Kars ve Ardahan çevresinin zorlu kırsal gerçekliğini edebi ve mizahi bir potada eriterek Türk edebiyatına kazandıran Dursun Akçam, 1930 yılında Ardahan'ın Ölçek köyünde, kısıtlı imkanlara sahip bir köylü ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Zor şartlar altında başlayan yaşam mücadelesinde, köyünde açılan geçici Halk Dershanesi sayesinde okuma yazmayla tanıştı. Cilavuz Köy Enstitüsü, onun hayatındaki en büyük dönüm noktası oldu. 1945'te girdiği bu kıymetli eğitim yuvasını 1950 yılında tamamladı. Öğretmenlik yıllarından sürgün ve hapis dönemlerine, ordan yurt dışındaki sıla yıllarına uzanan bu fırtınalı yaşam, 19 Eylül 2003 tarihinde Ankara'da tedavi gördüğü akciğer kanseri nedeniyle son buldu.
Köy Enstitüsü'nden Öğretmenlik Kürsülerine Yaşam Yolculuğu
Dursun Akçam, şanstan çok mücadeleyle dolu bir çocukluk dönemi geçirdi. Zira kendisi, on üç doğum gerçekleştirip bunlardan yalnızca altı çocuğunu yaşatabilen köylü bir ailenin ferdiydi. Meslek hayatına ilk adımını Kars'ın Oluklu köyünde sınıf öğretmeni görevini üstlenerek attı. Bir yıl sonra doğduğu Ölçek köyüne tayin edilerek öğretmenlik kutsal mesleğini burada sürdürdü. Kars ve çevresinde yürüttüğü bu görevi, Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'ne girdiği 1956 yılına değin aralıksız devam ettirdi. Yükseköğrenimini bitirdikten sonra, 1958 yılında Ardahan Ortaokuluna Türkçe öğretmeni olarak ataması gerçekleştirildi. Bu lisedeki bir yıllık sürenin ardından vatani görevini ifa etmek üzere askere gitti. Askerlik hizmetini Kuleli Aski Lisesi bünyesinde yedek subay edebiyat öğretmeni sıfatıyla başarıyla tamamladı. Ordından 1960 ile 1963 yılları arasında sırasıyla Kırıkkale Lisesi ve Keskin Ortaokulu sınıflarında dersler verdi.
Edebi Ürünleri ve Kazandığı Saygın Ödüller
Kalemi eline aldığı ilk günlerden itibaren kırsal gerçekleri gözlemleyen ve bunlara mizahi ögeler katan yazar, aynı zamanda derinlikli bir edebi tarz oluşturdu. Edebi yazıları ve öyküleri; Varlık, Yeni Ufuklar, Demet, Köy ve Eğitim, İmece, Pazar Postası, Son Havadis, Dünya, Milliyet, Cumhuriyet, Akşam, Vatan, Yön, Devrim, Türk Dili, Forum, Milliyet Sanat, Yeni Toplum ve Demokrat dergi ve gazetelerinde yayımlandı. Yazarın toplumsal yaşamın göz ardı edilen yönlerini anlattığı eserleri, ülkenin en prestijli edebiyat yarışmalardan daima ödüllerle döndü. Dursun Akçam'ın edebiyat yolculuğu boyunca layık görüldüğü bu saygın ödüller şu şekilde sıralanabilir:
- Ali Naci Karacan Ödülü: Analarımız adlı röportaj çalışmasıyla Milliyet gazetesinin düzenlediği Ali Naci Karacan Ödülü'nü kazandı.
- Antalya Festivali Sanat Ödülü: Büyük beğeni toplayan Haley isimli öyküsüyle 12. Antalya Festivali Sanat Ödülü'ne layık görüldü.
- TDK Roman Ödülü: Kanlı Derenin Kurtları adlı eseriyle 1976 yılında TDK Roman Ödülü'nü kazanarak büyük başarı elde etti.
- Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü: Yaşamının son yılında Edebiyatçılar Derneği tarafından Onur Ödülü ile onurlandırıldı.
Baskılar, Tös Davası ve Yurt Dışı Sılası
Dursun Akçam, toplumu yansıtan kaleminin yanı sıra siyasi mücadelenin de içinde yer alan etkin bir aydındı. 12 Mart döneminin getirdiği sert rüzgarlar esnasında, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından tutuklandı. TöS davasında yargılanan ve sekiz yıl on ay hapis cezasına mahkûm edilen aydın yazar, bu süre zarfında hep açığa alındı. Mahkûm edilmesine rağmen vazgeçmedi ve Yargıtay aşamasındaki hukuki süreçlerin nihayete ermesiyle beraat etmeyi başardı. Hukuki özgürlüğünü kazandıktan sonra Ankara Atatürk Lisesi'ne atansa da çok geçmeden İncesu Ortaokuluna sürgün edildi. Baskılar 12 Eylül askeri döneminde de dinmedi. Hayatını güvenliğe almak adına yurt dışına gitmek mecburiyetinde kaldı. Kendi vatanından ve sevdiklerinden uzak kalmak zorunda olduğu bu zorlu on bir yıllık gurbet döneminde dahi yazma azmini, edebiyat aşkını ve üretme kararlılığını son nefesine kadar hiç kaybetmedi.
Son Yılları, Hak Mücadelesi ve Mirası
Uzun süren hasretin ardından memleketine dönen Akçam, aynı zamanda yaşamının son yıllarını geçirmek üzere Ege'nin huzurlu köşesi Kuşadası'na yerleşti. Yalnızca edebiyat alanıyla sınırlı kalmayarak, Türk İnsan Hakları Kurumu Vakfı'nın (TİHAK) kurucu üyeleri arasında gururla yer aldı. Aydın kimliğini ailesine de aktaran yazar, bugün tanınan akademisyen ve yazar Taner Akçam'ın babasıdır. Amansız akciğer kanseri teşhisi alan yazar, yaklaşık iki ay boyunca Ankara'da tedavi gördü. Değerli yazar, 19 Eylül 2003 günü Ankara'da vefat etti.
