Caner Altınbaş kimdir sorusunun cevabı, Türk sanat müziğinin ve geleneksel çalgımız udun modern dünyadaki en güçlü temsilcilerinden biriyle karşılaşmamızı sağlar. 1974 yılının sonbaharında, müzikle yoğrulmuş köklü bir ailede dünyaya gözlerini açan usta ud sanatçısı ve saygın müzik eğitmeni, çocukluk yıllarından itibaren başladığı bu yolculukta ülkemizin müzik dünyasına yön veren isimlerden biri haline gelmiştir. Ankara doğumlu sanatçı, hem TRT İstanbul Radyosu bünyesinde sürdürdüğü icracılık kariyeri hem de yetiştirdiği genç yeteneklerle geleneksel tınıları modern sahnelerle buluşturmaya continue etmektedir.
Aile Mirasından Akademik Başarıya
Sanatçı, adeta müzikal bir hazinenin ortasında doğup büyümenin şansını yaşamının her anında hissetmiştir. Küçük yaşlarından itibaren ud enstrümanında bir ekol kabul edilen aile büyüklerinden İzzet Altınbaş ile ünlü bestekâr Selahattin Altınbaş'ın yönlendirmesiyle ud çalışmaya başlamıştır. Ankara'daki çocukluk yıllarında başlayan bu eğitim süreci, onun müzikal algısını erken yaşta şekillendirmiştir. 1987 yılında yaşamının en önemli dönüm noktalarından birini yaşayarak İstanbul'a adım atan müzisyen, İ.T.Ü Türk Müziği Devlet Konservatuvarı çalgı eğitimi bölümünü kazanmıştır. Bu çatı altında Türk müziğinin değerli hocalarıyla derinlemesine çalışma fırsatı yakalamıştır:
- Münir Nurettin Beken
- Erol Sayan
- Rahmi Sönmezocak
- Nevzad Atlığ
Konservatuvarda edindiği güçlü teorik ve pratik birikim, kendisini sadece yetenekli bir icracı değil, aynı zamanda müziğin kuramsal derinliklerine hâkim bir eğitmen kılmıştır. Henüz öğrencilik yılları devam ederken TRT İstanbul Radyosu tarafından açılan nitelikli sınavı kazanmış ve bu köklü sanat kurumunda saz sanatçısı olarak profesyonel görevine başlamıştır.
Uluslararası Sahneler ve Mızraplar Grubu
Radyodaki başarılı çalşmalarının yanı sıra sanatçı, enstrümental müziğin seçkin topluluklarıyla iş birliği yaparak çok sayıda önemli projede yer almıştır. Bu doğrultuda adını uluslararası sahnelerde de duyuran en önemli dönüm noktalarından biri 2006 yılında gerçekleşmiştir. Hollandalı kompozitör Rokus de Groot tarafından bestelenen ve Amsterdam sahnesinde dünya prömiyeri gerçekleştirilen Leyla ve Mecnun (Layla en Majnun) operasında misafir ud sanatçısı olarak solistlik üstlenmiştir. Batı'nın çağdaş yıldızlarıyla Doğu'nun kadim ezgilerini harmanlayan bu performans, kültürler arası bir köprü kurulmasına katkı sağlamıştır.
Müzikal arayışlarını yenilikçi yaklaşımlarla sürdüren ud virtüözü, değerli kanun sanatçısı Bora Dicle ile birlikte Mızraplar grubunu hayata geçirmiştir. Geleneksel enstrümanların sınırlarını zorlayan ikili, 2013 yılında dinleyicilerin beğenisine sundukları Longa Sirto albümüyle enstrümental müzik dünyasında kendilerine ayrıcalıklı bir yer edinmiştir.
Müziğe Adanmış Bir Yaşam ve Eğitmenlik Misyonu
Sanatçı, sadece bir icracı olmakla kalmayıp yıllar içinde kazandığı eşsiz birikimi yeni nesillere aktarma misyonunu da sahiplenmiştir. TRT bünyesindeki gençlerin müzikal gelişimini desteklemek amacıyla TRT gençlik korosu şefliği görevini de yürütmektedir. Böylece geleneksel değerlerin en doğru şekilde yarınlara ulaşmasına rehberlik etmektedir. Günümüzde de TRT İstanbul Radyosu'ndaki saz sanatçılığı kariyerine aktif olarak devam eden sanatçı, udunun mızrabıyla Türk müziğinin zengin ses dünyasını yarının dinleyicilerine taşımaya devam etmektedir.
