Osmanlı Devleti'nin son döneminde askeri başarılarıyla tarihe adını yazdıran Halil Kut, 1881 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiş ve Birinci Dünya Savaşı'nda İngiliz ordusuna karşı kazandığı efsanevi Kut'ül Amare Zaferi ile Türk askeri tarihinin unutulmaz komutanlarından biri olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk ile Harp Akademisi sıralarında yolları kesişen bu kahraman asker, İttihat ve Terakki Cemiyeti çatısı altında aktif rol üstlenerek imparatorluğun en zorlu cephelerinde vatan savunmasını üstün bir stratejiyle yönetmiştir. Hem Irak Cephesi'ndeki kuşatmayla hem de sonrasında Kafkas İslam Ordusu bünyesinde kazandığı başarılarıyla bilinen Halil Paşa, ömrünü cephelerde geçirmiş bir şahsiyettir.
Harbiye Yıllarından Kut'ül Amare Destanına
Halil Kut, Enver Paşa'nın kendisinden sadece bir yaş küçük amcası olarak askeri bürokrasinin aynı zamanda ailevi bağlarla da tam merkezindeydi. Harp Akademisi'nde sınıf arkadaşı olduğu Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte 1905 yılında mezuniyet hakkı kazandı. Okulu Mümtaz Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olduktan sonra ülkenin kaderini belirleyecek siyasi gelişmelerde sorumluluk üstlendi. İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile 31 Mart Vakası arasındaki istikrarsız dönemde, İran coğrafyasındaki özgürlük hareketlerini desteklemek üzere gönderildi. Bâb-ı Âli Baskını sonrası yeni bir göreve getirildi. İstanbul Merkez Komutanlığı rütbesine atanan deneyimli asker, Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle yeniden cephelere döndü.
Kafkasya Cephesi'nden aldığı kendi kolordusuyla Irak Cephesi'ndeki birliklere takviye sağlamak amacıyla bölgeye intikal etti. Karşısındaki İngiliz General Charles Townshend komutasındaki tümen, Selman-ı Pak Muharebesi'ni kaybederek Kut'ül Amare kasabasına sığınmak zorunda kalmıştı. Osmanlı ordusu bu kasabayı hemen kuşattı. Ordunun başındaki Alman komutan Colmar von der Goltz Paşa'nın tifüsten vefat etmesi üzere komuta genç yaştaki Halil Paşa'ya geçti. Mirliva rütbesiyle 6. Ordu Komutanı olan paşa, 29 Nisan 1916'da İngiliz ordusunun tamamını esir almayı başardı. İngiltere tarihinin bu en büyük hezimetinde, 13 general ve 277 subay dahil 13 bin 300 asker esir alındı. Bu büyük zafer tüm dünyada yankı buldu. Kahraman komutana, 1934 yılında bizzat sınıf arkadaşı Mustafa Kemal Atatürk tarafından "Kut" soyadı layık görüldü.
Bakü Fethinden Kurtuluş Savaşına Ulaşan Mücadele
Muzafferiyetin ardından Irak askeri valiliğine getirilen Halil Paşa, kısa süre sonra yeni bir hedef için yola çıktı. Rusya'daki ihtilal sonrasında Kafkas İslam Ordusu bünyesinde Nuri Killigil komutasındaki ileri harekâta etkin katılım gösterdi. Bölgedeki Müslüman halka yönelik girişilen katliamları durdurmak amacıyla Azerbaycan topraklarının kurtuluş mücadelesinde ön saflarda savaştı. Kahraman ordusuyla 15 Eylül 1918'de Bakü'ye girdi.
Mondros Mütarekesi imzalanınca elçi olarak Ermenistan'a atanmak istense de İstanbul'a geri çağrılarak İtilaf Devletleri tarafından tutuklandı. Bekirağa Bölüğü'ne hapsedilen tecrübeli komutan, Malta'ya sürülmeden hemen önce 7 Ağustos 1919 tarihinde hapisten kaçtı. Anadolu'ya geçerek Kurtuluş Savaşı'na fiilen katıldı. Sivas'ta Mustafa Kemal Paşa ile buluşarak Sovyetler Birliği'nden askeri ve maddi destek sağlama görevini üstlendi. Moskova'da yürüttüğü diplomatik görüşmeler sayesinde TBMM Hükümeti'ne ulaştırılmak üzere 8 ton külçe altın ile çok sayıda silah temin etti.
Sürgün Yılları, Yurda Dönüş ve Vefatı
İttihatçı geçmişi ve Enver Paşa ile olan yakın ilişkileri sebebiyle Ankara hükümeti ile ilişkileri zaman zaman gerildi. Hükümetin aldığı sınır dışı kararnamesine rağmen Trabzon ve Batum hatlarında faaliyetlerini sürdürmeye gayret etti. Sovyet topraklarından çıkarılmasının ardından Afgan pasaportu kullanarak Almanya'ya, oradan da Macaristan ve Avusturya coğrafyasına geçti. Sürgün yılları Viyana'da geçirdiği ameliyatla sonlandı. Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra çıkarılan özel izinle nihayet doğduğu topraklara, vatanına geri dönme fırsatı buldu.
Halil Paşa'nın kariyeri boyunca üstlendiği başlıca kritik roller şu şekildedir:
- İstanbul Merkez Komutanlığı rütbesi
- Kut kuşatmasını zafere ulaştıran 6. Ordu Komutanlığı
- Irak coğrafyasındaki düzeni sağlayan Irak Askerî Valiliği
Safiye Hanım ile 1909 yılında kurduğu mutlu evlilikten üç çocuk sahibi olan paşa, sakin bir ömür sürdü. Hayatı boyunca renkli kişiliği ve hayata bağlılığı ile tanınan efsanevi komutan, yakalandığı gırtlak kanseri sebebiyle 20 Ağustos 1957 tarihinde İstanbul'da 76 yaşında hayata gözlerini yumdu. Hatıraları "Kut ül Amare Kahramanı Halil Kut Paşa'nın Hatıraları: Bitmeyen Savaş" ismiyle kitaplaştırılarak askeri tarihimize armağan edildi.
