Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Hayrünnisa Gül, 18 Ağustos 1965 tarihinde İstanbul Beşiktaş'ta dünyaya geldi.
Babası Ahmet Özyurt olan Gül, köken olarak Kayserilidir.
İlköğrenimini Beyazıt Koca Ragıp Paşa İlkokulu'nda tamamlayan genç kız, 1978-1979 eğitim öğretim döneminde de ortaokuldan mezun oldu.
Henüz Çemberlitaş Kız Lisesi'ndeki ilk yılındayken, lise eğitimini yarıda bırakan Gül, 21 Ağustos 1980 tarihinde, henüz on beş yaşını doldurmasından üç gün geçmişken kendisinden on beş yaş büyük olan Abdullah Gül ile evlendi.
Eşi Abdullah Gül, o dönemde Sakarya'da endüstri mühendisliği alanında 30 yaşında genç bir akademisyen olarak çalışmaktaydı.
Cidde Yıllarından Eğitim Aşkına
Evliliğin ardından eşinin yeni görevi vesilesiyle Cidde'ye giden Hayrünnisa Gül, bu süreçte kendini geliştirmeyi ihmal etmedi.
Eşinin görevi nedeniyle gittikleri Cidde'de kaldığı dönemde kendi imkanlarıyla başlangıç düzeyinde Arapça öğrenen Gül, dil becerilerini daha da geliştirmek amacıyla İngilizce ve bilgisayar kurslarına da devam etmeyi sürdürdü.
Eşi Abdullah Gül, 1983 ile 1991 yılları arasında merkezi Cidde'de bulunan İslam Kalkınma Bankası bünyesinde iktisat uzmanlığı görevini yürütmüştü.
Yıllar sonra yarım kalan eğitim hayalini gerçekleştirmek isteyen Gül, 1997 senesinde liseyi dışarıdan bitirerek mezuniyet diplomasını almayı başardı.
Büyük bir azimle 1998 yılındaki üniversite sınavlarına girdi.
Sınav sonucunda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanarak önemli bir başarıya imza attı.
Üniversite Kapısındaki Hukuk Mücadelesi
Tarihler 8 Eylül 1998'i gösterdiğinde, üniversite kaydı için heyecanla fakülteye giden Gül, hiç beklemediği bir engelle karşı karşıya kaldı.
Başörtülü fotoğraf vermesi gerekçe gösterilerek üniversiteye kaydı yapılmadı.
Hakkını aramak ve eğitim hayalinden vazgeçmemek için kararlı adımlar attı.
Konuyu önce Danıştay'a, ardından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyarak uluslararası düzeyde hukuki bir mücadele başlattı.
O dönemde eşi Abdullah Gül, Fazilet Partisi çatısı altında milletvekili olarak siyaset sahnesinde aktif bir rol oynuyordu.
Kayıt yaptıramadan geri dönmek zorunda kaldığı okul kapısından yıllar sonra, Mart 2004'te davasını geri çekerek bu süreci noktaladı.
Diplomasiden Köşk'e Aktif Birinci Hanım
Eşinin Dışişleri Bakanı olmasıyla birlikte, Dışişleri Mensupları Eşleri Dayanışma Derneği başkanlığı görevini üstlendi.
Dernek faaliyetlerine son derece önem veren Gül, çeşitli yardım kermeslerine ve kurumsal programlara katılarak bu oluşumu desteklemeyi ihmal etmedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 29 Ağustos 2007 tarihinde cumhurbaşkanı seçilen Abdullah Gül'ün ardından, ülkenin birinci hanımı unvanını resmen devraldı.
Bu dönemde, idari işlerden çevre düzenlemesine kadar geniş bir yelpazede son derece titiz ve detaycı bir yaklaşım sergiledi. Yapılan bu titiz çalışmalar şu şekildedir:
- Yabancı konuklara sunulacak hediyeler için resmi antetli paket kağıtları tasarladı.
- Yemek menülerini güncelleyerek modern standartlara kavuşturdu.
- Ankara Palas deposundan getirilen koltukları şık kumaşlarla kaplatarak yeniden kullanıma sundu.
- Masa örtüleri ile sofra takımlarını kayıt altına alıp arşivledi.
- Duvarlardaki tabloların ve bahçeye diktiği meyve ağaçlarının detaylı envanterini çıkardı.
Resmi yurt dışı seyahatlerine çıkmadan önce, gideceği ülkenin genel özelliklerini ve orada bir araya geleceği muhatabının kimliğini önceden detaylıca araştırırdı.
Hayrünnisa Gül'ün bu yoğun toplumsal yaşamının yanı sıra üç çocuğu bulunmaktadır:
- Ahmet Münir Gül (d. 1983)
- Kübra Gül (Sarımermer) (d. 1985)
- Mehmet Emre Gül (d. 1991)
