Göynük, Bolu ilinin güneybatısında yer alan tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bir ilçedir. Karadeniz Bölgesi sınırlarındaki bu yerleşim; şeker fasulyesi, uğut marmelatı, tokalı örtüleri ve ahşap oymacılık işleriyle ünlüdür. Sahip olduğu 137 adet tarihi konut, 21 cami, türbe, čeşme, hamam, kule ve hazire olmak üzere toplam 158 sivil mimari eser sebebiyle kentsel SİT alanı ilan edilmiştir. İlçede ayrıca 14. yüzyılda Gazi Süleyman Paşa tarafından inşa ettirilen tarihi cami, hamam ve konak da bulunmaktadır.
Göynük'ün Tarihçesi ve Kökenleri
Bolu yöresine ilk yerleşenlerin Bebrikler olduğu sanılmaktadır. Bebrikya adıyla anıldığı sanılan bu yöreye MÖ 8. yüzyıldan sonra batıdan gelen Bitinyalılar yerleşmiştir. İskender'in ölümünü izleyen dönemde Bolu yöresinde bağımsız Bitinya Krallığı kurulmuştur. Roma askeri yolunun "Dadastan" adı ile bilinen şimdiki Göynük'ten geçtiği tarih kitaplarında ifade edilmektedir. Göynük'ün bilinen en eski adı "Koinon Gallicanon"dur. İlçe; Türk beyliklerinin, Bizans, Roma ve Osmanlı medeniyetlerinin yerleşim bölgesidir. İlçenin Susuz, Kilciler, Narzanlar, Boyacılar köylerinde ve civarlarında Bizans devrine ait yazılı eserler bulunmuştur. Ayrıca Kilciler Köyü'nde kilise kalıntısı ve mezar kitabeleri yer almaktadır. Friglere ait en eski yazılı belge ise 1966 yılında Göynük'ün Soğukçam (Germonos) Köyü'nde bulunmuştur.
Akşemseddin Hazretleri Türbesi
1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından hocası Akşemseddin için yaptırılan türbedir. Altıgen bir yapıya sahip olan türbenin kubbesi kasnaksız, kefeki taşından yapılmıştır. Girişi doğu yönünde olan kapısının üzerinde sivri kemerli bir alınlık yer alır. Türbenin içi son derece sadedir. Kubbenin oturduğu pandantifler dikkat çekicidir. Her kenarda, altta ve üstte ikişer sıra halinde yer alan pencerelerden üst sıradakiler geç devre ait renkli camlı alçı şebekelerle süslenmiştir. Türbede 2,50 x 0,50 metre boyutunda Akşemseddin'in sandukası ile oğulları Sadullah ve Emrullah çelebilerin sandukaları yer alır. Kapakları nar çiçeği motifiyle bezenmiş, kabartma yazı ile süslü ve ceviz ağacından yapılmış olan bu sandukalar Osmanlı ağaç işçiliğinin en güzel örneklerindendir.
Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı
Yöredeki en güzide Osmanlı mimarilerinden olan cami, 1331-1335 tarihleri arasında Orhan Gazi'nin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından tek şerefeli, tek minareli ve tek ahşap kubbeli olarak inşa edilmiştir. 1948-1960 yıllarında restore edilen caminin en büyük özelliği yöredeki ilk Osmanlı eserleri içinde en sağlamlarından biri olmasıdır. Camiyle aynı tarihte yine Gazi Süleyman Paşa tarafından traverten kesme taş ile inşa edilen hamam, kadın ve erkek bölümleri ayrı olmak üzere tasarlanmıştır. Eser, bölgenin en eski ve en büyük hamamı olma özelliğini korumaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Ankara ve İstanbul'da dahi böyle muhteşem bir hamam bulunmadığı konusu övgüyle bahsedilmektedir.
Zafer Kulesi ve Kültürel Miras
Göynük'ün simgelerinden biri olan Zafer Kulesi, ilçeye hakim bir tepeye 1923 tarihinde Cumhuriyet döneminin ilk Kaymakamı Hurşit Bey tarafından yapılmıştır. Altıgen taş temel üzerine, 3 katlı ahşap yalı baskı mimarisiyle yapılan kule, Kurtuluş Savaşı'nın başarılarını ebedileştirmek için anıtsal eser olarak inşa edilmiştir. İlçede ayrıca Hacı Bayram Veli'nin müritlerinden olan ve miladi 1475 yılında vefat eden Ömer Sıkkın (Bıçakçı Dede) ile hayatı menkıbelere dayanan Tabak Dede'nin türbeleri de yer alır. Göynük; bozulmamış tarihi dokusu, geleneksel kıyafetleri, yöresel mutfağı ve köklü kültürel ilişkileriyle yaşayan bir Osmanlı kasabası kimliğini korumaktadır.