Üçtepe Höyük (diğer adıyla Kerh-i Dicle veya antik dönemdeki olası adıyla Tuşha / Tuşhan), Diyarbakır il merkezinin 40 km güneydoğusunda, Bismil ilçesine ise 10 km mesafedeki eski adı Kerh ya da Kerh-i Dicle olan Üçtepe köyünde bulunmaktadır. Göksu Çayı'nın batı kıyısında, çevre ovaya hakim bir konumda yükselen bu höyük, 200 x 180 metre genişliğinde ve 44 metre yüksekliğinde doğal bir tepedir. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki en büyük çaplı höyüklerden biri olma özelliğine sahiptir.
Üçtepe Höyük Kazıları ve Araştırma Tarihi
Höyükteki ilk önemli buluntular, 1865 yılında Diyarbakır İngiliz elçisi J. C. Taylor tarafından keşfedilen Asur İmparatorluğu kralları II. Ashurnasirpal ve III. Salmanasar'a ait iki adet kireç taşı steldir. III. Salmanasar'a ait olan ve Karkar Muharebesi'ni anlatan stel günümüzde "Kurh Monoliti" olarak bilinmektedir. Höyükte sistemli kazı çalışmaları, II. Ashurnasirpal'in eyalet sarayını ortaya çıkarmak amacıyla 1988 yılında Prof. Dr. Veli Sevin başkanlığında, TAÇDAM desteğiyle başlatılmış ve 1992 yılına kadar sürdürülmüştür. 2001 yılının Temmuz ayında ise yol yapım çalışmalarının verebileceği tahribatı önlemek için bir kurtarma kazısı yürütülmüştür.
Kültürel Tabakalanma
Yapılan kazılarda höyükte yukarıdan aşağıya doğru sıralanan şu tarihi yapı katları tespit edilmiştir: 1-4. tabakalarda Roma Dönemi (Orta İmparatorluk ya da Geç Roma Dönemi), 5-6. tabakalarda Helenistik Dönem, 7-8. tabakalarda Yeni Asur Dönemi, 9. tabakada Orta Asur Dönemi, 10. tabakada Orta Tunç Çağı / Geç Tunç Çağı, 11. tabakada Orta Tunç Çağı / Asur Koloni Dönemi ve 12 A-B ile 13. tabakalarda Erken Tunç Çağı sonu yerleşimi saptanmıştır.
Arkeolojik Keşifler ve Buluntular
Höyüğün 200 metre çapındaki konisi tamamen bir Yeni Asur yerleşimi niteliğindedir ve iç kaleyi çevreleyen sur duvarlarının kalın kerpiç bloklarla doğrudan toprak üzerine inşa edildiği görülmüştür. Dokuzuncu yapı katında yer alan giyinik ve takılı bir kadın ile kız çocuğu mezarında altın takılar, fayans boncuklar, tunç bilezik, gümüş bir hızma ve yüksek kaliteli seramikler bulunmuştur. 11. tabakada fırındaki ısı değişimleriyle elde edilen portakal renginde özgün seramikler bulunurken; Helenistik Dönem'e tarihlenen tabakalarda ise sarı, kırmızı, açık yeşil ve siyah renkli freskolarla bezeli kireç sıvalı duvarlar ile taban mozaikleri bulunmuştur. Bu freskolar ve bitkisel motifli matara, Samsat'taki Mithridates Sarayı buluntularıyla benzerlik göstermektedir.