Cumhuriyet tarihinin en saygın ilahiyatçılarından biri olan Prof. Dr. Beyza Bilgin, İzmir'de filizlenen ömrünü Türkiye'nin din eğitimi alanındaki ilk kadın profesörü unvanıyla taçlandırarak akademi dünyasında kalıcı bir iz bıraktı. 5 Mayıs 1935 tarihinde dünyaya gözlerini açan değerli bilim kadını, 19 Kasım 2024'teki vefatına kadar geçen ömrünü ilahiyat çalışmalarına, öğrencilerine ve toplumsal aydınlanmaya adadı. Bilgin, geleneksel kalıpların dışına çıkan özgün tezleri, başörtüsü ve kürtaj gibi hassas meselelerde sergilediği akılcı, insancıl yorumlarıyla Türk basınının ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir figür haline geldi.
Eğitim Hayatı ve Akademik Dönüm Noktaları
Bilgin'in eğitim yolculuğu Türkiye'nin farklı coğrafyalarında şekillendi. İlkokul eğitimini Karabük'te alan Bilgin, ortaöğrenimini ise İstanbul ve Eskişehir'de tamamladı. Bilime olan tutkusu doğrultusunda ilk olarak Ankara Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümüne kaydolan genç öğrenci, içindeki din eğitimi arayışına kayıtsız kalamayarak bir yıl sonra bu bölümden ayrıldı. Hemen ardından İlahiyat Fakültesi'ne adım atan Bilgin, yükseköğrenimini 1960 senesinde başarıyla nihayete erdirdi. Mezuniyetini takip eden dönemde Yozgat ve Ankara İmam Hatip Liselerinde öğretmen olarak genç nesillere ulaştı. Ankara'daki öğretmenlik yıllarında, camilerde kadınlara fahri vaizelik yaparak dini bilgiyi topluma doğrudan aktarma gayretinde bulundu.
1965 yılında asistan olarak adım attığı Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde, kariyer basamaklarını şu akademik başarılarla tırmandı:
- 1971: "İslam'da Eğitimin Temeli Olarak Sevgi" başlıklı teziyle doktor unvanını almaya hak kazandı.
- 1979: "Türkiye'de Din Eğitimi ve Liselerde Din Dersleri" çalışmasıyla doçentlik unvanını kazandı.
- 1988: "Eğitim Bilimi ve Din Eğitimi" teziyle din eğitimi alanında Türkiye'nin ilk kadın profesörü oldu.
Mimar Naci Bilgin ile evliliğinden iki kız çocuk annesi olan değerli akademisyen, 2002 yılında resmi olarak emekliye ayrıldı.
İslam ve Toplum Üzerine Yenilikçi Yorumlar
Akademik çalışmalarının yanı sıra güncel toplumsal meselelerdeki cesur yorumlarıyla da adından söz ettiren Bilgin, özellikle başörtüsü tartışmalarında ezberleri bozdu. Nur Suresi'nin 31. ayetinin farzdan ziyade bir tavsiye niteliği taşıdığı yönündeki tespiti, geniş yankı buldu. Ahzab Suresi 59. ayetteki dış örtü ifadesinin, dönemin şartlarında kadınların taciz edilmesini önlemeye yönelik bir güvenlik tedbiri olduğunu belirten profesör, ibadette şekilden ziyade özü savundu. Evinde başı açık namaz kıldığını dile getiren Bilgin, Kuran'da namaz için asıl şartın kıbleye yönelmek ve abdest almak olduğunu vurguladı.
Bunun yanı sıra kürtaj meselesinde de fıkhi açıdan ruhun üflenme aşamasına odaklanan ılımlı bir yaklaşım sergiledi. Anne ve baba maddelerinin rahimde birleşip şekillenmeye başlamasından önceki döneme dikkat çekerek, ulemanın 42 günlük süresinin günümüz tıbbındaki 10 haftalık sürece denk geldiğini ve bu aşamadan önce yapılan tıbbi müdahalelerin dinen sakıncalı görülmediğini açıkladı.