Türk resim sanatının özgün isimlerinden biri olan Birol Kutadgu, 1945 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açmış ve yaşamı boyunca kendine has tarzıyla tuvale yansıttığı düşsel dünyalarla sanat camiasında derin izler bırakmıştır.
Eğitim hayatının ardından uluslararası ve ulusal alanda pek çok başarıya imza atan sanatçı, 22 Kasım 2013 tarihinde Muğla'nın Bodrum ilçesinde yaşama veda edene dek yaratıcı üretimine kesintisiz devam etmiştir. Gerek yurt içi gerekse yurt dışındaki seçkin koleksiyonlarda yer alan yapıtları, onun renkçi ve lirik soyutlama dilini günümüzde de yaşatmaktadır. Kutadgu, yaşamı boyunca figür, zaman ve mekan arasındaki o görünmez bağları arayan, denizlerin ve renklerin peşinden koşan çok yönlü bir ressam olarak hafızalara kazınmıştır.
Akademiden Kopenhag'a Sanat Yolculuğu
Sanatçının eğitim hayatı İstanbul'da şekillendi. Kendisi, 1970 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun oldu. Bu kurum günümüzde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olarak bilinir. Başarılı mezuniyetinin ardından yerel sanat dünyasında aktif roller üstlenen ressam, 1983 yılında Danimarka'nın başkenti Kopenhag'a yerleşti. Dokuz yıl boyunca bu kentte yaşayan sanatçının renk paleti, Kuzey Avrupa atmosferinin etkisiyle oldukça zenginleşmiştir. Sanatçı, 1992 yılında doğduğu şehir olan İstanbul'a geri döndü.
İstanbul'a dönüşünün ardından sanatçının geçmiş dönemlerdeki çalışmaları da kurumsal ilgi görmeye başlamıştır. Nitekim 1989 yılında Kopenhag'da bulunduğu dönemde boyadığı ve kişisel dünyasından kesitler barındıran çalışma defteri, sanatseverler için benzersiz bir esere dönüşmüştür. 1997 yılının Aralık ayında Garanti Bankası, bu özel defteri aslına sadık kalınarak 38 x 32 santimetre boyutlarında tıpkı basım olarak yayımlamıştır. Yalnızca 333 adet basılan ve her biri tek tek numaralandırılan bu sınırlı üretim defter, koleksiyonerler için özel bir prestij objesi haline gelmiştir.
Okyanus Aşırı Seyahatler ve Beyaz Perde Deneyimi
Birol Kutadgu, sadece atölyesinde tuval karşısında çalışan bir ressam olmamış, aynı zamanda yaşamı bir macera ve keşif alanı olarak görmüştür. Bu tutkusunun en somut göstergelerinden biri, 2006 yılında iş insanı Akın Öngör ile birlikte çıktığı sıra dışı yolculuktur. İkili, tam 80 gün boyunca süren ve Atlantik Okyanusu'ndan başlayıp Pasifik Okyanusu'na uzanan büyük bir yat seyahati gerçekleştirmiştir. Okyanusun uçsuz bucaksız maviliği, dalgaların ritmi ve yol boyunca karşılaşılan farklı coğrafyalar, Kutadgu'nun fırçasına ilham kaynağı olmuştur. Seyahat esnasında deniz üzerinde gerçekleştirdiği tüm resimler ve sanatsal notlar, daha sonra sanatseverlerle buluşan “İa Orana” isimli özel bir kitapta bir araya getirilmiştir.
Sanatçının yaratıcı ifadesi resimle sınırlı kalmamış, sinema dünyasına da uzanmıştır. Aynı yıl olan 2006'da, sinema dünyasında adından sıkça söz ettiren yönetmen Deniz Gamze Ergüven'in yazıp yönettiği ve kendisinin de rol aldığı “Bir Damla Su” adlı kısa metrajlı filmde oyuncu olarak yer almıştır. Kutadgu bu yapımda Yaşar karakterini canlandırarak, resimdeki kompozisyon yeteneğini beyaz perdede oyunculukla birleştirmiştir.
Renklerin Şiirselliği ve Figür-Mekan İlişkisi
Sanatçının yapıtlarında göze çarpan ve onu diğerlerinden ayıran bazı temel üslup özellikleri bulunmaktadır.
- Mavi ve yeşil renk tonlarının baskın olduğu, renklerin adeta birbirinin içinde eridiği armoni kullanımı.
- Kompozisyonlarında puslu ve dumanlı tonların yarattığı, sınırları belirsiz olan o gizemli mekan algısının yansıtılması.
- Şeffaflık hissi uyandıran kadın figürlerinin kullanımı aracılığıyla izleyiciye sunulan estetik ve şiirsel incelik.
- Gerçek yaşamdan alınan somut ayrıntılar ile soyut anıların eş zamanlı olarak algılandığı kompozisyon düzeni.
Sanatçı, kendi çalışmalarında figürin portreleşmesine karşı duran bir felsefe benimsemiştir. Ona güre resimde asıl önemli olan, tek başına bir figürün betimlenmesi değil, o figürün içinde bulunduğu zaman ve mekanla kurduğu ilişkinin ta kendisidir. Yüz detayları belirginleştiğinde resmin sıradan bir portreye dönüşeceğini savunurdu. Bu nedenle kompozisyonlarında ilişkisel derinliği her zaman ön planda tutmuştur.
Yaşamının son yıllarını Bodrum'un sakinliğinde geçiren usta ressam, Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı Geriş Köyü'ndeki evinde 22 Kasım 2013'te geçirdiği kalp krizi sonucunda 68 yaşında aramızdan ayrılmıştır. Ardında bıraktığı benzersiz tabloları, seyahat günlükleri ve sanat felsefesiyle Türk resminin unutulmaz isimleri arasındaki yerini korumaktadır.
