Türk tıp tarihinin ve erken Cumhuriyet döneminin en saygın şahsiyetlerinden biri olan hekim ve siyasetçi Hüsamettin Kural, 1879 yılında Antalya'nın tarihi ve doğal güzellikleriyle bilinen İbradı ilçesinde dünyaya geldi. Hem tıbbiye yıllarında hem de ülkenin en zorlu savaş dönemlerinde üstlendiği kritik görevlerle adından söz ettiren Kural, aldığı üst düzey eğitimle salgın hastalıklarla mücadelenin öncülerinden biri oldu. Askerî Tıbbiye mezuniyetinin ardından hekim, Fransa'da uzmanlaştı. Birinci Dünya Savaşı'nda cephe gerisinde büyük fedakarlıklar gösterdi. Cumhuriyet'in kuruluşuyla bürokraside ve parlamentoda önemli sorumluluklar alan Kural, 26 Eylül 1944 tarihinde vefat edene dek ülkesine hizmet etmeyi sürdürdü.
Paris'te İhtisas ve Cephedeki Tıbbi Mücadele
Askerî Tıbbiye'den başarıyla mezun olan Hüsamettin Kural, mesleki birikimini dünya standartlarına taşımak amacıyla dönemin tıp merkezlerinden Paris'e gitti. Paris'teki Emrâzı İstilâiyye yani Bulaşıcı ve Salgın Hastalıklar Hastanesinde eğitim alarak bu alanda uzmanlık derecesi kazandı. Yurda döndüğünde Mektebi Tıbbiye bünyesinde tıp tarihi muallim yardımcılığı yaparak genç hekimlerin yetişmesine katkı sağladı. Ardından Manastır ve İzmir Hastanelerinde pratik hekimlik tecrübelerini artıran Kural, Gülhane'de bakteriyolog olarak görev aldı. Yıldız Hastanesinde ise intaniye uzmanı olarak başarılı çalşmalar yürüttü.
Birinci Dünya Savaşı'nın çetin koşulları altında binbaşı rütbesiyle ordu saflarına katılan Kural, askerin sağlığını korumak için cephede aktif rol oynadı. Savaşın en tehlikeli düşmanlarından biri olan salgın hastalıklara karşı özellikle Ulukışla-Kayseri menzil hattında kolera ve emraz-ı sariye (bulaşıcı hastalıklar) hekimi olarak geceli gündüzlü mesai harcadı. Cephedeki bu kritik başarıları, askeri bültenlerde de takdir topladı.
Cumhuriyet'in Şifacı Bürokratı ve Kızılay Başkanı
Kurtuluş Mücadelesi sürecinde tıbbi eğitime önem vermeyi sürdüren Hüsamettin Kural, Gülhane ile İzmir'de bakteriyoloji ve ateşli hastalıklar öğretmenliği görevini yürüttü. Savunma odaklı sağlık organizasyonlarında yer alarak Millî Müdâfaa Sıhhiye Dairesi 3. Şube Müdürlüğü gibi stratejik bir görevi üstlendi. Tıp akademisinin kalbi sayılan Gülhane Müdürlüğü ve baştabipliği makamına getirildi. Buradaki akademik ve pratik çalşmaları titizlikle idare etti.
Genç Cumhuriyet'in en büyük sağlık seferberliklerinden biri olan sıtma salgınıyla mücadelede doğrudan görev aldı. Sıtma Mücadele Müfettişi unvanıyla Anadolu'yu adım adım gezdi. Amacı, halkı bu amansız salgından korumaktı. Bu başarılarının doğal bir sonucu olarak, dönemin sağlık yönetiminin en üst düzey idari makamlarından biri olan Sıhhat ve İçtimâî Muâvenet Vekâleti (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) Müsteşarlığına getirildi. Kamu sağlığı hizmetlerindeki bu yöneticilik döneminde, ülkenin en köklü yardım kuruluşu olan Kızılay Cemiyeti Başkanlığını da yürüterek insani yardım çalşmalarına rehberlik etti. Vatanına verdiği üstün hizmetlerden ötürü Kural, gurur verici bir İstiklâl Madalyası ile onurlandırıldı.
Meclis Kürsüsü ve Aile Mirası
Sağlık bürokrasisinde edindiği devasa tecrübeyi parlamento zeminine taşıyan Hüsamettin Kural, TBMM V. Dönem ara seçimlerinde Bayazıd Milletvekili olarak meclise adım attı. Yasama çalşmalarına olan katkısı ve halkın güvenini kazanması neticesinde, VI. Dönemde Ağrı ve son olarak VII. Dönemde memleketi Antalya Milletvekilliği görevlerine seçildi. Parlamentoda özellikle uzman olduğu tıbbiye ve sosyal yardım alanlarında yasama ve denetim faaliyetlerine katkı sağladı. Bu bağlamda VI. Dönem Sıhhat ve İçtimaî Muâvenet Encümeni Reisliği ile VII. Dönem Sıhhiye ve İçtimâî Muâvenet Komisyonu Başkanlığı görevlerinde bulunarak ulusal sağlık politikalarının meclis ayağını yönetti.
Kariyerindeki büyük başarıların yanı sıra örnek bir aile babasđ olan Hüsamettin Kural, Linda Kural ile hayatını birleştirdi. Bu mutlu evlilikten Cavit, Adnan ve Suzan adlarında üç evlada sahip oldu. Hem hekim hem de devlet adamđ kimliğiyle ülkenin inşasında silinmez izler bırakan değerli siyasetçi, 26 Eylül 1944 yılında aramızdan ayrıldı. Bugün hem salgın hastalıklarla mücadelenin cesur yüzü hem de Kızılay meşalesini taşıyan saygın bir devlet adamđ olarak anılmaktadır.