Hüsamettin Cindoruk, 8 Haziran 1933'te İzmir'de Vasfi Bey ile Ganimet Hanım'ın oğlu olarak dünyaya geldi. İlk yıllarını Ankara'da geçiren Cindoruk, Çankaya İlkokulu'nun ardından Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun oldu. Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamlayan Cindoruk, 1954'te diplomasını aldı; staj döneminin bitmesiyle birlikte 1955'te bağımsız avukatlığa başladı. Gençlik yıllarında Demokrat Parti gençlik kollarıyla siyasetle tanışan Cindoruk, ilerleyen on yıllarda Türkiye'nin çok partili hayatında belirleyici izler bıraktı; TBMM Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı vekilliği gibi anayasal makamları üstlenen ender isimler arasına girdi.
Yassıada'dan DYP Kuruculuğuna
1958'de Hürriyet Partisi'nin kurucu kadrosuna katılan Cindoruk, bu girişimle bağımsız bir siyasi çizginin arayışına erken yaşta girdi. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından, Demokrat Partili isimlerin yargılandığı Yassıada Davaları'nda 18 eski milletvekilinin savunmasını üstlendi. O dönemde böyle bir görevi kabullenmek ciddi mesleki cesaret gerektiriyordu.
Sonraki yıllarda Adalet Partisi ve Demokratik Parti bünyesinde çeşitli sorumluluklar alan Cindoruk, 1983'te Büyük Türkiye Partisi'ni kuranlar arasında yer aldı. Ancak bu girişim on beş günde sona erdi; parti kısa sürede kapatıldı. 14 Mayıs 1985'te toplanan Büyük Kongre'de Doğru Yol Partisi genel başkanlığına seçilmesi, siyasi yaşamının yeni bir evresini başlattı. 6 Eylül 1987 halk oylamasıyla siyasi yasaklar tarihe karıştı ve 24 Eylül 1987'de toplanan olağanüstü kongrede genel başkanlık koltuğunu Süleyman Demirel'e devretti.
TBMM Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Vekilliği
Milletvekilliği görevini sürdüren Cindoruk, 1986'da Samsun (17. Dönem) ve 1991'de Eskişehir (19. Dönem) milletvekili seçildi. 16 Kasım 1991'de Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığı görevine getirildi; bu makamda 1 Ekim 1995'e kadar kaldı. Görevdeki en ağır sınav, 17 Nisan 1993'te yaşandı. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın o gün ani vefatıyla birlikte anayasal düzen gereği, Cindoruk yaklaşık bir ay boyunca —16 Mayıs 1993'e dek— Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nı vekâleten yürüttü.
Demokrat Türkiye Partisi ve Son Siyasi Dönem
Tansu Çiller'in DYP genel başkanlığı döneminde ortaya çıkan ayrışma, Cindoruk'u yeni bir adım atmaya yöneltti: Partiyle bağlarını keserek Demokrat Türkiye Partisi'ni (DTP) kurdu. 28 Şubat sürecinde Mesut Yılmaz başbakanlığındaki koalisyon hükümetine DTP de ortak oldu; Cindoruk ise bu kabinede doğrudan yer almadı. 1999 genel seçimlerinde yüzde on barajını aşamayan DTP Meclis dışında kalınca genel başkanlıktan çekildi.
Siyasetten uzak kalmak yerine yeniden örgütlenmeyi seçen Cindoruk, 16 Mayıs 2009'da Demokrat Parti'nin olağanüstü kongresinde genel başkanlığa seçildi. 31 Ekim 2009'da Anavatan Partisi ile gerçekleştirilen birleşmeyle Demokrat Parti yeni bir yapıya kavuştu. Cindoruk bu görevi 2011'in Ocak ayında sona erdirdi.
Ailesi ve Vefatı
Hüsamettin Cindoruk, Kasım 1962'den itibaren Dilek Cindoruk ile evli yaşadı. Serra, Revza ve Nerma adlarında üç kız çocuğu vardı. 28 Aralık 2025'te evinde rahatsızlanan Cindoruk, İstanbul'daki Koç Üniversitesi Hastanesi'nin yoğun bakım servisine kaldırıldı. 93 yaşındaki eski TBMM Başkanı, 11 Nisan 2026'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
