15 Mayıs 1940 tarihinde dünyaya gözlerini açan Çetin Doğan, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde en yüksek rütbelere kadar tırmanmış ve ülkenin yakın siyasi tarihine damgasını vurmuş nüfuzlu bir Türk generalidir. Askeri kariyerinde üstlendiği kritik görevlerin yanı sıra, özellikle 28 Şubat süreci ve sonrasındaki fırtınalı yargılama dönemleriyle Türkiye'nin en çok konuştuğu isimlerden biri haline gelmiştir. Harbiye'den başlayan ve 1. Ordu Komutanlığı'na kadar uzanan bu uzun yolculuk, emeklilik sonrasında da adından sıkça söz ettiren toplumsal ve hukuki tartışmalarla şekillenmiştir.
Harbiye'den Orgeneralliğe Uzanan Askeri Kariyer
Gençlik yıllarında askeri eğitime adım atan Doğan, Işıklar Askeri Lisesi'nden başarıyla mezun olmasının ardından 1960 yılında Kara Harp Okulu'nu tamamlamıştır. Bir yıl sonra Topçu Okulu'nu da bitirerek ordudaki aktif görevine başlayan başarılı subay, rütbeleri birer birer tırmanmıştır. Takvimler 1987 yılını gösterdiğinde tuğgeneral rütbesine terfi eden Doğan, TSK bünyesinde çok sayıda stratejik birimde kritik sorumluluklar üstlenmiştir.
Bu dönemde yürüttüğü önemli görevler şunlardır:
- Genelkurmay Komuta Kontrol Daire Başkanlığı
- 1. Zırhlı Tugay Komutanlığı
- Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanlığı
- 4. Kolordu Komutan Yardımcılığı
- 1. Mekanize Tümen Komutanlığı
- Genelkurmay Harekât Başkanlığı
- Jandarma Asayiş Komutanlığı
Mesleki yükselişini sürdüren tecrübeli asker, 1999 yılında TSK'nın en yüksek muharip rütbesi olan orgeneralliğe adım atmıştır. Bu rütbeyle ilk olarak Ege Ordusu Komutanlığı koltuğuna oturmuş, ardından ise askeri stratejinin kalbi sayılan 1. Ordu Komutanlığı vazifesini üstlenmiştir. 2003 yılında bu onurlu görevdeyken emekliğe ayrılarak üniformasına veda etmiştir.
28 Şubat Dönemi ve Batı Çalışma Grubu Başkanlığı
Türkiye'nin siyasi çehresini değiştiren 28 Şubat Süreci'nde Çetin Doğan ismi oldukça ön plana çıkmıştır. Bu kritik dönemde kurulan ve adı çeşitli fişleme iddialarıyla anılan Batı Çalışma Grubu (BÇG) başkanlığı görevini bizzat üstlenmiştir. Doğan'ın imzasını taşıyan 16 Nisan 1997 tarihli genelgede, ülke genelindeki laiklik karşıtı faaliyetlerin yükselişe geçtiği savunulmuştur. Tüm askeri birimlere ulaştırılan bu tarihi belgede, ibadethanelerin yakın takibe alınması yönünde talimatlar yer almaktaydı.
Söz konusu çalışma planı doğrultusunda görevlendirilen askeri personelin, camilerdeki ibadetleri takip etmesi hedeflenmiştir. Buralarda tespit edilen laiklik karşıtı eylem ve söylemlerin vakit kaybetmeksizin garnizon komutanlıklarına rapor edilmesi emredilmiştir. Doğan'ın askeri kariyerindeki bu safha, sivil-asker ilişkileri ekseninde uzun yıllar boyunca tartışılmaya devam etmiştir.
Emeklilik Yılları ve Akademik Görev
Ordudan emekli olduktan sonra da kamusal alandan tamamen uzaklaşmayan emekli general, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Ahmet Yesevi Üniversitesi mütevelli heyeti başkanlığına atanmıştır. Ancak buradaki idari mesaisi kalıcı olmamış ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından görevden alınmıştır.
Balyoz Davası ve Hukuki Mücadele
2000'li yılların sonuna doğru Türkiye'yi sarsan davalardan biri olan Balyoz Darbe Planı iddiaları, Çetin Doğan'ı yeniden kamuoyunun gündemine taşımıştır. Taraf gazetesinde yayımlanan haberlerde, Doğan'ın 1. Ordu Komutanlığı döneminde darbe hazırlıkları planladığı iddia edilmiştir. Bu iddiaların ardından internet üzerinden açıklamalarda bulunan emekli general, ulusal güvenliği koruma amacıyla seminerlerde EMASYA planlarının kaçınılmaz olarak ele alındığını belirtmiştir.
Ancak kendisine yöneltilen darbe teşebbisü suçlamalarını kesin bir dille reddeden tecrübeli komutan, iddia edilen senaryoların tamamen uydurma olduğunu ve kopyala-yapıştır yöntemiyle dosyaya monte edildiğini savunmuştur. Bu sıcak gelişmelerin ardından, özel yetkili savcıların yürüttüğü soruşturma kapsamında 22 Şubat 2010 tarihinde gözaltına alınan 49 asker arasında yer almıştır. Kısa süre içinde mahkemece tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne sevk edilmiş ve uzun süren bir yargılama sürecine tabi tutulmuştur.
21 Eylül 2012 tarihinde karara bağlanan tarihi davada davanın en birincil sanığı sıfatıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Eylemin teşebbüs aşamasında kalması gerekçesiyle cezası 20 yıl hapse düşürülmüştür. İlerleyen süreçte davanın bozulması ve yeniden yargılama yapılması neticesinde tüm suçlamalardan aklanarak beraat etmiştir. Bu beraat kararının ardından, Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararı doğrultusunda 19 Haziran 2014'te özgürlüğüne kavuşmuştur.
Buna karşın hukuki süreç burada sonlanmamıştır. Yargıtay kararı ile süreç yeni bir boyut kazanmıştır. 17 Haziran 2021 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Çetin Doğan ve diğer yedi sanık hakkında verilen beraat kararını bozmuştur. Yüksek mahkeme, sanıkların hükümeti cebren devirmeye teşebbüs suçlamasıyla yeniden yargılanarak 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmalarını talep etmiştir. Dava süreci halen devam etmektedir.