Aşık geleneğinin modern çağdaki en önemli temsilcilerinden biri olan Alevi halk ozanı Dertli Divani, 15 Ocak 1962 tarihinde Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesine bağlı Kısas köyünde dünyaya gözlerini açtı. Gerçek adı Veli Aykut olan sanatçı, çocukluğundan itibaren saz ve sözün harmanlandığı kültürel bir iklimde yetişerek Alevi-Bektaşi felsefesini müziğine taşıdı. Gençlik yıllarından itibaren geliştirdiği özgün tekniği ve inanç kültürüne dair derinlikli eserleriyle tanınan ozan, geleneksel zakirlik hizmetini yürüterek bu köklü kültürü uluslararası platformlara kadar ulaştırdı. UNESCO tarafından da tescillenen bu büyük sanatçı, günümüzde yaşamını Ankara'da sürdürmektedir.
Kısas'tan Yükselen Cura Sesleri
Aşık Büryani mahlasıyla tanınan Hamdullah Aykut'un oğlu olan Veli, müziğin neredeyse her birey tarafından icra edildiği bir Türkmen köyünde büyüdü. Henüz 12 yaşındayken babasının curasını eline alarak müzikal yolculuğuna ilk adımı attı. Çevresindeki ustaları ve aile büyüklerini hayranlıkla izleyerek saz çalma becerisini günden güne ilerletti. Bu yetenek, genç ozanın içindeki üretim aşkını da tetikledi. İlk deyişlerini henüz 14 ya da 15 yaşlarında kaleme alan genç yetenek, erken yaşta yazınsal dünyasını şekillendirmeye başladı.
Eğitim hayatını da ihmal etmeyen sanatçı, ilk ve ortaöğrenimini doğup büyüdüğü Kısas köyünde tamamladı. Ardından Şanlıurfa Ticaret Lisesi'nden mezun oldu. Müzikal tutkusunu sürdürürken yükseköğrenimini de tamamlamak isteyen ozan, Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümü'nü bitirdi. Askerlik görevini başarıyla tamamladıktan sonra ise kendisini tamamen babasıyla birlikte katıldığı cem sohbetlerine ve aşıklık geleneğine adadı.
Dertli Divani Mahlasının Hikayesi ve Zakirlik
Veli Aykut'un bugün tüm Türkiye'de tanınmasını sağlayan ünlü mahlası, iki farklı manevi büyüğün dokunuşuyla şekillendi. 1978 yılının soğuk bir şubat gününde Emrullah Efendi, genç aşığa 'Dertli' ismini layık gördü. Bu olaydan kısa bir süre sonra evlerini ziyaret eden Bektaş Efendi ise ona 'Divani' mahlasını verdi. İki ismin bir araya gelmesiyle sanatçı, sanat dünyasında Dertli Divani olarak anılmaya başlandı. Babasının vefatının ardından cem törenlerinde dedelik makamını üstlenen ozan, aynı zamanda inanç ritüellerinin en önemli hizmetlerinden biri olan zakirlik vazifesini de titizlikle icra etti.
Şiirlerinde ayetleri, hadisleri ve Alevi-Bektaşi inanç terminolojisini ana motif olarak kullanan sanatçı, bu mistik ögeleri modern müzikal formlarla birleştirdi. Profesyonel müzik yolculuğuna 1989 yılında müzikseverlerle buluşturduğu Divane Gönül isimli albümüyle resmi olarak başladı.
Yaşayan İnsan Hazinesi ve Sanat Mirası
Dertli Divani, hem solo hem de grup çalışmalarıyla müzik hayatını zenginleştirirken, ayrıca yurt içinde ve yurt dışında sayısız konsere imza attı. Alevi-Bektaşi müziğinin köklerini korumak amacıyla yaptığı derleme çalışmaları, onu kültür dünyasında çok ayrıcalıklı bir yere taşıdı. Aşıklık ve zakirlik alanlarındaki bu eşsiz hizmetleri karşılıksız kalmadı. Birleşmiş Milletler'in eğitim, bilim ve kültür kuruluşu olan UNESCO'nun ilgili programı kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2010 yılında Türkiye'nin 'Yaşayan İnsan Hazineleri'nden biri ilan edilerek onurlandırıldı.
Sanatçının müzikteki otuzuncu yıl dönümü olan 2019 yılında, onun anısına çok özel bir saygı projesi hazırlandı. Ünlü sanatçılar bir araya gelerek ozanın ölümsüz eserlerini yeniden yorumladı. Bu özel albümün hazırlık aşamalarında yer alan isimler arasında Sabahat Akkiraz, Erkan Oğur, Belkıs Akkale ve Feryal Öney gibi değerli halk müziği temsilcileri yer aldı. Dertli Divani'nin de kendi sesinden seslendirdiği üç önemli eser 2022 yılında yayınlanan bu albümde dinleyicilerle buluştu:
- Yorulmak Olmaz
- Dar Beni
- Pınar Baştan Bulanır