Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde askeri ve siyasi arenada derin izler bırakan Hüseyin Hüsnü Paşa, 1856 yıllında Artvin'de dünyaya geldi. Kendisi hayatı boyunca vatanı için çalıştı. Osmanlı İmparatorluğu'nun en buhranlı yıllarında ordu bünyesinde üstün hizmetler gerçekleştiren Hüseyin Hüsnü Paşa, Harbiye Okulundan mezuniyetinin ardından katıldığı 93 Harbi'nden itibaren vatan savunmasında son derece aktif bir duruş sergilemiştir. Özellikle meşhur 31 Mart Ayaklanması sırasında üstlendiği komutanlık vazifesiyle imparatorluğun kaderini belirleyen aktörlerden biri haline geldi. Hem sahada hem de bürokraside gösterdiği üstün dirayet, onu Osmanlı'dan modern Türkiye'nin doğuşuna uzanan sancılı sürecin en önemli figürlerinden biri yapmıştır. Seçkin devlet adamı, ömrünün son yıllarında da bağımsızlık mücadelesine destek vererek vatansever duruşunu taçlandırdı.
Cephelerden Komutanlığa Askeri Dehası
Hüseyin Hüsnü Paşa, genç bir subay olarak adım attığı askeri kariyerinde ilk büyük sınavını tarihi 93 Harbi'nde verdi. Yıllar geçtikçe rütbelerini birer birer tırmanan deneyimli komutan, asıl tarihi şöhretine 31 Mart Olayı patlak verdiğinde ulaştı. Selanik'ten hareket ederek Osmanlı başkentine doğru ilerleyen ve meşrutiyet karşıtı ayaklanmayı bastırmayı hedefleyen Hareket Ordusu'nun komutasını üstlenen deneyimli asker, şehrin kapılarına varana kadar süreci büyük bir disiplin içinde idare etmeyi başarmıştır. Bu kararlı ve son derece cesur hamle askeri çevrelerde büyük heyecan uyandırdı. Ancak askeri disiplin ve feraset örneği göstererek, birlikler başkente girmeden hemen önce komutayı Mahmut Şevket Paşa'ya devretti. Komutayı teslim etmek kolay değildi. Bu karar, onun kişisel ikbal yerine devletin selametini ön planda tutan asil karakterini bir kez daha ortaya koydu.
Siyaset Sahnesi ve Devlet Hizmeti
Askeri dehasının yanı sıra idari alanda da önemli sorumluluklar üstlenen Hüseyin Hüsnü Paşa, bürokraside de adından söz ettirdi. Trablusgarp valiliği günlerini başarıyla tamamladıktan sonra imparatorluğununun en çalkantılı döneminde son derece kritik vazifeler üstlendi. Paşa'nın üstlendiği başlıca devlet vazifeleri şunlardır:
- Hareket Ordusu Komutanlığı
- Trablusgarp Valiliği
- Meclis-i Âyan Üyeliği
- Harbiye Nazırlığı
Tarihler 12 Eylül 1911 gününü gösterdiğinde ise Meclis-i Âyan üyeliğine getirilerek yasama organında son derece saygın bir yer edindi. Özellikle 18 Ağustos 1920 ile 21 Ekim 1920 tarihleri arasında yürüttüğü Harbiye Nazırlığı, onun devlet kademelerindeki saygınlığını simgeliyordu.
Milli Mücadele ve Aile Mirası
Osmanlı'nın küllerinden yeni bir devletin doğduğu Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında Hüseyin Hüsnü Paşa, tarihsel vizyonunu bir kez daha kanıtladı. Milli Mücadele ruhunun Anadolu topraklarında filizlendiği o tarihi günlerde Ankara merkezli direniş hareketine tam destek veren Hüseyin Hüsnü Paşa, İstanbul hükümetlerinin teslimiyetçi tutumlarına karşı çıkarak vatanseverliğini bir kez daha ispat etmiştir. Anadolu'da bağımsızlık ateşi yanarken kendisi de İstanbul'daki rahatını bozarak bu kutsal mücadeleye omuz verdi. Vatanın kurtuluşuna olan inancı tamdı. Zaferin ardından gelen huzur dolu günlerde köşesine çekilen değerli paşa, İstanbul'un gözbebeği semtlerinden Kuzguncuk'taki yalısında yaşadı. Kuzguncuk semti onun son durağıydı. Cumhuriyet'in kuruluşuna şahitlik eden bu asırlık çınar, 1926 yılında hayata veda ederek ebedi istirahatgahına çekildi.
Hüseyin Hüsnü Paşa'nın bıraktığı miras sadece askeri ve idari başarılarla sınırlı kalmadı. Onun soyundan gelen isimler de Türk siyasi ve entelektüel hayatında çok önemli roller oynamaya devam etti. Mehmet Ali Aybar onun torunudur. Türkiye'nin yakın dönem siyasi tarihine damgasını vuran bu isim, 1961-1971 yılları arasında Türkiye İşçi Partisi liderliğini yürüterek dedesinin onurlu mirasını sürdürdü. Dededen toruna intikal eden bu vatanseverlik düsturu, ailenin Türkiye tarihindeki saygın yerini pekiştirmiştir.