Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan tarihi kavşakta, asayişin ve siyasetin merkezinde yer almış müstesna bir isim: Hüseyin Gökçelik. 1867 yılında Elâziz’in (bugünkü Elazığ) Milikan köyünde, Nevruzzade Mehmet Efendi'nin oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Hüseyin Bey, ömrünü vatan hizmetine adamış bir şahsiyettir. 8 Ağustos 1933'te hayata gözlerini yuman bu değerli devlet adamı, sıradan bir güvenlik görevlisi olarak başladığı kariyer basamaklarını azimle tırmanarak başkomiserlik makamına ulaşmış, ardından da bağımsızlık mücadelesinin en kritik safhasında Meclis sıralarında ve İstiklal Mahkemesi üyeliklerinde bulunmuştur. Genç Türkiye'nin kuruluş dönemindeki siyasi yapısına yön veren kararların altında imzası bulunan Hüseyin Gökçelik'in biyografisi, bir neferin milletvekilliğine uzanan ilham verici yolculuğunu gözler önüne seriyor.
Asayişin Kalbinden Çıkan Bir Ömür: Polislikten Başkomiserliğe
Hüseyin Bey’in kamu hizmetindeki ilk adımları, dönemin payitahtı olan İstanbul'da atıldı. 1886 yılında, henüz genç bir delikanlıyken emniyet teşkilatına adım atan ve polis neferi olarak göreve başlayan Hüseyin Bey, üstün görev bilinciyle kısa sürede temayüz etti. Gösterdiği disiplinli çalışmaların meyvesini iki yıl gibi kısa bir sürede alarak 1888'de polis çavuşu unvanına yükseltildi. Payitaht sokaklarındaki bu asayiş tecrübesi, onun daha büyük sorumluluklar üstlenmesinin önünü açacaktı.
Nitekim 1892 yılına gelindiğinde, memleketi olan Mâmuretülaziz Vilayeti bünyesinde 3. sınıf komiser olarak görevlendirildi. Kendi topraklarında adaleti ve düzeni sağlama görevini üstlenen Hüseyin Bey, buradaki başarılarıyla adından söz ettirmeyi sürdürdü. Emniyet teşkilatı içerisindeki bu parlak ilerleyiş, onu imparatorluğun farklı coğrafyalarında görev yapmaya sürükledi. 1902 senesinde Erzurum Vilayeti 2. sınıf komiserliğine getirilen tecrübeli asayiş adamı, ardından 1905 yılında Kuzey Afrika'nın sıcak topraklarında yer alan Bingazi'de asayişi tesis etmekle görevlendirildi.
Doğu ile batı, kuzey ile güney arasında mekik dokuyan Hüseyin Gökçelik'in tayin listesi, imparatorluğun son dönemindeki idari hareketliliği de yansıtmaktadır. 1908 yılında Anadolu'nun kadim kenti Sivas'a atanan başarılı komiser, bir yıl sonra, yani 1909'da yeniden Mâmuretülaziz'e 2. sınıf komiser olarak geri döndü. Ancak asayiş alanındaki liderlik becerileri onun taşrada daha üst makamlara getirilmesini zorunlu kılıyordu. Bu doğrultuda 1910 yılında Diyarbekir Başkomiserliği görevine terfi ettirilen Hüseyin Bey, iki yıl sonra ise 1912'de Bitlis Başkomiserliği makamına getirilerek bölgenin güvenliğini sağlama noktasında en yetkili isimlerden biri haline geldi.
Ankara Yollarında: Meclis Kürsüsü ve İstiklal Mahkemesi
1910'lu yılların sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğu büyük bir varoluş mücadelesi verirken, Hüseyin Bey de hayatının en önemli dönüm noktasına yaklaşıyordu. Yıllarca Anadolu'nun dört bir yanında asayişi sağlayan bu deneyimli devlet adamı, ülkenin kaderinin tayin edileceği milli mücadele günlerinde siyaset sahnesine davet edildi. Birinci Meclis için yapılan seçimlerde milletvekili seçilmesi üzerine, gururla yürüttüğü başkomiserlik görevinden istifa ederek ayrıldı. Emniyette edindiği disiplin ve saha tecrübesini artık milletin egemenliği için Ankara'da kullanacaktı.
Ankara'daki yeni parlamento, vatanın kurtuluşu için canla başla çalışırken, iç güvenlik ve düzenin sağlanması da en az cephedeki savaş kadar hayati bir öneme sahipti. Meclis, bu zorlu süreçte hukukun ve nizamın tesisi için kararlı adımlar atmaktaydı. Emniyet kökenli olması ve teşkilatın her kademesinde rüştünü ispatlamış olması sebebiyle Hüseyin Bey, 22 Eylül 1920 tarihinde son derece kritik bir göreve layık görüldü: Ankara İstiklâl Mahkemesi Üyeliği. Milli mücadelenin iç cephedeki asayişini ve devrimlerin güvenliğini sağlayan bu mahkemedeki görevi, onun devletin bekasına olan sadakatinin ve adalet duygusunun en somut göstergesiydi.
Cumhuriyetin Elazığ Temsilcisi: Meclis Yılları ve Mirası
Hüseyin Gökçelik’in siyasi kariyeri Birinci Meclis ile sınırlı kalmadı. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilan edilmesinin ardından da parlamento çatısı altında memleketine hizmet etmeye devam etti. Cumhuriyetin kurucu kadroları arasında yer alan tecrübeli siyasetçi, TBMM’nin II., III. ve IV. Dönemlerinde de kesintisiz olarak Elâziz milletvekilliği görevini üstlendi. Kendi doğduğu toprakların insanını Ankara'da en iyi şekilde temsil eden Hüseyin Bey, hem yerel sorunların çözümü için çaba gösterdi hem de genç cumhuriyetin yasal altyapısının oluşturulmasına katkıda bulundu.
Emniyet neferliğinden başlayıp milletin meclisinde son bulan 66 yıllık bu şerefli ömür, 8 Ağustos 1933 tarihinde noktalandı. Geriye ise Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan köklü bir bürokratik hafıza, adaletle yoğrulmuş bir asayiş geçmişi ve ilk Meclis'in ruhunu taşıyan siyasi bir miras kaldı.
Hüseyin Gökçelik’in üstlendiği tarihi görevler ve hayatından satır başları şu şekildedir:
- 1886 yılında İstanbul'da polis neferi olarak mesleğe başladı ve 1888'de çavuş oldu.
- Mâmuretülaziz, Erzurum, Bingazi, Sivas, Diyarbekir ve Bitlis'te komiserlik ve başkomiserlik yaptı.
- Milli Mücadele yıllarında başkomiserlikten istifa ederek Birinci Meclis'e katıldı.
- 22 Eylül 1920'de Ankara İstiklâl Mahkemesi Üyeliğine seçilerek tarihi bir sorumluluk üstlendi.
- TBMM'de II., III. ve IV. dönemlerde Elâziz milletvekili olarak memleketini temsil etti.
