Geleneksel tangonun sınırlarını aşarak müzik dünyasında devrim yaratan ünlü bandoneon sanatçısı ve Tango Nuevo akımının mimarı Astor Piazzolla, 11 Mart 1921 tarihinde Arjantin'in Atlantik kıyısındaki sayfiye kenti Mar del Plata'da hayata gözlerini açtı. İtalyan kökenli göçmen bir ailenin evladı olarak dünyaya gelen ve tam adı Astor Pantaleón Piazzolla olan efsanevi sanatçı, 4 Temmuz 1992 tarihinde 71 yaşındayken Buenos Aires'te yaşama veda etti. Çocukluk yıllarını New York'ta geçirip müziğin kurtarıcı gücüyle sokakların tehlikelerinden sıyrılan Piazzolla, bandoneona kazandırdığı çağdaş yorumla klasik müzikten caz tınılarına uzanan yepyeni bir tarz oluşturarak tango tarihini baştan yazdı.
New York Sokaklarından Müziğin Büyüsüne
Piazzolla henüz iki yaşındayken, ailesi göç ederek New York'un Greenwich Village bölgesine yerleşti. Annesi terzilik, babası ise berberlik yaparak geçimlerini sağlarken, küçük Astor 1937 yılına kadar Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşadı. Sekiz yaşına geldiğinde babasının aldığı ilk bandoneon, onun kaderini belirleyen en önemli dönüm noktası oldu. Çocukluk çağında hem bu geleneksel enstrümanı hem de piyanoyu çalmayı hızlıca öğrendi. Aile, 1930 yılında Mar del Plata'ya gerçekleştirdikleri kısa bir seyahatin ardından yeniden New York'a dönerek Manhattan'ın aşağı kesimindeki Küçük İtalya (Little Italy) mahallesine taşındı.
Sokakların çetin koşullarında büyüyen Piazzolla, o dönemde gelecekte dünya ağır sıklet boks şampiyonu unvanını alacak olan Rocky Marciano ile mahalle arkadaşlığı yapıyordu. Çevresindeki arkadaş grubundan bir kısmı ilerleyen yıllarda Kaliforniya'daki Alcatraz Hapishanesine, bir kısmı ise New York'taki Sing Sing devlet hapishanesine gönderilerek parmaklıklar ardına düşerken, genç müzisyen kendisini tamamen sanatına adayarak bu karanlık dünyadan kurtulmayı başardı. Henüz on yaşındayken bandoneon üzerindeki olağanüstü hâkimiyetiyle çevre sakinleri arasında büyük ün kazandı.
Müzikal dehasını erken yaşta gösteren genç yetenek, ilk tango bestesi olan "La Catinga"yı 1932 yılında kaleme aldı. 1934 yılı ise onun için hayatını değiştiren bir buluşmaya sahne oldu. Tango tarihinin en önemli isimlerinden Carlos Gardel ile yolları kesişti. Gardel'in başrolünde yer aldığı "El día que me quieras" isimli sinema filminde gazete dağıtan bir çocuk rolünü üstlenen Piazzolla, aynı yıl tango şarkıcılarının kralı sayılan bu efsanevi isimle birlikte çalmaya başladı.
Buenos Aires ve Paris Arasında Gelişen Devrimci Tarz
Gençlik yıllarında edindiği birikimle 1938 yılında, 17 yaşındayken Arjantin'in başkenti Buenos Aires'e taşınan Piazzolla, burada profesyonel müzik yaşantısına hız verdi. 1943 yılında Dedé Wolff ile hayatını birleştiren ve bu evliliği 1966 yılına kadar sürdüren sanatçı, 1946 senesinde kendi adını taşıyan ilk orkestrasını kurdu. Bu toplulukla birlikte yeni eserler üretirken, geleneksel tangonun ses kalıpları ve yapısal özellikleri üzerinde cesur denemeler yapmaya başladı. Aynı dönemde sinema filmleri için de müzikler bestelemeye girişti. Ancak deneysel arayişlarını derinleştirmek amacıyla 1949 yılında bu ilk orkestrasını dağıtma kararı aldı.
Klasik formlardaki çalışmalarına da ara vermeyen sanatçı, "Buenos Aires" adını verdiği senfonik yapıtıyla 1951 yılında düzenlenen beste yarışmasında birincilik elde ederek Paris'te eğitim alma hakkı kazandı. Kazandığı burs sayesinde 1954 yılında Fransa'nın başkenti Paris'e giden Piazzolla, dönemin en saygın müzik eğitmenlerinden Nadia Boulanger'den ders aldı. Paris günlerinde ünlü caz sanatçısı Gerry Mulligan ile de tanışma fırsatı buldu. Aldığı eğitimlerin ardından bir yıl sonra yeniden memleketi Arjantin'e döndü.
Tango Nuevo Akımı ve Evrensel Başarı
Sanatçı, 1960 yılında geleneksel tangoyu içine düştüğü monotonluktan kurtarmak amacıyla keman, elektrogitar ve piyano gibi enstrümanları içeren etkili Quinteto Nuevo Tango grubunu kurdu. Bu yeni oluşum sayesinde kendi özgün tarzını geniş kitlelere kabul ettirmeyi başardı. Dönemin en popüler iki büyük tango topluluğu için 200'den fazla parça düzenleyen Piazzolla, aynı zamanda Buenos Aires Üniversitesi'nde sahne alarak konser veren ilk tango müzisyeni unvanını kazandı. Kısa sürede tiyatro toplulukları, film ve plak şirketleri kendisinden beste siparişleri almaya başladı.
Oda müzikleri, senfoniler, bale eserleri ve özgün tangolarında kendi stiline daima sadık kalan usta bandoneoncu, 1974 yılında yeniden Paris'e yerleşti. Aynı yıl Gerry Mulligan ile bir araya gelerek "Reunión Cumbre (Summit)" albümünü çıkardı. 1970'li ve 80'li yıllarda televizyon şovlarında, reklamlarda ve sinema filmlerinde müzikleriyle geniş yer buldu. Paris Opera Orkestrası Yaylı Çalgılar Topluluğu ve meşhur La Scala Opera Orkestrası müzisyenleriyle ortak konserler verdi. Dünyanın en prestijli senfoni orkestraları, onun bandoneon konçertolarını programlarına dahil ederek yorumladı.
1985 yılında Arjantin'e geri dönen Piazzolla, yaşamı boyunca 100'den fazla stüdyo kaydına ve albüme imza attı. İkinci evliliğini 1988 yılında Laura Escalada ile gerçekleştiren ve ömrünün son yıllarını onunla geçiren sanatçı, 4 Temmuz 1992 tarihinde Buenos Aires'te 71 yaşında aramızdan ayrıldı. Arkasında bıraktığı devasa müzikal miras, onun tango müziğini dünya klasikleri arasına sokan benzersiz vizyonunun en somut kanıtı olarak yaşamaya devam ediyor.
Öne Çıkan Albümleri
- 1960 - Adiós Nonino
- 1962 - Tiempo Nuevo
- 1966 - La Guardia Vieja
- 1968 - María de Buenos Aires
- 1974 - Libertango
- 1974 - Reunión Cumbre (Summit) (Gerry Mulligan ile birlikte)
- 1982 - Suite Punta del Este
- 1985 - El exilio de Gardel (Soundtrack)
- 1986 - Tango: Zero Hour
- 1991 - Five Tango Sensations (Kronos Quartet ile birlikte)
- 1994 - The Central Park Concert 1987
