Tarihi ve Coğrafi Konumuyla Stratejik Bir Sınır Kenti
Edirne ilinin tam ortasında, Ergene Nehri kıyısında kurulu olan Uzunköprü, Türkiye'yi Balkanlar ve Avrupa'ya bağlayan geçiş yolları üzerinde konumlanmış stratejik bir sınır kentidir. Edirne'nin kapladığı alan bakımından birinci, nüfus yönünden ise ikinci en büyük ilçesi olan Uzunköprü'nün batısında Yunanistan ve Meriç ilçesi, doğusunda Tekirdağ, kuzeydoğusunda Kırklareli, güneyinde İpsala ve Keşan, kuzeyinde ise Edirne merkez ve Havsa ilçeleri yer almaktadır. Ortalama 32 metre deniz seviyesi yüksekliğine sahip olan ilçenin topraklerinin %75'i düzlüklerden oluşur.
Neolitik Çağ'dan Osmanlı İmparatorluğu'na Köklü Geçmiş
Uzunköprü'nün tarihi Neolitik Çağ'a (MÖ 8000-5500) kadar dayanmaktadır. İlçenin güneyinde, Kırkkavak köyü yolundaki Maslıdere mevkiinde yapılan araştırmalarda Yunanistan ve Bulgaristan'da benzeri olmayan çizgi ve baskı süslemeli çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Bölge, MÖ 1400'lü yıllardan itibaren Trak kabilelerinin yerleşim yeri olmuş, ardından sırasıyla Yunan, Pers, Makedon, Roma ve Bizans hakimiyetine girmiştir. Osmanlı padişahı I. Murat'ın 1363 yılındaki Sazlıdere Savaşı'yla fethettiği bölge tamamen Türk hakimiyetine girmiş ve Osmanlı Devleti tarafından Rumeli'de kurulan ilk Türk şehri unvanını kazanmıştır.
Cisr-i Ergene ve Dünyanın En Uzun Taş Köprüsü
İlçe bugünkü adını ve kuruluşunu, Sultan II. Murat tarafından 1427-1443 yılları arasında inşa ettirilen tarihi köprüye borçludur. Gelibolu seferine çıkan II. Murat, yağan yoğun yağmurlar ve taşkınlar nedeniyle ordusunun Ergene Nehri'ni geçememesi üzerine taştan devasa bir köprü yapılması talimatını vermiştir. 1427 yılında Ergene şehri (Cisr-i Ergene) adıyla kurulan bu yerleşim biriminde, köprü inşasında çalışanların ve bölgeyi koruyan askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak adına cami, imarethane, kervansaray, medrese, hamam ve yel değirmenleri inşa edilmiş; buraya yerleştirilen ailelerle ilçenin temelleri atılmıştır.
İşgaller, Kurtuluş ve Ekonomik Hayat
Uzunköprü tarihi süreçte 1829 ve 1878 yıllarında Rusya, 1912'de Bulgaristan ve son olarak 1920-1922 yılları arasında Yunanistan tarafından olmak üzere dört kez işgal edilmiştir. Yunan işgali sırasında adı Makrifere olarak değiştirilen şehir, 18 Kasım 1922'de Türk ordusu tarafından kurtarılmış ve Lozan Anlaşması ile kesin olarak Türkiye sınırlarına dahil edilmiştir. Günümüzde verimli Ergene Havzası'nda yer alan ilçede tarım ve hayvancılık en önemli geçim kaynağıdır. Topraklarında yoğun olarak buğday, pirinç, ayçiçeği ve şeker pancarı yetiştirilmekte, ayrıca mandıracılık ile peynir üretimi özellikle de peynir yapımı oldukça ileri düzeyde yapılmaktadır.