Türk sanat dünyasının en üretken ve cesur simalarından biri olan Erkan Yücel, ömrünü halka adayan toplumcu tiyatro ve sinema oyuncusudur. 13 Mart 1944 tarihinde Ankara'da dünyaya gelen sanatçı, mesleğini sahne tozunu yuttuğu andan itibaren ezilen kitlelerin sesini duyurmak amacıyla icra etmiştir. Lise yıllarında eğitimi yarıda bırakarak sanata yönelen Yücel, tiyatro kariyerine halkevlerinin kursları ve Ankara Deneme Sahnesi ile ilk adımını atmıştır. Kendine has tarzını zorlu politik dönemlerde dahi taviz vermeden sürdürdü. 9 Eylül 1985 günü ise film çekimi yolculuğunda geçirdiği trafik kazasıyla aramızdan ayrıldı. Sanatçının yaşamı, toplumcu sanat anlayışını Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar taşırken karşılaştığı siyasi baskılar ve uluslararası başarılarla şekillenmiştir.
Konservatuvardan Ankara Sanat Tiyatrosuna
Konservatuvar kapılarından iki kez geri çevrilmesine rağmen Erkan Yücel, sanata olan inancını hiç yitirmedi. 1962 ve 1963 senelerinde yaptığı başvurular, ilginç bir biçimde "ağız yapısının uygun olmadığı" iddiasıyla reddedilmiştir. Bu haksız engelleme karşısında pes etmeyen genç yetenek, ilerleyen yıllarda kendisine sunulan Devlet Tiyatroları kadrosunu da kendi özgür iradesiyle geri çevirmiştir. Deneme Sahnesi'ndeki deneyimlerinin ardından, dönemin en dinamik tiyatro oluşumu olan Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) bünyesine katılmştır. Bu nitelikli sahnede sergilediği oyunculuk performansıyla kısa sürede adından söz ettirmeyi başarmştır. Sanatçı, özellikle iki tiyatro eseriyle dünya genelinde büyük bir yankı uyandırmştır:
- Ayak Bacak Fabrikası
- Klimanjaro'ya Tek Başına Tırmanmak
- Hitler Rejimi'nin Korku ve Sefaleti
Bu çatıda geçirdiği dönem onun için oldukça verimliydi. Kariyerindeki sanatsal olgunluğa burada ulaşarak adını altın harflerle yazdırdı.
Siyasi Baskılar, Cezaevi Yılları ve San Remo Başarısı
Usta oyuncunun sanat hayatı, Türkiye'nin çalkantılı politik ikliminden ve askeri müdahalelerinden doğrudan etkilenmiştir. 12 Mart döneminde sahneledikleri Hitler Rejimi'nin Korku ve Sefaleti adlı oyun, dönemin sıkıyönetim idaresini rahatsız etmiştir. Bu sebeple tutuklanan Yücel, askeri mahkemede yargılanarak tam 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmştır. Demir parmaklıklar ardında iki yıl geçirdikten sonra özgürlüğüne kavuşan sanatçının, cezaevinde ağır işkencelere maruz kaldığı da söylenmektedir. Yaşadığı tüm bu zorluklar onun halkçı sanat çizgisini değiştiremedi. Aksine, sanatsal inancını daha da perçinledi. AST bünyesindeki bazı fikir ayrılıkları nedeniyle buradan ayrılan Yücel, kendi tiyatro topluluklarını kurmaya yönelmiştir. Sanatçı, sırasıyla Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu ve Halk Oyuncuları adını verdiği topluluklarla Anadolu'nun dört bir yanını kapsayan büyük turneler düzenlemiştir. Tiyatro sahnelerinin yanı sıra beyaz perdede de boy gösteren aktör, 1975 yılında kariyerinin zirve noktasına ulaşmştır. Endişe filmindeki muazzam oyunculuğu ile San Remo Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görülmüştür. Bu başarı, Türk sinema tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Zira Yücel, uluslararası arenada ödül kazanan ilk Türk sinema sanatçısı olma unvanını elde etmiştir. Ne var ki baskılar sonraki yıllarda da artarak devam etmiştir. 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte usta aktör yeniden engellemelerle karşşı karşıya kalmıştır. İzmir'de gerçekleştirilecek tiyatro turnesinde sıkıyönetim komutanlığı, oyunun oynanmasına izin verirken Erkan Yücel'in sahne almasını tamamen yasaklamıştır. Darbe yönetiminin getirdiği kısıtlamalar bununla kalmadı. Pasaport verilmeyen ünlü sanatçının yurt dışına çıkışı da yasaklandı.
Halka Adanan Bir Hayat ve Yarım Kalan Hikaye
Erkan Yücel, sadece sahnede değil, hayatın her alanında devrimci ve toplumcu bir duruş sergilemiştir. Sanat çalışmalarını son dönemlerinde Ankara Halk Tiyatrosu çatısı altında toplayan usta isim, başkentte yerleşik bir sahne inşa etmiştir. Ankara'daki yerleşik sahnesinde halk için sadece yetişkinlere yönelik politik tiyatro eserleri sahnelemekle kalmamş, aynı zamanda geleceğin teminatı olarak gördüğü ufaklıklar için de eğitici çocuk oyunları hazırlamştır. Sanatın halk için yapılması gerektiğine inanan Yücel, tiyatroyu kelimenin tam anlamıyla sokağa ve köylere taşımştır. Traktör römorklarını mobil birer sahneye dönüştürerek köy köy dolaşmış ve tiyatroyla tanışmamş Anadolu insanına gösteriler sunmuştur. Siyasi alanda da aktif bir mücadele veren Yücel, yaşamı boyunca Aydınlık çevresinde aktif şekilde yer almştır. Sanatçı, sırasıyla şu siyasi partilerin saflarında halk mücadelesine omuz vermiştir:
- Aydınlık çevresi
- Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi
- Türkiye İşçi Köylü Partisi
Doğu Perinçek ile olan yakın dostluğu ve parti saflarında yürüttüğü ortak mücadele nedeniyle usta sanatçı, dünyaya gelen erkek çocuğuna onun ismini ithaf ederek Doğu adını vermiştir. Sanatsal yeteneğini çok yönlü kullanan usta aktör, Sarper Özsan yönetimindeki prestijli Aydınlık Korosu bünyesinde de seslendirme sanatçısı olarak görev almıştır. Halkñyla kurduğu bu bağ maalesef erken kesildi. Yeni bir sinema filminin çekim çalışmaları için İzmir'e gitmekte olan Yücel, 9 Eylül 1985 tarihinde karayolunda geçirdiği feci trafik kazası neticesinde henüz 41 yaşındayken hayata gözlerini yumuştur. Genç yaşta gelen bu acı kayıp, Türk tiyatrosunda ve sinemasında doldurulamaz büyük bir boşluk yaratmştır. Anadolu'nun ücra köylerinde, traktör römorklarında başlattığı o eşsiz ve özverili tiyatro meşalesi, savunduğu toplumcu sanat felsefesi sayesinde günümüzde de gelecek nesillere ilham vermeyi sürdürmektedir.
