Şanlıurfa ilinin batısında, Birecik ilçesinin yaklaşık 3 kilometre güneyinde ve Mezra Köyü yakınlarında yer alan Zeytinlibahçe Höyüğü, Karkamış Barajı su toplama sahası içinde kalan en büyük arkeolojik yerleşim olarak bilinmektedir. Yaklaşık 31 metre yükseklikte olan höyük, 190 x 140 metre boyutlarında bir alana yayılmakta ve 26 dönümlük bir yerleşim alanını bünyesinde barındırmaktadır. Günümüzde bir bölümü tarım amaçlı da kullanılan bu değerli alan, MÖ 4. binyıldan 2. binyıla kadar iskan görmüştür.
Tarihçe ve Tabakalanma Dönemleri
Zeytinlibahçe Höyüğü'nde yürütülen bilimsel araştırmalar, bölgenin son derece köklü ve zengin bir tarihi geçmişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Yapılan kazılarda Halaf Dönemi, Geç Kalkolitik Çağ, Orta Uruk Dönemi, Erken Tunç Çağı ve Demir Çağı'na ait yerleşme izleri tespit edilmiştir. Diğer yandan höyükte, Part - Roma Dönemi'nden Orta Çağ'a devam eden bir yerleşme olduğu belirtilmektedir. Höyük, bölgenin en önemli Erken Tunç Çağı yerleşimi olarak kabul edilmektedir.
Kazılar ve Önemli Arkeolojik Buluntular
Höyük ilk kez 1998 yılında Guillermo Algaze tarafından tespit edilmiştir. Ilısu ve Karkamış barajlarının su toplama sahalarında kalacak olan kültür varlıklarını kurtarma çalışmaları kapsamında, ODTÜ TAÇDAM girişimiyle Marcella Frangipane başkanlığındaki Arslantepe Höyüğü ekibi tarafından 1999 ve 2000 yıllarında kazı çalışmaları yürütülmüştür. Kazılarda elde edilen küp parçaları, bölgedeki Gritille ve Lidar Höyük buluntularıyla benzerlik göstermektedir. Ayrıca kazılarda ele geçen dökme demir ok ucunun benzer örneklerine Kinet Höyük, Aşvan Kale, Taşkun Kale, Tille Höyük ve Gritille'nin Orta Çağ tabakalarında da rastlanmaktadır.
Anıtsal Yapılar ve Yangın Tahribatı
Höyüğün üst konisinin MÖ 3. binyılın ikinci yarısından itibaren iskan edildiği ve MÖ 2. binyılda etrafı surlarla çevrili tahkimatlı bir akropol haline geldiği bilinmektedir. Orta Tunç Çağı'na ait, sur kalınlığı 3 metreyi bulan anıtsal bir yapı, Zeytinlibahçe kazılarının en önemli keşiflerinden biridir. Bir saray ya da kale olduğu düşünülen bu görkemli yapı ve höyükte ortaya çıkarılan diğer tüm mimari kalıntılar, geçmişte yaşanan şiddetli bir yangınla tahrip olmuştur. Demir Çağı'na ait bir yerleşme izine höyük üzerinde rastlanmamış olsa da, bu döneme ait yerleşimin höyüğün hemen yakın civarında yer aldığı tahmin edilmektedir.