Zeki Alphan ile ortak bir topluluk kurmuştur. Canlı müzik imkanlarının azalması üzerine Askeri Mehterhane ile işbirliği yapmış, çifte nara ve kaba zırnayla çalınan ezgileri kayıt altına almıştır. Bu önemli arşiv çalışmasının yanı sıra orta oyunu ekibiyle birlikte Anadolu'da çok sayıda turne gerçekleştirmiştir. Sanatçı ayrıca usta komedyen Nevzat Açıkgöz ile de ortak sahne çalışmalarına devam etmiştir.
Kültürel Mirasın Korunması ve Son Yılları
Dizdar, Karagöz Celal'in oğlu Rıfat Gürkaş ile ömrünün son dönemine kadar kukla, Karagöz ve hokkabazlık icra etmeyi sürdürmüştür. Vefa duygusunu hiç kaybetmeyen usta, İsmail Dümbüllü'nün vefatından itibaren Yalçın Akçay ile her yıl anma törenleri organize etmiştir. Kültürel değerlerin korunmasına yönelik uluslararası adımlar atılırken, UNESCO tarafından yürütülen çalışmalarda Dizdar'ın anlattığı meddah hikayeleri canlı kaydedilmiştir. Yurt içinde ve yurt dışındaki festivallere katılarak Türk kültürünü gururla temsil etmiştir. Kültürümüzü dünyaya başarıyla tanıtmıştır.
Sanatçı, 1992 yılında rastlantı sonucu eski ustası Münir Efendi'nin küçük kızının oğlu olan Alpay Ekler ile karşılaşmıştır. Bu genç yeteneği 1995 yılından itibaren Karagöz, kukla ve meddahlık konularında eğiterek kendi halefi olarak yetiştirmiştir. İhsan Dizdar, arkasında büyük bir miras bırakarak 25 Şubat 2000 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumuştur. Kendisi Üsküdar'da yetişen bir değer olarak tiyatro tarihimize kazınmıştır.