Osmanlı İmparatorluğu'nun en çalkantılı, en sancılı ve en zorlu tarihi kesitlerinden birinde din adamı ve devlet adamı kimliğiyle öne çıkan Haydarizade İbrahim Efendi, 1863 ile 1933 yılları arasında yaşamış, Türk milletinin kaderini tayin eden kritik dönemeçlerde tarih sahnesinde aktif rol almış çok yönlü bir şahsiyettir. Cihan Harbi'nin yıkıcı sonuçları ve İmparatorluğun başkenti olan İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından fiilen işgal edilmesi karşısında sergilediği vatansever ve asil duruşla adını altın harflerle tarihe yazdırmıştır. Bu büyük din bilgini, memleketin içinde bulunduğu derin karanlıktan çıkış yolunu ararken yalnızca dini meselelerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilinciyle de hareket etmiştir. Bugün ülkemizin en saygın sivil toplum kuruluşlarından biri olan Yeşilay'ın kuruluşuna öncülük ederek toplumun manevi ve bedeni sağlığını koruma yolunda devasa bir adım atmıştır. Onun hayat hikayesi, zor zamanlarda sorumluluk almaktan çekinmeyen, vatanı ve milleti için her türlü konforundan feragat edebilen bir aydının seçkin bir portresidir.
Şeyhülislamlık Yılları ve Milli Mücadele'ye Katılımı
Osmanlı Devleti'nin yönetim kademelerinde ilmi, dürüstlüğü ve dirayetiyle temayüz eden İbrahim Efendi, devletin en kritik virajları döndüğü o karanlık günlerde iki kez şeyhülislamlık gibi son derece ulvi ve ağır bir makama getirilmiştir. Bu en yüksek dini ve idari makamda bulunduğu süreçte, vatan topraklarının parça parça işgal edilmesine ve halkın esarete mahkum edilmek istenmesine asla kayıtsız kalmamıştır. İstanbul'un işgal güçlerinin denetimi altına girmesiyle birlikte, saray çevresindeki ve başkentteki tüm imkanlarını, makamını ve şahsi güvenliğini bir kenara iterek Anadolu'da bağımsızlık ateşiyle yanan kurtuluş mücadelesine katılma kararı almıştır. Esaret altındaki payitahttan büyük tehlikeleri göze alarak ayrılan İbrahim Efendi, Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele saflarına dahil olmuş ve bağımsızlık savaşı veren vatanseverlerin en büyük manevi destekçilerinden biri haline gelmiştir. Bu adımı tarihi önem taşımaktadır. Onun cesur duruşu, Anadolu'daki direnişin manevi gücünü ve inancını pekiştiren güçlü bir rüzgar estirmiştir.
Yeşilay'ın Kuruluşundaki Rolü ve Mirası
Haydarizade İbrahim Efendi, askeri ve siyasi bağımsızlığın yanı sıra toplumsal yapının ahlaki ve fiziksel olarak ayakta kalması gerektiğine de yürekten inanıyordu. Milli kimliği korumak en büyük gayesiydi. Özellikle savaşların, göçlerin ve işgallerin getirdiği büyük toplumsal yıkımların, toplumun gençliğini ve geleceğini alkol ile diğer zararlı alışkanlıkların pençesine ittiğini derin bir teessürle gözlemlemiştir. Bu çürümeye karşı acil önlem alınmalıydı. Bu doğrultuda İbrahim Efendi, bir grup vatansever aydın ve hekimle birlikte hareket ederek bugün gurur duyduğumuz Yeşilay Derneği'nin kurucuları arasında yer almıştır. Bu cemiyet onun ileri görüşlülüğünü gösterir.
Tarihe yön veren adımları şunlardır:
- Devletin son yıllarında üstlendiği iki dönem şeyhülislamlık göreviyle dini liderliği en üst düzeyde temsil etmesi,
- İşgal altındaki İstanbul'un esaret ortamına boyun eğmeyerek başkenti terk etmesi ve Milli Mücadele hareketine fiilen katılarak tarihi bir sorumluluk alması,
- Toplumun geleceğini korumak amacıyla kurulan ve bugün devasa bir çınar haline gelen Yeşilay Cemiyeti'nin kurucu kadrosu içerisinde öncü bir vizyon ortaya koyması.
Milli egemenlik ve toplumsal uyanış yolunda ömrünü vakfeden bu mümtaz şahsiyet, 1933 yılında vefat ettiğinde ardında hem vatan savunmasına adanmış tertemiz bir isim hem de toplumun geleceğine işık tutan köklü bir vakıf bırakmıştır.