İstanbul'un Tarihi Kapısı: Zeytinburnu'na Giriş
Zeytinburnu, İstanbul ilinin batı yakasında, Çatalca Yarımadası'nın güneydoğusunda ve Marmara Denizi kıyısında yer alan tarihi bir ilçedir. Doğusunda Fatih, kuzeydoğusunda Eyüpsultan, kuzeyinde Bayrampaşa, batısında Güngören ve Bakırköy, kuzeybatısında ise Esenler ilçeleriyle çevrilidir. Tarihi yarımada ile Theodosius Surları vasıtasıyla ayrılan Zeytinburnu, E-5 karayoluna sınır konumu ve havalimanına olan yakınlığıyla İstanbul'un dış dünyaya açılan en önemli pencerelerinden biridir. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 24 metre olan ilçenin yeryüzü şekilleri güneyden kuzeye doğru yükselmektedir. Sümer, Nuripaşa ve Kazlıçeşme gibi güney mahallelerinde alüvyonlar ve eski dere yatakları yer alırken; Beştelsiz, Telsiz ve Maltepe gibi kuzey mahallelerinde kireçtaşı aşınma yüzeyleri bulunmaktadır.
Antik Dönemden Bizans'a Ulaşan Tarihsel Miras
İlçenin ismi, tarihi yarımadanın Marmara kıyılarından doğuya bakıldığında coğrafi olarak bir burun gibi gözüken kıyılarından ve bu alanda geçmişte yer alan zeytinliklerden gelmektedir. Komşu ilçe Bakırköy'de bulunan Zeytinlik mahallesi de bu eski zeytin varlığının kanıtlarındandır. Zeytinburnu'nun tarihi, Doğu Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanmaktadır. Antik kaynaklarda sahil kesiminde yer aldığı belirtilen "Strongylion" veya "Kyklobion" kalesi/limanı bölgenin ilk önemli yapılarındandır. İmparatorluğu başkente bağlayan tarihi Roma yolu Egnatia Yolu ilçenin güneyinden geçmekte olup, Konstantinopolis'in meşhur giriş kapıları olan Altın Kapı (Yedikule Zindanları), Belgradkapı, Silivrikapı, Mevlanakapı ve Topkapı doğrudan Zeytinburnu sınırlarına açılmaktadır. Başkentin yaşadığı tüm kara kuşatmaları esasen bu topraklarda gerçekleşmiştir. Türk öncesi döneme ait en önemli anıt, İmparator I. Leo döneminde (457-474) inşa edilen Balıklı Ayazması ve bu ayazmanın yanına kurulan Balıklı Kilisesi (Panagia Pege)'dir.
Osmanlı Dönemi ve İlk Yerleşimler
İstanbul'un Türkler tarafından fethedilmesinin ardından bölgedeki ilk yerleşim, Kazlıçeşme dolaylarına yerleşen ve "Kudüslü Papazlar" olarak bilinen toplulukla başlamıştır. Rum toplumu içindeki dini anlaşmazlıklar sonucu sur dışındaki bu boş topraklara yerleşen papazlar, burada zeytin ve çeşitli tarım ürünleri yetiştirmişlerdir. Tarihi tapu kayıtlarında bölgenin büyük bir bölümü "Kudüslü Şerif Çiftliği" olarak kayıtlı olsa da yapılan araştırmalar bu toprakların II. Bayezit çağından önce Türk mülkü olduğunu göstermiş ve alanın önemli bir kısmı Vakıflar yönetimine devredilmiştir. Osmanlı döneminde bir dinlenme ve gezinti yeri olarak rağbet gören bölgede, saray erkanının ve padişahların zaman geçirdiği köşkler, yalılar ve bahçelerle bezeli ünlü "İskender Çelebi" mesire alanı yer almaktaydı.
Sanayinin Doğuşu ve Kadim Kültür Varlıkları
Zeytinburnu'nun modern çehresini şekillendiren en önemli gelişmelerden biri Kazlıçeşme'de dericilik sanayisinin kurulmasıdır. Türkiye'deki 150 yılı aşkın köklü dericilik sanayi geçmişi burada filizlenmiş, 19. yüzyılda bölge yoğun faaliyetlerden dolayı "Büyük Salhane" olarak anılmıştır. Dericilik sektörünü 1927 yılında Bezmenler'in kurduğu dokuma sanayisi takip etmiş ve bu durum bölgedeki işçi yerleşimlerini hızlandırmıştır. Zeytinburnu, günümüzde inanç turizmi ve tarihi yapılar açısından adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. İlçede yer alan Kazlıçeşme Fatih Camii, Takkeci İbrahim Ağa Camii, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Mescidi, Seyyid Nizam Tekkesi, Merkez Efendi Türbesi ve Tekkesi, Yenikapı Mevlevihanesi, Erikli Baba Tekkesi / Cemevi ile Balıklı Rum Kilisesi ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi gibi yapılar ilçenin çok kültürlü tarihi dokusunu yansıtmaktadır. Ayrıca 1828 yılına uzanan tarihiyle eski bir askeri hastane binası olan Zeytinburnu Belediye Başkanlığı Binası, Abdülbaki Paşa Kütüphanesi, Merkez Efendi Hamamı ve mahalleye adını veren kaz figürlü tarihi Kazlı Çeşme mutlaka görülmesi gereken yapılar arasında yer almaktadır. Günümüze sadece temelleri ulaşabilmiş olan Hacı Mahmud Ağa Tekkesi de bu mirasın parçalarındandır.