Yıldırım Külliyesi, Bursa'da 14. yüzyıl sonunda Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid ve Sultan Süleyman Han tarafından yaptırılmış olan tarihi bir yapı topluluğudur. Osmanlı İmparatorluğu'nun beylikten devlete geçiş döneminin en önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilen külliye, kaliteli işçiliğe sahip ilk anıtsal eserleri barındırmaktadır. Bursa'nın Yıldırım semtinde, dik bir tepenin üzerinde konumlanan bu mimari miras, 2014 yılında "Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu" Dünya Miras Alanı'nın bir bileşeni olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilmiştir.
Külliyenin Yapısı ve Öne Çıkan Mimari Eserleri
Külliye; cami, medrese, imaret, hamam, dârüşşifâ ve Yıldırım Bayezid türbesinden meydana gelmektedir. Günümüze bu yapılardan cami, medrese, darüşşifa, hamam ve türbe olmak üzere beş tanesi sağlam olarak ulaşabilmiştir. Yapı topluluğunun mimari açıdan en önemli parçalarından biri olan dârüşşifâ, Osmanlı mimarisindeki ilk hastane binası olma özelliğini taşımaktadır. Türbenin mimarı ise Hüseyin oğlu Ali'dir. Külliyeye geçmişte Uludağ'dan Akçağlayan suyu getiren su kemerleri inşa edilmiş olsa da bu yapılar günümüze ulaşamamıştır.
Yıldırım Bayezid Camisi
Külliyenin merkezinde yer alan Yıldırım Bayezid Camisi, kesme taşlar kullanılarak "Tabhaneli Camiler" plan şemasında inşa edilmiştir. Yapı; harim, orta avlu, orta avlunun iki yanındaki eyvanlar ve bu eyvanların kuzey ile güneyine yerleştirilmiş ikişer tabhane mekânından oluşur. Türk mimarlık tarihinde "Bursa kemeri" olarak adlandırılan kemer şekli, tarihte ilk defa bu camide uygulanmıştır. Caminin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde bulunan orijinal minareleri yıkılmış olup, günümüzde yapının batı cephesinin kuzey ucundaki minare sonradan inşa edilmiştir.
İlklerin Medresesi ve Darüşşifası
Camiden 80 metre aşağıdaki bir düzlükte konumlanan Yıldırım Medresesi, ortası bahçeli ve önü kapalı ilk Osmanlı medresesidir. Tarih boyunca Molla Gürani, Seyyid Ali Acemî, Fudayl Çelebi, Şeyhülislâm Abdülkadir Şeyhî Efendi, Ebussuud Efendi ve Hoca Sadeddin Efendi gibi çok tanınmış âlimlerin ders verdiği bu tarihi medrese, kapatıldıktan sonra harap olmuş ve 1948 yılında Sıhhiye Vekâleti tarafından dispansere dönüştürülmüştür. Osmanlı'nın ilk hastanesi olan Darüşşifa'da ise vakfiyelere göre üç tabip, şerbetçiler, eczacılar, bir ekmekçi ve bir aşçı görev yapmıştır. Bir dönem baruthane ve silah deposu olarak da hizmet veren bu yapı, 1990'lı yıllardaki restorasyonun ardından günümüzde Göz Hastanesi olarak kullanılmaktadır.
Hamam ve Tarihi Türbe
Külliyenin diğer iki önemli yapısı hamam ve türbedir. Günümüze sağlam olarak gelen tarihi hamam; soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve iki halvet bölümünden meydana gelir. Yıldırım Bayezid'in türbesi ise Osmanlı mimarisinde inşa edilmiş ilk revaklı türbe olma özelliğine sahiptir. Timur'un esiri iken Akşehir'de vefat eden Sultan Yıldırım Bayezid'in cenazesi, Emir Süleyman Çelebi tarafından yaptırılan bu türbeye getirilerek defnedilmiştir. Türbenin içerisinde padişahın sandukasının yanı sıra oğlu İsa Çelebi'nin de sandukası bulunmaktadır.