Emine Mukbile Osmanoğlu (Mukbile Sultan), Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş dönemine ve hanedanın sürgün yıllarına tanıklık etmiş asil bir Türk sultanıdır. 1911 yılında İstanbul'daki görkemli Dolmabahçe Sarayı'nda doğan bu asil kadın, saltanatın kaldırılmasının ardından ailesiyle birlikte zorlu bir sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldı. Hayatının büyük bir kısmını vatanından uzakta geçiren hanedan üyesi, nihayet yıllar sonra doğduğu şehre geri dönerek burada vefat etmiştir.
Dolmabahçe Sarayı'ndan Sürgüne Uzanan Çocukluk
Genç sultan, Sultan V. Mehmet Reşat'ın en küçük oğlu Şehzade Ömer Hilmi Efendi ile onun ikinci eşi Hadice Firdevs Gülnev Hanımefendi'nin kızıdır. Mukbile Sultan, 1913 yılında doğan Şehzade Mahmut Namık Efendi ile öz kardeştir. Saray ortamında başlayan hayatı, kısa süre sonra büyük acılarla sarsıldı. Annesini sekiz yaşında yitirmesi, çocukluğunun ilk derin yarasıydı. 1918 yılında dedesi Sultan V. Mehmet Reşat'ın hayata gözlerini yummasıyla saray yaşamı sona erdi. Bu büyük kaybın ardından aile, Dolmabahçe Sarayı'ndan ayrılmak durumunda kaldı. Bundan sonra kış mevsimlerini Nişantaşı'nda bulunan babasının konağında geçiren küçük kız, yaz aylarını ise Üsküdar'daki köşkte yaşadı.
Avrupa'da Gurbet Yılları ve Nice'te Evlilik
Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışının ardından, 1924 yılında hanedan üyeleri için sürgün kararı alındı. Henüz on üç yaşında küçük bir kız olan Emine Mukbile Sultan, ailesiyle beraber vatan topraklarını terk etmek mecburiyetinde kaldı. Demiryolu vasıtasıyla Sofya üzerinden başlayan ve vatan topraklarından uzaklaşan bu uzun sürgün yolculuğu, aileyi önce Paris'e, ardından Beyrut'a ve nihayetinde Fransa'nın güney sahillerindeki Nice kentine kadar sürükledi. Uzun süren bu gurbet hayatı, ailenin maddi ve manevi olarak yıpranmasına yol açtı. Nice kentinde geçirdikleri yıllarda, uzaktan kuzeni olan Şehzade Ali Vâsıb Efendi ile yolları kesişti. Birbirlerini beğenip nişanlanan çift, 1931 yılında sade bir törenle dünya evine girdi.
Sürgün yıllarında hanedan ailesinin sırasıyla geçtiği ve yerleştiği bölgeler şunlardır:
- İlk geçiş noktası olan Sofya
- Avrupa'daki ilk duraklardan Paris
- Orta Doğu'daki sığınakları Beyrut
- Evlilik kararı aldıkları Nice
- Zorlu geçim şartları nedeniyle göç ettikleri Mısır
Mısır Sürgünü ve Zorlu Hayat Koşulları
Evliliklerinin ardından hayat mücadelesi daha da ağırlaştı. Mukbile Sultan'ın babası Ömer Hilmi Efendi, 1933 yılında maddi imkansızlıklar nedeniyle saray yadigarı kıymetli bir hamam tasını sadece elli franga rehin bırakmak zorunda kaldı. Babasının yaşadığı bu gurur kırıcı olay sonrasında geçirdiği felç, aileyi hem sağlık sorunlarıyla hem de geçim sıkıntılarıyla karşı karşıya bırakınca, hayatın daha ucuz olduğu Mısır topraklarına göç etmekten başka çareleri kalmadı. Ancak Mısır'daki yaşam da kolay olmadı ve babası Ömer Hilmi Efendi, buraya yerleştikten kısa bir süre sonra, 1935 yılında hayatını kaybetti. Eşi Ali Vâsıb Efendi ile birlikte Mısır'da yaşamaya devam eden Mukbile Sultan, vatan hasretiyle dolu uzun yıllar geçirdi.
Vatana Dönüş ve Ebedi İstirahat
Uzun ve meşakkatli sürgün yıllarının ardından, 1952 senesinde hanedanın kadın üyelerine yönelik uygulanan Türkiye'ye giriş yasağının kaldırılmasıyla birlikte Mukbile Sultan, çocukluğunun geçtiği ve hep özlemini duyduğu İstanbul'u yeniden ziyaret etme fırsatı buldu. Yıllar süren ayrılığın ardından nihayet 1974 yılında hanedanın erkek üyelerine de izin çıkınca, eşi Ali Vâsıb Efendi de vatan toprağına geri dönebildi. Eşi Ali Vâsıb Efendi, 1977 yılında Osmanlı Hanedan Reisi unvanını aldıktan sonra, 1983 yılında Mısır'da vefat etti. Naaşı, eşinin dedesi ve aynı zamanda büyük amcası olan Sultan Reşat'ın türbesine defnedildi. Bu büyük kaybın ardından yaşamını İstanbul'da sürdüren Emine Mukbile Sultan, 1995 yılında seksen dört yaşında Beşiktaş'ta hayatını kaybetti. Cenazesi, dedesi Sultan Reşat Türbesi'ne nakledilerek eşinin yanına sırlandı.
