Türk basın tarihi ile çeviri dünyasının önemli figürlerinden Erol Güney, klasik yapıtları Türkçeye kazandıran seçkin bir gazetecidir.
1950'li yıllarda kaleme aldığı bir haber yüzünden vatandaşlıktan çıkarılan aydın, yaşamını İsrail'de sürdürmek durumunda kalmıştır.
Usta kalem, 2009 yılındaki vefatına kadar yazın hayatına devam etmiştir.
Edebiyat Dünyasında Bir Öncü: Klasiklerin Türkçe Yolculuğu
1940'lı yıllarda ülkemizdeki tercüme faaliyetlerinde aktif görev üstlenen Erol Güney; Dostoyevski, Çehov ve Molière gibi devlerin eserlerini dilimize ilk kez kazandırarak kültür dünyamızda adeta çığır açmıştır.
Kültür hayatının zenginleşmesine katkı sağlayan bu çalışmalar sayesinde pek çok dünya klasiği ilk kez Türkçeye çevrildi.
Aramızdan ayrılışının ardından derin bir iz bırakan aydın, özellikle şu büyük yazarların eserlerini dilimize kazandırdı:
- Rus edebiyatının dâhisi Dostoyevski
- Oyun yazarı ve öykücü Çehov
- Fransız tiyatrosunun ustası Molière
Bu öncü çeviriler, Türkiye'de entelektüel birikimin oluşmasında ve genç kuşakların dünya edebiyatı ile tanışmasında önemli bir köprü kurdu.
Sürgün Yılları ve Gazetecilik Tutkusu
1950'li yıllara gelindiğinde, Erol Güney'in meslek hayatı büyük bir dönüm noktasına sahne oldu.
Kaleme aldığı ses getiren bir haber gerekçe gösterilerek vatandaşlıktan çıkarılan gazeteci, hayatının geri kalanını İsrail sınırları içerisinde geçirmek zorunda kaldı.
Yazma tutkusu hiç sönmedi.
Yeni ülkesinde de mesleğine devam etti.
Özellikle haftalık olarak yayımlanan Şalom Gazetesi bünyesinde yazdığı makaleler ve köşe yazılarıyla adından söz ettirmeyi sürdürdü.
Hem iki kültür arasında bağ kuran hem de entelektüel birikimini okurlarıyla paylaşan usta yazar, 2009 yılında aramızdan ayrıldı.
