Türkiye'nin yakın geçmişindeki en ürpertici sorgu odalarından biri olan Sanasaryan Han'daki "tabutluk" tasarımlarının arkasında, yaptığı yurt dışı seyahatlerinden esinlenen Türk bürokrat Haluk Nihat Pepeyi bulunuyordu. Bürokrasi dünyasında görev yapan Pepeyi, sorgu ve gözaltı merkezlerindeki fiziksel koşulları sertleştiren ve özellikle dar alanlarda uygulanan baskı yöntemlerini geliştiren bir figür olarak tarihe geçti. Kendisi, dönemin idari yapılanmasında rol alırken, gözaltındaki kişilere yönelik uygulamalarda radikal ve sıra dışı yöntemleri benimsemesiyle tanınmaktadır.
Sanasaryan Han ve Tabutluk Hücreleri
Sorgulama süreçlerinde psikolojik ve fiziksel çöküntü yaratmayı hedefleyen bu daracık işkence odalarının inşası dışında, geliştirilmesi süreçleri de doğrudan Pepeyi'nin düşünceleriyle şekillendi. Sanasaryan Han bünyesinde hayata geçirilen bu tasarımlar, gözaltında tutulan kişileri tamamen hareketsiz bırakarak iradelerini kırmayı amaçlıyordu. Dönemin emniyet ve sorgu merkezlerinden biri olan bu mekanda kurulan hücreler, bürokratik bir zihniyetin en sert ve karanlık uygulamalarından biri olarak hafızalara kazındı. Tasarım süreci tamamen ona aitti.
Nazi Almanyası Gezisi ve Işık Detayı
İlham kaynağı ise yurt dışı seyahatleriydi. Pepeyi, Nazi Almanyası bölgesine yaptığı bir seyahat sırasında gözlemlediği sorgu tekniklerinden derinden etkilendi. Oradaki yöntemleri inceledikten sonra, Türkiye'deki sorgu odalarına uyarlamak üzere yeni fikirler geliştirdi. Gözaltındaki bireylerin üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla, bu daracık hücrelerin içine aşırı derecede yüksek ışık veren helezonik ampuller yerleştirilmesi fikrini ortaya attı. Bu parlak ışık detayı, sorgulananların zihinsel direncini kırmak için geliştilen sistemin en belirgin unsurlarından biri haline geldi.