Türkiye Cumhuriyeti'nin dini ve akademik tarihindeki en saygın şahsiyetlerden biri olan Hasan Hüsnü Erdem, 8 Temmuz 1889 tarihinde Antalya ilinin Akseki ilçesinde doğarak ilim yoluna adım atmıştır. Hayatı boyunca ilim öğrenme ve öğretme gayesiyle hareket eden Erdem, 1961 ile 1964 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin 6. Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yapmıştır. Ülkesinin en zorlu dönemlerinde, özellikle de Milli Mücadele yıllarında hutbeleriyle halkı birleştiren ve onlara moral aşılayan din bilgini, Ankara'daki evinde 22 Ağustos 1974 tarihinde vefat etmiştir. Onun hem Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki köklü medrese eğitimi hem de cumhuriyet yıllarındaki akademik çalışmaları, onu modern Türkiye'nin dini yapısının inşasında önemli bir figür haline getirmiştir.
Eğitim Hayatı ve Medrese Başarıları
Erdem, çocukluk ve gençlik dönemindeki ilk dini eğitimini babasından almış ve bu eğitim onun ilim yolculuğunun temelini oluşturmuştur. Daha derin bir yüksek tahsil yapmak amacıyla İstanbul'a gelen Erdem, burada dönemin seçkin alimlerinin ders halkalarına katılmıştır. Burada Ali Rızâ Efendi ve Fatih müderrisi Mehmed Şükrü Efendi gibi önemli isimlerden dersler alarak kendisini geliştirmiştir. Bu yoğun ve disiplinli çalışmalarının neticesinde, 1912 yılında bu hocalardan icazetname almaya hak kazanmıştır.
Eğitim hayatını daha da ileriye taşımak isteyen Erdem, 1916 yılında Darül-Hilafet'il Âliye Medresesi'ni başarıyla tamamlamıştır. Osmanlı ilmiye teşkilatında görev alabilmek amacıyla katıldığı ruûs sınavını üstün bir başarı göstererek birincilikle kazanmıştır. Ardından Medresetü'l-mütehassısîn bünyesindeki fıkıh bölümüne girerek eğitimini sürdürmüştür. Burada hazırladığı ve dört sünni mezhebin görüşlerini karşılaştırmalı olarak ele alan Ahkâm-ı Radâ adlı fıkıh çalışmasıyla da birinci olmuştur. Bu çalışması sayesinde İstanbul müderrisliği belgesi alarak ilim dünyasındaki yerini sağlamlaştırmıştır.
Milli Mücadele Dönemi ve Eğitimcilik Yılları
Akademik birikimini ülkesinin hizmetine sunmak isteyen Erdem, 1920 yılında memleketi Antalya'da din dersi muallimi olarak göreve başlamıştır. Anadolu topraklarının düşman işgali altında olduğu o karanlık günlerde halkın çok ciddi bir manevi desteğe ihtiyacı vardı. Erdem, görev yaptığı Antalya'da vatan savunmasını ve Milli Mücadele'yi destekleyen vaazları ile ön plana çıkmıştır. Cami kürsülerinden halka seslenerek birlik ve beraberlik çağrıları yapmış, vatan sevgisini aşılayan hutbeler irat etmiştir. Onun bu etkili vaazlarından birini, o dönem Antalya'da bulunan ve dönemin Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver de dinlemiştir.
Milli Mücadele'nin kazanılmasından sonra da eğitimcilik faaliyetlerine ara vermeden devam eden Erdem, çeşitli kurumlarda öğretmenlik ve idarecilik yapmıştır. Bu kapsamda üstlendiği bazı önemli görevler şu şekildedir:
- Ankara Dar'ül-Hilafet Medresesi bünyesinde müderrislik yapmıştır.
- Aynı medresede üyelik (azalık) görevinde bulunmuştur.
- Antalya'daki okulların ortaokul ve lise düzeyindeki sınıflarında din kültürü ve Türkçe dersleri vermiştir.
- Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde tefsir dersleri vererek yeni nesil ilahiyatçıların yetişmesine katkıda bulunmuştur.
Akademik Katkıları ve Diyanet İşleri Başkanlığı
Cumhuriyet dönemi ilahiyat eğitiminde de aktif roller üstlenen Erdem, 1952 ile 1959 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde tefsir dersleri vermiştir. Buradaki dersleriyle üniversite gençliğine Kuran tefsiri konusunda derinlemesine bilgiler aktarmıştır. Bu dersler yaklaşık yedi yıl boyunca devam etmiştir. Akademik kariyerinin ve devlete olan hizmetlerinin zirve noktası ise 1961 yılında gerçekleşmiştir. Kendisi ülkenin altıncı Diyanet İşleri Başkanı'dır. 1961 yılında devraldığı bu ulvi görevi 1964 yılına kadar büyük bir hassasiyet ve liyakatle sürdürmüştür.
Diyanet İşleri Başkanlığı görevinden emekliye ayrılmasının ardından da topluma ve devlete hizmet etmeye devam eden Erdem, 1966 yılına kadar Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliği görevini yürütmüştür. Hayatının son yıllarını Ankara'da geçiren değerli din bilgini, 20 Ağustos 1974 tarihinde Ankara'daki evinde vefat etmiştir. Erdem, geride bıraktığı kıymetli fıkıh çalışmaları, yetiştirdiği binlerce öğrenci ve devlet kademelerindeki örnek hizmetleriyle Türk milletinin hafızasında saygın bir yer edinmiştir.