Şanlıurfa il merkezinin kuş uçuşu 36 km kuzeyinde, Karaköprü ilçesinin ise 18 km kuzeydoğusunda konumlanan Titriş Höyük, kısmen Bahçeli köyünün altına uzanan son derece önemli bir tarihi yerleşimdir. Atatürk Barajı su toplama sahasının dışında kalan höyük, 3,3 hektarlık tepe kesiminin yanı sıra 33 hektarlık geniş bir alana yayılan aşağı şehir ve dış şehir bölümleriyle dikkat çeker. Çevresindeki işlik ve mandıra benzeri küçük yerleşim yapılarıyla birlikte toplamda 43 hektarlık bir yayılma alanına ulaşan höyük, 22 metre yüksekliğe sahiptir.
Coğrafi Konumu ve Ticari Önemi
Titriş Höyük'ün bulunduğu ova, tepeler arasından güneye uzanan vadi hattı vasıtasıyla Harran Ovası'na ve Balık Vadisi'ne bağlanarak Kuzey Mezopotamya ile coğrafi bir bütünlük oluşturur. Bu doğal ulaşım koridorunu takip eden antik ticaret yolu, Kuzey Mezopotamya'dan başlayıp Titriş üzerinden Samsat Höyük'e ve Orta Anadolu içlerine kadar uzanmaktaydı. Höyükteki yerleşim, MÖ 2600 – 2100 yılları arasındaki Erken Tunç Çağı boyunca kesintisiz şekilde iskan edilmiş ve stratejik konumu sayesinde önemli bir kent merkezine dönüşmüştür.
Sistemli Kazılar ve Sansasyonel Bulgular
Höyük üzerindeki arkeolojik kazı çalışmaları 1991-1999 yılları arasında Timoty Matnet başkanlığında yürütülmüş, mezarlık alanında ise daha erken dönemde, 1981-1982 yıllarında kazılar yapılmıştır. Kazıların en dikkat çeken buluntusu, bir evin tabanı altında keşfedilen ve yaklaşık 4 bin yıl öncesine tarihlenen toplu mezardır. İçerisinde 3 kadın, 2 çocuk ve 1 bebeğin de yer aldığı en az 19 kişiye ait iskeletlerin incelenmesi sonucu, 16 yetişkin kafatasında mızrak ya da baltayla gerçekleştirilmiş travma izleri saptanmıştır. Bu trajik olayın, Akad İmparatorluğu'nun çöküşünün ardından bölgede yaşanan büyük karışıklıklarla ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Kültürel Etkileşimler ve Oda Mezar Geleneği
Titriş Höyük kazılarında Ege ve Batı Anadolu kültürleriyle olan ilişkileri ortaya koyan heyecan verici buluntular ele geçirilmiştir. Mezarlık alanında bulunan halka idollerden biri altın, biri gümüş, biri mermer ve dokuzu deniz kabuğundan yapılmış olup Doğu Ege (Polichni) tipini yansıtmaktadır. Ayrıca Batı Anadolu etkisini gösteren iki kulplu depas tipi maşrapalar da bulunmuştur. Bölgenin karakteristik mimari özelliklerinden biri olan oda mezar geleneği burada da görülmektedir. Aile mezarı olarak toplu gömülerin yapıldığı bu oda mezarlara; meyvelikler, Suriye şişeleri, çark yapımı kaseler, çift bileşik kaplar, bronz iğneler, mızrak uçları ve mermerden keman biçimli idoller gibi zengin gömüt armağanları bırakılmıştır.