Yeniçağa Gölü, Bolu ilinin Yeniçağa ilçesi yakınlarında yer alan tektonik bir göldür. Oluşumunda Kuzey Anadolu Fay hattının etkili olduğu gölün deniz seviyesinden yüksekliği 989 metredir. Suları tatlı olan Yeniçağa Gölü'nün yüzey alanı 2,6 kilometrekare, uzunluğu 7 kilometre, genişliği ise 2,5 kilometredir. Gölün ortalama derinliği 5 metre iken, tespit edilen en derin noktası 11 metredir. 25 kilometrekarelik üçgen şekilli Yeniçağa Ovası içinde yer alan gölün su seviyesi, mevsimsel yağışlara bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.
Gölün Hidrolojisi ve Litolojik Yapısı
Yeniçağa Gölü'nün çevresi sazlık ve bataklık alanlarla çevrilidir. Gölün fazla suları Çağa Deresi aracılığıyla Büyüksu Çayı'na aktarılmaktadır. Göle doğu yönünden Deliler Deresi, batı yönünden ise Kuzuviran Deresi başta olmak üzere kuzeybatı, batı ve doğudan gelen küçük dereler dökülmektedir. Ovanın genelinde 9 hektometreküp yeraltı suyu tespit edilmiştir. Litolojik yapısı incelendiğinde, havzanın kuzeyinin sedimentlerden, güneyinin ise volkanitlerden oluştuğu ve bu iki bölümü Kuzey Anadolu Fayı'nın ayırdığı görülür. Çağa depresyonu tektonik nedenlerle Genç Kuaterner devrinde oluşmuştur. Kuaterner başında gölün bugünkünden 2,5 ila 3 kat daha büyük olduğu tahmin edilmektedir. Göl yüzeyinden 10 metre kadar yüksekte, kuzeybatı ve batı yönünde tatlı su ve akarsularca oluşturulmuş göl taraçaları bulunmaktadır.
Doğal Yaşam ve Canlı Çeşitliliği
Yeniçağa Gölü, zengin biyoçeşitliliği ile önemli bir sulak alandır. Göl çevresinde 100 kadar kuş türü belirlenmiş olup, turnalar ve şah kartal burada kuluçkaya yatmaktadır. Ayrıca arı şahini, angıt ve balık kartalı gibi türler göç yolları üzerinde göle uğramaktadır. Göl sularında sazan, kefal, japon sazanı ve mercan balığı yaşamakta ve göldeki su ürünleri kooperatifi tarafından ticari balık avcılığı gerçekleştirilmektedir. Çevresi turba oluşumu açısından önemli çayırlıklarla kaplı olan göl, 2 metre derinliğiyle Türkiye'nin en derin kalkerli turbalığına ev sahipliği yapar. Geçmişte 1,2 metreden derin alanlardan kaçak olarak torf çıkarılması bataklıkların oluşmasına neden olmuş, bu durumun önüne geçmek amacıyla günümüzde torf çıkarımı durdurulmuştur.
Tarihsel Müdahaleler ve Çevresel Tehditler
Göl alanı, 1954 yılında sıtma hastalığını önlemek ve 1969 yılında taşkınları engellemek amacıyla yapılan çalışmalarla küçültülmüştür. Bu amaçla açılan kurutma kanalı, göl seviyesinin aşırı düşmesi nedeniyle 1990 yılında kapatılmıştır. Günümüzde gölün karşı karşıya olduğu en büyük ekolojik tehdit karayolu kirliliğidir. İlçe içinden geçen D.100 karayolu ile yakınından geçen TEM otoyolunda günde yaklaşık 40 bin aracın oluşturduğu kirlilik, yağmur sularıyla göle taşınmaktadır. Yapılan analizlerde göl suyunda magnezyum ve çinko gibi kimyasal maddeler tespit edilmiştir.