Adana'nın Karaisalı ilçesinde 1857 yılında dünyaya gelen Abdullah Faik Çopuroğlu, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçişin sancılı yıllarında kentini parlamentoda temsil ederek Türk siyaset tarihine adını yazdırmış önemli bir devlet adamıdır. Hem yerel yönetimde hem de ulusal meclislerde üstlendiği kritik görevlerle milli mücadele döneminde etkin bir rol üstlenen Çopuroğlu, ömrünü vatanına ve bölgesine hizmet etmeye adamıştır. 17 Temmuz 1939 tarihinde hayata gözlerini yuman bu tarihi şahsiyet, ardında derin izler bırakan bir bürokrasi ve milli mücadele mirası bırakmıştır.
Eğitim Hayatı ve Yerel Bürokrasi Yılları
Gençlik yıllarında nitelikli bir eğitim süzgecinden geçen Çopuroğlu, ilk olarak doğduğu topraklarda yer alan Karaisalı Rüştiyesi bünyesinde dersler almıştır. Buradaki temel eğitimini tamamladıktan sonra ilmi birikimini artırmak amacıyla dönemin önemli bilim merkezlerinden biri olan Kayseri medresesi eğitimini başarıyla bitirmiştir. Eğitimini bitirince memleketine geri döndü. Burada kamu hizmetine hemen başladı.
Kendi doğduğu bölge olan Karaisalı çevresinde hukuk alanında sorumluluklar alan Çopuroğlu, adli mekanizmada görev yaparak mahkeme üyeliği pozisyonunda bulunmuştur. Adalet sisteminde gösterdiği liyakatle kısa sürede dikkat çeken tecrübeli isim, aynı zamanda naip vekilliği vazifesini de titizlikle yürütmüştür. Hukuk alanındaki bu tecrübesi ona itibar kazandırdı. Ayrıca memleketinde müftülük makamına getirilerek dini liderlik rolünü de üstlenmiş, halkın manevi ve hukuki sorunlarına doğrudan çözümler üretmiştir.
Milli Mücadele ve Parlamento Dönemi
Çukurova bölgesinin düşman işgaline uğradığı zorlu yıllarda vatan savunması için tereddüt etmeden öne atılan Çopuroğlu, Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti reisliği görevini üstlenmiştir. Bu dernek çatısı altında Fransız işgaline karşı bölgedeki direnişi örgütlemiş ve yerel kuvvetleri ortak bir vatan savunması hedefi etrafında birleştirmeyi başarmıştır. Bölgedeki direniş meşalesini yakan isimlerden biri olan tecrübeli lider, siyasi yetkinliğini kanıtlayarak kısa süre sonra ulusal düzeyde temsil hakkı elde etmiştir.
İstanbul'da bulunan Osmanlı Meclis-i Mebusanı bünyesinde I. ve II. dönemlerde Adana milletvekili olarak görev yapan Çopuroğlu, kentinin haklarını imparatorluk başkentinde savunmuştur. Yasama çalışmalarında Adana halkının sesini duyuran ve bölge çıkarlarını koruyan milletvekili, meclis kürsüsünü etkin şekilde kullanmıştır. İstanbul işgal edilince Ankara'ya geçti. Ankara'da yeni parlamentonun kurulduğu o tarihi günlerde ilk dönem milletvekili sıfatıyla meclisteki yerini alan tecrübeli politikacı, vatanın bağımsızlığına giden yolda yürütülen yasama çalışmalarına ve yeni idari kararlara doğrudan katkı sunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini atan ve bağımsızlık savaşını yöneten bu mecliste yer almak, Çopuroğlu'nun kariyerinin en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Tarihi meclisteki yasama çalışmalarında aktif roller alarak vatanın bağımsızlığına giden yolda yasama desteği sağlamıştır.
Aşağıda Abdullah Faik Çopuroğlu'nun hayatı boyunca üstlendiği başlıca tarihi görevler yer almaktadır:
- Karaisalı Mahkeme Üyeliği ve Naip Vekilliği - Bölgedeki adalet işlerinin yürütülmesinde hukuki sorumluluklar almıştır.
- Karaisalı Müftülüğü - Dini ve toplumsal konularda halka rehberlik etmiştir.
- Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisliği - İşgal yıllarında güney cephesindeki direnişin teşkilatlanmasını sağlamıştır.
- Osmanlı Meclis-i Mebusanı I. ve II. Dönem Adana Milletvekilliği - Payitahtta Adana'yı temsil etmiştir.
- TBMM I. Dönem Adana Milletvekilliği - Ankara'daki kurucu mecliste yeni devletin inşasına katkı sunmuştur.
Özel Yaşamı ve Vefatı
Siyasi ve askeri mücadelelerin gölgesinde geçen yoğun ömründe aile hayatına da büyük önem veren vatansever devlet adamı, evliliği boyunca sekiz çocuk babası olmuştur. Ailesine her zaman vakit ayırırdı. Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını kazanmasının ve yeni düzenin kurulmasının ardından aktif politikayı bırakan Çopuroğlu, yaşamının son dönemini memleketinde geçirmiştir. Tarihimizin bu önemli şahsiyeti, 17 Temmuz 1939 tarihinde hayata veda ederek Adana'nın ve Türkiye'nin ortak belleğinde şerefli yerini almıştır.
