Türkiye'nin yetiştirdiği en yetenekli müzisyenlerden biri olan Eylem Pelit, 1971 yılında Ankara'da dünyaya gözlerini açtı. Küçük yaşlardan itibaren melodilerin büyülü dünyasına adım atan sanatçı, ilkokul eğitimini tamamladıktan sonra müzikal yolculuğunu akademik bir boyuta taşıdı. Bu doğrultuda İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı bünyesine katılarak burada tam altı yıl boyunca disiplinli bir viyola eğitimi aldı. Konservatuvar sıralarında klasik müziğin temel yapı taşlarını öğrendi. Okul yıllarında kendi çabalarıyla basgitar çalmaya başladı. Bu enstrümana adeta tutkuyla bağlandı. Aldığı viyola disiplinini bu yeni tutkusuna aktararak kısa sürede basgitarda dikkate değer bir yetkinliğe ulaştı.
Akademik Temeller ve Armoni Eğitimleri
Basgitarda kendi kendine attığı adımları teorik bilgilerle sağlamlaştırmak isteyen başarılı sanatçı, Türkiye'nin saygın teorisyenleriyle çalışma fırsatı yakaladı. Müzik teorisine büyük ilgi duyuyordu. Bu amaçla değerli eğitmenlerle bir araya geldi. Yetkinliğini artırmak adına müzik dünyasının öncü isimleriyle teorik açıdan derinleşme sürecine girdi. Başarılı müzisyen, gelişim döneminde usta isimlerden dersler aldı:
- Kamil Özler ile armoni ve solfej dersleri gerçekleştirdi.
- Nail Yavuzoğlu ile armoni üzerine yoğun çalışmalar yürüttü.
- Ali Perret ile modern armoni yaklaşımları konusunda eğitimler aldı.
Bu değerli isimlerden edindiği üst düzey birikim, onun enstrüman üzerindeki yetkinliğini çok daha sağlam temellere oturtmasını sağladı.
Eurovision Başarısı ve Caz Festivalleri Serüveni
Sanat hayatına birçok önemli performans sığdıran müzisyen, 1997 senesinde uluslararası düzeyde büyük bir gurura ortak oldu. Türkiye'nin Şebnem Paker'in seslendirdiği eserle katılarak üçüncülük gibi tarihi bir başarı elde ettiği 1997 yılındaki Eurovision Şarkı Yarışması sahnesinde, ülkeyi gururla temsil eden grupta davul çalarak ritimleriyle performansa hayat verdi. Basgitardaki yeteneğinin yanı sıra ritim konusundaki hakimiyetini de kanıtlayan bu performans, kariyerinin en parlak sayfalarından biri oldu. Müzikal sınırlarını her geçen gün genişleten sanatçının yeni durağı caz sahneleri oldu. Bu kapsamda düzenlenen 7. Uluslararası İstanbul Caz Festivali çerçevesinde, Aşkın Arsunan'ın liderliğindeki Etno - Karma projesinde performans sergiledi. Dinleyicilerden büyük beğeni toplayan bu projenin yanı sıra festival sahnelerindeki varlığını aralıksız sürdürdü.
Başarı grafiğini her geçen gün yükselten sanatçı, Türkiye'nin en seçkin caz etkinliklerinde sahne alarak adından sıkça söz ettirdi. Bu doğrultuda hem 11. hem de 12. İstanbul Caz Festivali bünyesinde farklı müzikal topluluklarla birlikte sahneyi paylaştı. Caz müziğinin kalbinin attığı diğer önemli buluşma noktalarında da yer alan enstrümanist, Akbank Caz Festivali ve Afyon Caz Festivali gibi organizasyonlarda da çeşitli gruplarla müzikseverlerin karşısına çıktı. Sahnedeki dinamik tarzı ve teorik yetkinliğiyle caz severlerin takdirini kazandı. Birçok farklı festivalde sergilediği performanslarla müzik dünyasındaki yerini sağlamlaştıran deneyimli sanatçı, günümüzde de aktif müzik hayatına devam etmektedir. Kendisi halen Kültür Bakanlığı Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu bünyesinde kadrolu sanatçı unvanıyla görevini başarıyla sürdürmektedir.