Türk sinemasının en karakteristik sesine hayat veren, hem sahnenin hem beyazperdenin çok yönlü ustası Abdurrahman Palay, 7 Mayıs 1923 tarihinde İstanbul’un Cerrahpaşa semtinde doğdu. Yetenekli sanatçı, Yeşilçam jönlerine verdiği o meşhur sesiyle hafızalara kazındı. İstanbul sokaklarında başlayan bu yaşam serüveni, babasının ani kaybıyla başka bir yöne kaydı. Sanatçı, azmiyle Türkiye’nin en sevilen dublaj ve sahne efsanelerinden biri oldu.
Gençlik yıllarında sırasıyla Hekim Ali Paşa İlkokulu, Davut Paşa Ortaokulu ve Pertevniyal Lisesi'nde eğitim alan sanatçı, lise son sınıftayken lokantacı babası Şemsettin Bey'in vefatı üzerine eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kaldı. Ev hanımı annesi Fethiye Hanım ile kardeşleri Fevzi ve Necdet'e destek olmak için Sirkeci Büyük Postane'de memuriyete başladı. Sanata olan büyük tutkusu ise içinde hiç sönmedi. Samatya Halkevi sahnesinde rol aldığı 'Mahcupluk İmtihanı' piyesiyle oyunculuğa ilk adımını attı. Bir süre kavuniçi-kahverengi Davutpaşa formasıyla futbol oynadıktan sonra amatör tiyatroya yöneldi. Profesyonelliğe 1951 yılında Saat 6 Tiyatrosu'nda Bernard Shaw'un 'Ermiş Jeanne' oyunuyla adım attı. Hemen ardından Jean-Paul Sartre imzalı 'Sevgili Yosma' eserinde sahne aldı.
Sahne Tozundan Sinema Salonlarına
Mahmut Moralı’nın davetiyle 1952 yılında Şehir Tiyatroları bünyesinde çalışmaya başlayan Palay, William Shakespeare’in 'Fırtına' ile 'Miras' oyunlarındaki başarılı performansıyla kısa sürede adından söz ettirmeyi başardı. Tiyatrodaki başarılı performansları sırasında Suavi Tedü'nün dublörü olarak görev yaptı. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sergilediği başarılı oyunlarla geniş kitlelerce tanındı. Sanatçının sahnede en çok beğenilen performansları şunlardır:
- Ramak Kaldı
- Akif Bey
- Hayal Köşkü
- Hamlet
- Sam Rüzgarları
- Bana Dokundun
- Annemi Hatırlıyorum
- Ne Umurum
Ekrem Reşit Rey'in daveti üzerine İstanbul Radyosu Temsil Kolu'nda da görevler üstlendi. Kameralar karşısına ilk kez 1952 senesinde 'Kahpenin Kızı' adlı yapımla geçen yetenekli sanatçı, 1954 yılından itibaren hem beyazperdede oyunculuk yaptı hem de dublaj stüdyolarında seslendirme çalışmalarına aralıksız devam etti. 1963 yılında Lale Oraloğlu Tiyatrosu'na geçerek bir sezon boyunca burada çalıştı. 1964 yılında kendi adını taşıyan tiyatro topluluğunu kurdu ve iki yıl boyunca turnelere çıktı. 1966'da Asaf Çiyiltepe yönetimindeki Arena Tiyatrosu'nda Marcelle Mayrette'in 'Anastasia' adlı eserini sahneye koyup başrolünde oynadı. Tiyatroyla bağını 1973 yılına kadar koparmayan Palay, bu tarihten sonra sadece sinemaya yoğunlaştı.
Yeşilçam'ın Arkasındaki Karakteristik Ses
Kariyeri boyunca 100’e yakın sinema filminde rol alan sanatçının son filmi, Ömer Lütfi Akad’ın yönettiği 1995 yapımı 'Meçhul Kadın' oldu. Sahnedeki yeteneğinin yanı sıra Abdurrahman Palay, asıl büyük şöhretini Türk sinemasının unutulmaz jönlerine seslendirme stüdyolarında hayat verdiği o muhteşhem ve karakteristik sesiyle elde etti. Cüneyt Arkın filmlerinin neredeyse tamamında sesini duyduğumuz usta, Yılmaz Güney'in 'Duvar' filmine kadar tüm yapımlarını seslendirdi. Kendine has telaffuz tarzıyla hafızalara kazınan Palay, Yeşilçam dünyasına 'n'ayır', 'n'olamaz', 'n'Alev' gibi unutulmaz replikleri armağan etti. Seslendirme yönetmenliği de yapan sanatçının sesini verdiği diğer önemli aktörler şunlardır:
- Ediz Hun, Kadir İnanır, Tarık Akan ve Göksel Arsoy
- Kartal Tibet, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve İbrahim Tatlıses
- Müslüm Gürses, Tamer Yiğit, Tanju Korel ve Behçet Nacar
- Hüseyin Baradan, Tanju Gürsu, Bülent Kayabaş ve Yılmaz Köksal
- Ümit Besen, Eşref Kolçak, Fikret Hakan, Murat Soydan, Tugay Toksöz, Cihangir Gaffari ve İrfan Atasoy
Mutfaktaki Usta ve Yönetmenlik Yılları
Abdurrahman Palay, 1963 yılından itibaren senaryo yazarlığı, film yönetmenliği ve sinema oyunculuğuna ağırlık verdi. Yönetmenlik koltuğuna ilk kez 1955 yılında 'Babaların Günahı' ve 'Her Yerde Tehlike' filmleriyle oturdu. Senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı yapımlar arasında 'Erkek Fatma', 'Kendi Düşen Ağlamaz' ve 'Şeytan Kız' gibi sevilen filmler yer alır. 1972 yapımı 'Hesapta Bu Yoktu' filmiyle yapımcılık deneyimi de yaşayan Palay, Türk sinemasının mutfağında çok yönlü bir üretkenlik sergiledi.
Fırtınalı Özel Hayat ve Şile'de Sakin Bir Otel
Sanatçının özel hayatı da oldukça hareketli ve duygu doluydu. İlk evliliğini Kamran Hanım ile gerçekleştiren Palay, beş yaşındaki oğlu Rauf'u menenjit hastalığı nedeniyle yitirmenin büyük acısını yaşadı. 1950'li yıllarda ikinci evliliğini ünlü besteci Selahattin Pınar'ın kız kardeşi, oyuncu Melahat İçli ile yaptı. 1959'da Şehir Tiyatroları oyuncusu Özen Tutucu ile üçüncü evliliğini kurdu; bu birliktelikten 1960 doğumlu kızı Oya Palay dünyaya geldi. Çift 1970 yılında yollarını ayırdı. Sanatçı aynı yıl dublaj sanatçısı Nuray Palay (Maydos) ile dördüncü evliliğini yaptı. Bu son evliliğinden 1970 doğumlu kızı Ceylan ile 1971 doğumlu oğlu Rauf Aziz dünyaya gözlerini açtı. Hayatının son yıllarında Şile ilçesinde bir otel satın alarak pansiyon işletmeciliği yaptı. Türk sinemasının ve tiyatrosunun unutulmaz ismi Abdurrahman Palay, 14 Nisan 2002 tarihinde İstanbul'da 79 yaşında hayata gözlerini yumdu.
