Bursa kentinin en önemli simgelerinden biri olan Yeşil Cami, erken dönem Osmanlı mimarisinin en seçkin ve görkemli örnekleri arasında yer almaktadır. İçinde bulunduğu Yeşil Külliyesi ile birlikte 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne "Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu" mirası kapsamında dahil edilen bu tarihi yapı, 15. yüzyıl Osmanlı çini sanatının doruk noktasını temsil eden kaplamalarıyla dünya çapında bir üne sahiptir. İnşasına 1413 yılında Osmanlı sultanı Çelebi Mehmet'in emri ile başlanan ve sultanın vefatı üzerine oğlu II. Murad devrinde tamamlanan yapı, günümüzde 2000 kişilik ibadet kapasitesiyle aktif olarak hizmet vermektedir.

Çok İşlevli Yapısı ve Benzersiz Mimarisi
İnşa edildiği dönemde çok işlevli bir zaviye ve imaret olarak tasarlanan Yeşil Cami, ibadet alanı olmanın ötesinde bir şeyh ile müritlerinin toplandığı, yolcuların misafir edildiği ve kültürel-dinsel değişime hizmet eden kurumlar olarak işlev görmüştür. Yıldırım Bayezid devrine kadar anıtsal camiler yerine kullanılan bu yapılar, Osmanlı Beyliği döneminde beyler tarafından da tercih edilmekteydi. Kronolojik sıraya göre Orhan Gazi ve Yıldırım camilerinden sonra "Ters T" plan şemasını uygulayan üçüncü yapı olan Yeşil Cami, mimar Hacı İvaz Paşa (Hacı İvaz b. Ahî Bayezıt) tarafından tasarlanmıştır. Taç kapıdaki Arapça kitabeye göre Aralık 1419'da tamamlanan iki katlı ve iki kubbeli bu muazzam yapı, aynı zamanda bir hükûmet konağı olarak da inşa edilmiştir. Aynı eksende yer alan 13 metre çapında ve 25 metre yüksekliğindeki iki ana kubbe, büyük bir kemer ve kilit taşı ile birleştirilmiştir.


Saray Daireleri ve Yönetim Odaları
Kuzey cephede yer alan ve olağanüstü oyma süslemeleri bulunan görkemli mermer ana kapıdan dar bir koridora geçilir. Asıl ibadet alanına ise Bizans başlıklı iki sütunun ortasındaki alçak bir kapıdan girilir. İbadet mekanının iki yanındaki simetrik odalar, sancaklardan gelenlerin meselelerinin görüşüldüğü idari merkezler olarak yapılmış; doğu odası Anadolu Beylerbeyliği, batı odası ise Rumeli Beylerbeyliği temsilcileri için kullanılmıştır. Bu odalar daha sonraları mahkeme salonu olarak da hizmet vermiştir. Girişin iki yanındaki merdivenlerle ulaşılan üst katta ise ortada hünkar mahfili, iki tarafında ise saray daireleri konumlandırılmıştır.



Eşsiz Mermer, Çini ve El Sanatları Zenginliği
Marmara Adası'ndan getirilen mermerlerle inşa edilen Yeşil Cami, Bursa'da yapılan ilk mermer abide olma özelliğine sahiptir. Yapının nakış ve bezemeleri, devrinin en ünlü sanatçısı olan Nakkaş Ali yönetiminde 1424 yılında tamamlanmıştır. Caminin dünya çapındaki asıl şöhreti ise iç mekandaki eyvanlar, mahfiller, tabhaneler ve şahnişinlerde yoğun olarak kullanılan çini kaplamalarından gelir. Çini ustası Mecnun Mehmet tarafından sır tekniğiyle yapılan muhteşem mihrap, 1067 cm yüksekliği ve 628 cm genişliği ile erken Osmanlı döneminin ilk çini süslemeli mihrabıdır. Giriş kapısı ve pencere kapaklarındaki üstün ahşap işçiliği ile mihrabın batısındaki altıgen külahlı ahşap minber भी dönemin şaheserlerindendir. Mihrap eyvanındaki pencerelerin üzerinde asılı duran levhalarda ise Amme Suresi yazılı olup, levhalardan birinde 19. yüzyıl Bursa Valisi Ahmet Vefik Paşa'nın adı yer almaktadır.

Külliye Yapıları, Minareler ve Gelir Kaynakları
Caminin orijinal minarelerinin camiye adını veren yeşil çinilerle kaplı olduğu bilinmekle birlikte, günümüzdeki iki minare 1855 yılındaki büyük depremin ardından 19. yüzyılın sonlarında yeniden yapılmıştır. Caminin inşasından sonra batısına "Sultaniye Medresesi" (günümüzde Türk İslam Eserleri Müzesi) ve doğusuna imaret yapılmıştır. Caminin tam karşısında ise Bursa'nın en değerli anıtsal yapılarından olan Yeşil Türbe bulunmaktadır. Ayrıca Çelebi Mehmet'in isteğiyle Hacı İvaz Paşa tarafından, Yeşil Cami'ye kalıcı gelir sağlamak amacıyla Sultan Han ve Fidan Han inşa edilmiştir.
