Yerebatan Sarnıcı'nın Tarihi ve Önemi
Yerebatan Sarnıcı (Bizans Yunancası: βασιλική κινστέrnή; Latince: Basilica Cisterna), İmparator I. Justinianus (527-565) döneminde İstanbul'da şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere 526-527 senelerinde yaptırılmış kapalı su sarnıcıdır. Ayasofya'nın güneybatısında, Soğukçeşme Sokağı'nda bulunan bu tarihi yapı, suyun içinden yükselen pek çok mermer sütun nedeniyle halk arasında Yerebatan Sarayı olarak isimlendirilmektedir. Sarnıcın üzerinde daha önce bir bazilika bulunmasından ötürü yapının diğer bir adı da Bazilika Sarnıcı'dır.
Bizans imparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan sarnıç, şehrin birinci ve ikinci tepeleri arasındaki bölgelerin su ihtiyacını karşılayan Hadrianus su yollarına bağlanmıştır. İstanbul'un Osmanlılar tarafından fethinden sonra Sarayburnu ve Bahçe Kapısı civarına su dağıtım merkezi olarak hizmet sunmuş; Osmanlılar'ın şehirde kendi su tesislerini kurması ve Bizans dönemine ait eski suyollarının tamir etmesiyle birlikte sarnıcın su dağıtım merkezi olma işlevi kısmen değiştirilmiştir. Yapının ismi saraya, sadrazamın ahırlarına, caddeye ve mahalleye verilmiş olup günümüzde müze ve etkinlik mekanı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür A.Ş. tarafından işletilmektedir.
Mimari Özellikleri ve Görkemli Sütunları
Yerebatan Sarnıcı, kayalık bir zemine oturan, tuğladan inşa edilmiş dikdörtgen planlı bir yapıdır. Ölçüleri ilk defa I. Dünya Savaşı döneminde Alman arkeolog Eckhard Unger tarafından alınmış ve 138 x 64,6 m olduğu belirtilmiştir. Sarnıcın, geçmişte üzerinde bulunduğu düşünülen Basilika Stoa adlı anıtsal yapının ve bölgenin su ihtiyacını karşılamak için yapıldığı tahmin edilir. Yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahip olan bu sarnıçta, üzerindeki tuğla örgülü tonozu taşıyan 336 sütun yer almaktadır. Sütunların doğu-batı yönünde 28, güney-kuzey yönünde ise 12 sırası bulunur. Yapının kuzeybatı tarafındaki II. Abdülhamit döneminde kapatılan alan içerisinde kalan 41 sütun bugün görülmemektedir.
Yapının mimarisinde bezemeli sütunlar, Korint sütun başlıkları ve ters yüz edilmiş Medusalı başlıklar gibi devşirme malzemeler kullanılmıştır. Sarnıçtaki sütunların 98 adedi ise bu yapı için özel olarak imal edilmiştir. Ziyaretçilerin güneydoğu tarafındaki taş merdivenlerle indiği bu eşsiz su deposu, Bizans İmparatorluğu'nda dünyanın sıfır noktası olarak kabul edilmiş Milyon Taşı'nın yanındadır. Ayrıca Binbirdirek Sarnıcı, Şerefiye Sarnıcı, Akhilleus ve Zeuksipposs Hamamları ile aynı tarihi bölgede konumlanmaktadır.
Medusa Başlarının Gizemli Hikayesi
Yerebatan Sarnıcı'nın en ünlü simgelerinden olan Medusa başları, sarnıcın sütunlarından ikisinin kaidesi olarak yerleştirilmiştir. Bu başlardan biri ters, diğeri ise yan şekilde durmaktadır. Mitolojiye göre başlangıçta güzel bir kadın olan fakat Athena tarafından saçları yılanlarla dolu korkunç bir yaratığa dönüştürülen ve bakışlarıyla herkesi taşa çeviren Medusa'nın başlarının sarnıçtaki varlığına dair farklı teoriler mevcuttur. İlk teoriye göre, Medusa'nın bakışlarının gücünü nötrlemek amacıyla başlar ters ve yan yerleştirilerek bir koruma sembolü olarak kullanılmıştır. İkinci teoriye göre ise bu durum Bizanslıların antik dönem yapılarından devşirme malzeme alıp yeniden kullanmasından kaynaklanan tesadüfi bir yerleşimdir. Son olarak, ters veya yan yerleşimlerin pagan inanışlarından Hristiyanlığa geçişte eski inançların etkisizleştirilmesini ve Hristiyanlığın zaferini sembolize ettiği de düşünülmektedir.
Popüler Kültür ve Sanat Sergileri
Yerebatan Sarnıcı, dünyaca ünlü yazar Dan Brown'ın 2013'te yayınlanan Cehennem adlı gerilim ve gizem romanına konu olmuştur. Romanın uyarlandığı 2016 çıkışlı, Tom Hanks ve Felicity Jones'un başrollerini paylaştığı aynı adlı sinema filminde, sarnıcın tarihi dokusuna zarar vermemek amacıyla Budapeşte'deki film platosunda sarnıcın birebir kopyası yapılarak çekimler orada gerçekleştirilmiştir. Restorasyon sonrası güncel haliyle ziyaretçilerini ağırlayan sarnıçta; Jennifer Steinkamp'in Mars’a Uçuş 9 adlı video yerleştirme eseri, Ozan Ünal'ın Anksiyöz Bilgeler ve Zambaklı Lavi adlı eserleri, Ali Abayoğlu'nun Denizanası eseri ile Muzaffer Tuncer'in İnziva adlı eseri gibi önemli çağdaş sanat yapıtları da sergilenmektedir.