Futbol tarihinin en büyüleyici figürlerinden biri olan, yeşil sahalardaki benzersiz yeteneğiyle kitleleri peşinden sürükleyen efsanevi Arjantinli futbolcu Diego Armando Maradona, 30 Ekim 1960 tarihinde Arjantin'in Villa Fiorito bölgesinde dünyaya gözlerini açtı. Akrep burcu olan yetenekli sporcu, 24 Kasım 2020'de Tigre'deki evinde geçirdiği ani bir kalp krizi sonucu 60 yaşında aramızdan ayrılana dek başarılarla ve skandallarla dolu unutulmaz bir ömür sürdü. Küçük yaşta sokak aralarında meşin yuvarlağın peşinden koşarak başladığı bu serüvende, dünya futbolunun zirvesine adını altın harflerle yazdırmayı başardı.
Sokaklardan Efsaneliğe Uzanan Yol
Diego Maradona'nın yeşil sahalarla resmi tanışması, 5 Aralık 1970'te yakın arkadaşı Goyo Carrizo vasıtasıyla gerçekleşti. Arkadaşı, onu o dönemde Los Cebollitas genç takımını çalıştıran Francis Cornejo ile bir araya getirdi. Henüz 10 yaşındayken adım attığı Los Cebollitas bünyesinde sergilediği üstün performansla dikkat çeken küçük Diego, takımının tam 136 karşılaşma boyunca mağlubiyet yüzü görmemesine katkı sağlayarak adeta bir efsanenin doğuşunu müjdeledi. Genç yıldız adayı, 20 Ekim 1976'da Argentinos Juniors formasıyla ülkesinin birinci liginde ilk resmi maçına çıkarak profesyonel kariyerini başlattı. Bu büyük çıkışın ardından 1979 FIFA Dünya Gençler Şampiyonası'na katılarak uluslararası arenada kendini gösterme fırsatı yakaladı.
1981 yılının Şubat ayında Arjantin'in köklü ekibi Boca Juniors'a katıldı. Yeni takımıyla ilk maçına 22 Şubat 1981'de Talleres karşısında çıktı. Sergilediği başarılı oyunla aynı yıl Boca Juniors forması altında kariyerinin ilk lig şampiyonluğu kupasını kaldırma sevincini yaşadı. Bu başarı, onun Avrupa kulüplerinin radarına girmesini hızlandırdı.
Avrupa Macerası ve Napoli Efsanesi
Yükselen grafiğiyle dikkat çeken yıldız oyuncu, 1982 senesinde 12 milyon dolarlık rekor bir transfer bedeli karşılığında İspanyol devi Barcelona'nın yolunu tuttu. Katalan ekibinin mabedi Nou Camp'taki ilk sınavını 1982 Dünya Kupası'nın açılış mücadelesinde Belçika'ya karşı veren sporcu için İspanya günleri beklendiği gibi gitmedi. İlk sezonunda taraftarlarda hayal kırıklığı yaratan oyuncunun yakasını, sonraki sezonda da şanssız sakatlıklar ve ciddi hastalıklar bırakmadı. 1984 yılına gelindiğinde, geçmişte kendisini 1978 Dünya Kupası kadrosuna dahil etmeyen Menotti'nin Barcelona'nın teknik direktörlüğüne getirilmesi, iplerin kopmasına neden oldu. Bu gelişme üzerine İspanya'dan ayrılma kararı alan Maradona, İtalya'nın yolunu tutarak 1991 yılına kadar formasını terleteceği Napoli kulübüyle sözleşme imzaladı.
Arjantin Milli Takımı'nın dünya şampiyonluğuna ulaştığı turnuva da, İngiltere ile oynanan çeyrek final müsabakası futbol tarihine geçti. Bu maçta rakip kaleye eliyle gönderdiği tartışmalı gol, uzun yıllar boyunca futbol kamuoyunun gündemin den düşmedi. Gelen yoğun tepkilerin ardından golü attığı elini tanrının eli şeklinde nitelendiren dahi oyuncu, takımıyla birlikte büyük bir zafer elde etti. Ancak 1990 Dünya Kupası finali hüsranla bitti. Finalde Almanya karşısında penaltıdan yedikleri golle mağlup olan Arjantin, kupayı kazanamadan ülkelerine dönmek zorunda kaldı.
Düşüş Dönemi, Skandallar ve Jübile
1991 yılında oynanan bir İtalya ligi mücadelesinin ardından girilen rutin doping testinde kokain kullandığının tespit edilmesi, ünlü futbolcunun hayatında karanlık bir sayfa açtı. Ülkesi Arjantin'e döndüğü sırada polis ekiplerince uyuşturucu bulundurma gerekçesiyle gözaltına alınması, kariyerinde hızlı bir gerilemenin başlangıcı oldu. Gözaltı sürecinde sergilediği agresif tavırlarla medyanın odağı haline gelen sporcu, futbol hayatının bittiğini düşünenleri haksız çıkardı. 1993 senesinde İspanya'nın Sevilla ekibine transfer olarak sahalara geri dönen oyuncu, 1994 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen Dünya Kupası'nda boy gösterdi. Ne var ki turnuva esnasında yasaklı madde kullandığı yeniden belirlenince 15 ay süreyle müsabakalardan men edildi ve şampiyonadan ihraç edildi.
Cezalı olduğu bu zorlu dönemde boş durmayarak Deportivo Mandiyu ve Racing Club takımlarında teknik direktörlük koltuğuna oturdu. Cezasını tamamlamasının ardından 1995 yılında futbola ilk başladığı kulüp olan Boca Juniors'a oyuncu olarak geri döndü. Mavi-sarı formayı iki sezon boyunca terleten ünlü yıldız, yakasını bırakmayan uyuşturucu bağımlılığından kurtulamayınca, 1997 yılında 37 yaşındayken aktif yeşil saha kariyerine son noktayı koydu.
Futbol Sonrası Yaşam ve Yüzyılın Futbolcusu
Futbolu bıraktıktan sonra aşırı kilo problemleriyle boğuşan, uyuşturucu kaynaklı ciddi kalp rahatsızlıkları geçiren efsane isim, tedavi maksadıyla Küba'da 22 ay geçirdi. Bu tedavi sürecinin akabinde bir trafik kazası geçiren ünlü sporcu, dizinden küçük bir cerrahi operasyon geçirmek durumunda kaldı. Yaşadığı tüm inişli çıkışlı ve skandallarla dolu hayatına rağmen futbol dünyasındaki eşsiz yeri değişmedi. 11 Aralık 2000 tarihinde düzenlenen özel törende FIFA tarafından Brezilyalı efsane Pele ile birlikte yüzyılın futbolcusu unvanına layık görüldü.
Törende kendi ödülünü aldıktan sonra Pele'nin ödüllendirilmesini beklemeden salonu terk eden hırçın dahi, ertesi gün yaptığı açıklamayla karakterini bir kez daha ortaya koydu. Maradona, "Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım; bu yüzden de dünyanın en iyisi benim" diyerek tarihe geçen bir açıklamaya imza attı. Kulüp takımlarında çıktığı 588 karşılaşmada 311 gol kaydeden oyuncu, ilk milli sınavını 27 Şubat 1977'de Macaristan karşısında verdi. Milli takımı 5-1 kazanırken, kendisi de Arjantin forması altında oynadığı 91 maçta 34 gol atarak adını efsaneler arasına yazdırdı. Efsanevi futbolcu, 24 Kasım 2020 tarihinde Tigre'de evinde geçirdiği kalp krizi neticesin de 60 yaşında aramızdan ayrıldı.
