İtalyan futbolunun yetiştirdiği en karizmatik teknik adamlardan biri olarak tanınan Cesare Claudio Prandelli, 19 Ağustos 1957 tarihinde İtalya'nın Brescia kentine bağlı Orzinuovi köyünde dünyaya geldi. Aktif futbolculuk yıllarında elde ettiği büyük başarıların ardından teknik adamlık koltuğunda da zirveye tırmanan tecrübeli isim, modern futbol taktikleri ve insani duruşuyla uluslararası arenada saygın bir yer edindi. Kariyer basamaklarını tırnaklarıyla tırmanarak hem Juventus formasıyla yeşil sahada kupalar kaldırdı hem de İtalya milli takımının dümenine geçerek büyük başarılara imza attı.
Yeşil Sahalardan Kulübeye: Futbolculuk Yılları
Profesyonel yeşil saha serüvenine 1974 yılında, o dönem Serie C bünyesinde mücadele eden Cremonese takımında adım atan Prandelli, buradaki performansıyla dikkat çekti. Genç yetenek, Serie A ekiplerinden Atalanta'ya transfer oldu. Ayrıca bu geçiş, onun kariyerinde büyük bir adımdı. Sadece bir sezon sonra, İtalya'nın dev kulübü Juventus'un radarına girdi ve 1979 yılında siyah-beyazlı formayı giydi.
Juventus çatısı altında altı muazzam sezon geçirdi. Siyah-beyazlı ekiple çıktığı mücadelelerde adeta kupa koleksiyonu yapan başarılı orta saha oyuncusu, şu büyük başarılara imza attı:
- Üç kez Serie A şampiyonluğu kupasını kaldırdı.
- Avrupa arenasında UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası zaferine ortak oldu.
- Prestijli Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğunu kazanarak kariyerini taçlandırdı.
Tarihler 1985 yılını gösterdiğinde eski yuvası Atalanta'ya dönen Prandelli, 1990 senesinde aktif futbolculuk kariyerini noktalayana dek burada top koşturmaya devam etti.
Taktik Dehasının Doğuşu ve Teknik Direktörlük Serüveni
Futbol ayakkabılarını astıktan hemen sonra, 1990 yılında Atalanta'nın altyapısında gençleri eğiterek antrenörlük dünyasına adım attı. Kulüpte sergilediği özverili çalışmaların meyvesini alarak 1993 yılında A takım teknik direktörlüğüne terfi etti. Takım alt lige düşünce buradaki görevine son verilen Prandelli, yaşadığı bu ilk olumsuz deneyime rağmen pes etmedi. Kendini geliştirmek adına 1994-1997 yılları arasında antrenörlük kurslarına katılarak teorik bilgisini üst seviyeye taşıdı.
Eğitim sürecini tamamladıktan sonra 1997 yılında Lecce'nin başına geçerek profesyonel arenaya güçlü bir dönüş yaptı. Daha sonra sırasıyla Verona, Venezia ve Parma gibi İtalyan kulüplerinde görev alarak taktik dehasını tüm ülkeye kanıtladı. 2004 yılının Mayıs ayında İtalyan devi Roma ile anlaşarak kariyerinin en prestijli imzalarından birini attı. Roma macerası beklenmedik bir şekilde yarım kaldı. Ne var ki, çocukluk aşkı ve eşi Manuela Caffi'nin amansız kanser hastalığı sebebiyle henüz birkaç ay geçmeden, Ağustos 2004'te görevinden feragat ederek ailesinin yanına döndü. Eşine olan büyük sadakati futbol dünyasında derin bir takdir toplarken, Manuela Caffi maalesef 26 Kasım 2007 tarihinde Floransa'da hayata gözlerini yumdu. Eşinin vefatı onu derinden sarstı. Aynı zamanda Nicolò ve Carolina isminde iki çocuğu olan Prandelli, bu zorlu süreci ailesiyle kenetlenerek atlattı.
Zirve Yılları, İtalya Milli Takımı ve Galatasaray Dönemi
Yaşadığı büyük acıya rağmen futbol dünyasından kopmayan tecrübeli çalıştırıcı, 2005-2010 yılları arasında Fiorentina takımını çalıştırdı. Mor-menekşelerde sergilediği üstün performansla dikkat çeken Prandelli, 2008 yılında İtalya'da Yılın En İyi Teknik Direktörü ödülüne layık görülerek başarısını tescilledi. Kulüp düzeyindeki bu parlak başarıların ardından 2010 yılında İtalya Milli Takımı'nın başına getirilerek kariyerinin zirve noktasına ulaştı. İtalyan futbolunda silinmez izler bıraktı.
Gök-mavilileri dört yıl boyunca yönettikten sonra, 2014 yılında Roberto Mancini'nin ardından Türkiye'nin köklü kulüplerinden Galatasaray ile anlaşma sağladı. Büyük umutlarla 8 Temmuz 2014'te İstanbul'a gelen deneyimli teknik adamın Türkiye macerası beklenen performansı getiremedi. Sarı-kırmızılı yönetim, 27 Kasım 2014 tarihinde İtalyan hocanın sözleşmesini tek taraflı olarak feshetti. Türkiye'den ayrıldıktan sonra yaklaşık 1,5 yıl boyunca hiçbir kulüpte görev almayan çalıştırıcı, Mayıs 2016'da İtalyan ekibi Lazio ile yıllık 1.5 milyon Euro bedelle el sıkışarak ülkesine geri döndü.
