Türk sinemasının üretken isimlerinden biri olan görüntü yönetmeni Çetin Gürtop, 1936 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. 1955 senesinde adım attığı sinema sektöründe uzun yıllar boyunca emek veren usta sanatçı, kameranın arkasındaki yeteneğiyle adından söz ettirmeyi başardı. Çetin Gürtop, yarım asrı aşan bu yolculuğa ilk olarak kamera asistanlığı yaparak başladı ve zamanla Türk sinemasının en çok çalışan isimlerinden biri haline geldi.
Sinema Kariyerinin Başlangıcı
Sektöre giriş kapısını 1955 yapımı Kadın Severse adlı sinema filmiyle aralayan Gürtop, burada kamera asistanlığı görevini üstlendi. Bu ilk deneyim, gelecekteki parlak kariyerinin temelini oluşturdu. Sektörün mutfağında beş yıl boyunca asistan olarak pişen genç sinemacı, edindiği tecrübelerin ardından 1960 senesinde kameramanlığa terfi etti. Kameramanlık alanına geçiş yapmasıyla birlikte sinemadaki rolünü pekiştirdi.
Görüntü Yönetmenliği ve Üretken Dönem
Çetin Gürtop, ilk defa 1960 yılında vizyona giren Dolandırıcılar Şahı filminde görüntü yönetmeni unvanıyla görev aldı. Bu yapım, onun kariyerinde yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyordu. Meslek hayatı boyunca durmaksızın üreten usta sinemacı, Türk sinemasında 300'ün üzerinde yapımda görüntü yönetmeni olarak görev yaptı. Çalışkanlığıyla tanınan sanatçının bu muazzam filmografisi, onu sektörün vazgeçilmez figürlerinden biri haline getirdi. Görüntü yönetmenliği alanındaki başarısı ve mesleki birikimi Türkiye sınırlarını aşınca, yabancı basın kuruluşlarının da ilgisini çekti ve bu sayede dünya çapında tanınan bir figür haline geldi. Alman televizyon kanalı ZDF, usta görüntü yönetmeninin hayatını ve sinema yolculuğunu konu alan özel bir belgesel çalışmasına imza attı.
Son Yılları ve Vefatı
Usta sanatçı, son yıllarında sağlık sorunlarıyla mücadele etti. Kronik karaciğer rahatsızlığı olan siroz nedeniyle tedavi gören sanatçı, ne yazık ki bu hastalığa yenik düştü. Çetin Gürtop, 4 Ocak 2009 tarihinde doğup büyüdüğü şehir olan İstanbul'da 72 yaşında yaşamını yitirdi. Gürtop'un ardında bıraktığı yüzlerce film, onun Türk sinema tarihindeki ölümsüz yerini korumasını sağlıyor.