Evrim Alataş, Kürt coğrafyasında yaşanan çatışmalı dönemin traji-komik öykülerini kalemiyle derin hikayelere dönüştüren ve ömrünü hak savunuculuğuna adamış çok yönlü bir Kürt asıllı Türk yazar, gazeteci ve senaristtir. Kendisi aynı zamanda son derece başarılı bir gazeteci, senarist ve insan hakları savunucusudur. Değerli kalem, 1976 yılında Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Gölpınar köyünde dünyaya gözlerini açtı. Gazeteciliğe adım attığı ilk andan itibaren toplumsal meselelere karşı gösterdiği duyarlılığıyla öne çıktı. Özellikle Kürt coğrafyasındaki çatışmaların insani boyutunu ve savaş mağduru çocukların trajedilerini aktardı. Bunu yaparken kendine has, akıcı ve sarsıcı bir dil kullandı. Genç yaşta aramızdan ayrılmasına rağmen geride bıraktığı eserler onu unutulmaz aydınlar arasına yerleştirdi.
Gazetecilik Yılları ve Toplumsal Mücadele
Eğitim hayatına doğduğu köy olan Gölpınar’da başlayan yazar, ilkokul ve ortaokulu burada tamamladı. Ardından lise ve sonraki eğitim basamakları için İstanbul’a yerleşti. Takvimler 1994 yılını gösterdiğinde ise ömrünü adayacağı gazetecilik mesleğine ilk adımını attı. Muhabirlik heyecanıyla başladığı bu yolda, zamanla editörlük sorumluluğunu da üstlendi. Dönemin zorlu koşullarında birçok farklı yayın organında aktif görevler üstlendi. Bu yayınlar arasında şunlar yer almaktadır:
- Yeni Politika
- Demokrasi
- Özgür Bakış
- Ülkede Özgür Gündem
Ayrıca Evrensel, BirGün ve Özgür Politika gibi gazetelerde aralıklarla köşe yazıları yazarak geniş kitlelere ulaştı. Kaleminin gücünü sadece gazetelerle de sınırlı tutmadı. Esmer, Birikim, Amargi, Siyahi ve Tiroj gibi saygın dergilerde de makaleleri sıklıkla yayımlandı. Medya kariyerinin son döneminde ise Radikal İki ekinde ve Taraf gazetesindeki ‘Kürtler Vadisi’ köşesinde yazdı. Burada Kürt halkının karşılaştığı sosyo-politik sorunları cesurca dile getirdi.
Edebi Eserleri ve Sinemadaki Başarısı
Gazetecilik kimliğinin yanı sıra edebiyatta da derin izler bıraktı. 2003 yılında Aram Yayınları aracılığıyla okuyucuya ulaşan Mayoz Bölünme Hikayeleri adlı ilk kitabını çıkardı. Çatışmalı dönemin yarattığı trajikomik öyküleri derlediği bu eser, onun gözlem gücünü açıkça kanıtladı. Sinema alanındaki yeteneğini ise yönetmen Miraz Bezar ile iş birliği yaparak ortaya koydu. Diyarbakır sokaklarındaki savaş mağduru çocukların dramını ve yaşam mücadelesini anlatan ortak bir hikaye kaleme aldılar. Bu ortak çalışma, daha sonra uzun metrajlı Min Dît (Ben Gördüm) filmine dönüştü. Büyük ilgi gören bu ödüllü yapım, şu gelişmelere sahne oldu:
- 2009 baharında Diyarbakır’da görkemli bir gala yapılması
- 46. Altın Portakal Film Festivali’ne katılım sağlanması
- Behlül Dal En İyi Öykü Ödülü’ne layık görülmesi
Başarılı yazar, 2009 yılının Ağustos ayında İletişim Yayınları aracılığıyla okurlarla buluşan ve büyük beğeni toplayan Her Dağın Gölgesi Deniz’e Düşer isimli son önemli eserini edebiyat dünyasına armağan etti.
Erken Veda ve Yaşatılan Mirası
Yazın dünyasında fırtınalar estirirken bir yandan da amansız bir hastalıkla mücadele ediyordu. Değerli yazar, ne yazık ki 12 Nisan 2010 tarihinde henüz 34 yaşındayken kansere yenik düştü. Diyarbakır’daki evinde sessizce yaşama veda eden Alataş’ın zamansız vefatı tüm sevenlerini derin bir yasa boğdu. Cenazesi, düzenlenen törenin ardından vasiyeti üzerine doğduğu köy olan Gölpınar’da toprağa verildi. Onun adını ve toplumsal barış mücadelesini yarınlara taşımak amacıyla, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (İLEF) bünyesinde 2011 yılından beri her yıl Ayrımcılığa Karşı İLEF Evrim Alataş Ödülü gururla verilmektedir.