Zal Mahmud Paşa Külliyesi ve Tarihçesi
İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde, Defterdar Caddesi ile Zal Paşa Caddesi arasında konumlanan Zal Mahmud Paşa Camii; cami, medrese, türbe ve çeşmeden oluşan zengin bir Osmanlı külliyesidir. 1577 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri Zal Mahmud Paşa ile eşi Şah Sultan tarafından ortaklaşa inşa ettirilen külliye, büyük mimar Mimar Sinan'ın eşsiz eserlerinden biridir. Vakfiye kayıtları, külliyenin başlangıçta 1569 yılında Şah Sultan tarafından yalnızca medrese, türbe ve çeşme olarak planlandığını, cami unsurunun ise çiftin 1574 yılındaki evliliğinin ardından programa dahil edildiğini göstermektedir.
Benzersiz Mimari Özellikleri ve Tasarımı
Külliyenin kalbini oluşturan cami, taş ve tuğla karışımı duvar örgüsüyle kendine has kırmızı-beyaz bir dış görünüme sahiptir. İç mekanda üç yönde dörder sütunlu düz tavanlı revaklar bulunurken, dış avlu son cemaat yeriyle birlikte 17 sütun ve 15 kubbe ile çevrelenmiştir. Caminin büyük kubbesi altındaki mihrabı, dönemin en kaliteli işçiliğini yansıtan renkli İznik çinileri ile kuşatılmıştır. Evliya Çelebi'nin övgüyle bahsettiği minber ise son derece itinalı ve göz alıcı bir taş işçiliği sergiler. Mimar Sinan'ın diğer eserlerinde görülmemiş sıradışı bir üslup olarak değerlendirilen, yan duvarlardaki sık aralıklı iki sıra pencere düzeni yapıya bol miktarda ışık sağlamaktadır.
Külliyenin Diğer Yapıları: Türbe, Çeşme ve Minare
Caminin son cemaat yerinden yaklaşık dört metre alçaktaki alt kademede, sekizgen planlı ve tek kubbeli türbe yer alır. Girişi 6 sütunlu bir revaktan oluşan bu türbede Zal Mahmud Paşa yatmaktadır ve pencereleri klasik karınca gözü tarzındadır. Feshane Caddesi üzerindeki giriş kapısının sağında ise 1590 tarihli, kesme taştan inşa edilmiş dikdörtgen çerçeveli bir çeşme bulunur. Caminin sağında yapıya bitişik yükselen kalın gövdeli minaresi ise orijinal olmayıp, 1894 depreminde yıkılan XVI. yüzyıl yapımı orijinal minarenin yerine bu tarihten sonra yeniden inşa edilmiştir.
Restorasyon Süreçleri ve Hüzünlü Bir Halk Geleneği
Zaman içinde pek çok onarımdan geçen külliye, 1955-1963 yılları arasında restore edilmiş, son olarak Ağustos 2012'de başlayan restorasyon çalışmaları ise 2015 yılında tamamlanarak ibadete açılmıştır. Camiye dair ilginç bir tarihi gelenek ise külliyenin hamisi Zal Mahmud Paşa ile ilgilidir. Paşa'nın 1553 yılında Şehzade Mustafa'nın boğdurulmasındaki rolü sebebiyle kamuoyunda duyulan derin üzüntü, halkın uzun bir dönem boyunca bu camiye gitmekten özellikle kaçınmasına yol açmıştır.