Tepecik - Çiftlik Höyüğü'nün Konumu ve Çevresel Özellikleri
Tepecik - Çiftlik Höyüğü, Niğde il merkezinin kuzeybatısında, Çiftlik ilçesinin 1 km doğusunda, Melendiz Dağları'nın hemen doğusundaki küçük bir vadi içinde yer almaktadır. Höyük, 200 metre çapında (300 x 170 metre boyutlarında) ve 4-5 metre yüksekliğindedir. Höyüğün bulunduğu ova Mio-Pliosen ile Pleistosen devrelerde oluşmuş bir krater ovasıdır. Yerleşmenin başladığı MÖ 6. ve 7. binyıllarda kısmen göl olan bu bölge, zengin su kaynakları ve verimli topraklarının yanı sıra yakındaki obsidiyen kaynakları ile yerleşime son derece uygun bir çevre sağlamıştır.
Arkeolojik Kazılar ve Tabakalanma
Höyük ilk kez 1966 yılında I. A. Todd tarafından tespit edilmiştir. Bilimsel kazı çalışmaları ise 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Erhan Bıçakçı ve Niğde Müzesi'nden E. Faydalı başkanlığında başlatılmıştır. Höyükteki tabakalanma yeniden eskiye doğru Geç Dönem (Geç Roma - Bizans), Orta Kalkolitik Çağ, Erken Kalkolitik Çağ ve Neolitik Çağ şeklindedir. Radyokarbon (14C) tarihleme yöntemine göre, 3. tabakanın ilk evreleri MÖ 6.000'e, 4. tabakanın ortaları ise MÖ 6.300'e tarihlendirilmektedir.
Mimari Yapı ve Gelişmiş Obsidiyen Teknolojisi
Höyükte yüzeyden yaklaşık 2 metre derinlikten itibaren mimari kalıntılara ulaşılmaktadır. Yapıların temellerinde çevreden toplanan volkanik taşlardan subasmanlar inşa edilmiş, bu subasmanlar üzerine kerpiç duvarlar çıkılmıştır. Bölgedeki Göllü Dağ obsidiyen kaynaklarının varlığı sayesinde yontmataş endüstrisi büyük bir zenginlik kazanmıştır. Anadolu ve Yakındoğu'da bilinen ok ve mızrak ucu tiplerinin birçoğu burada bulunmuş olup, üretilen dilgiler gelişmiş bir teknolojiye işaret etmektedir. Ayrıca biley, ezgi, öğütme taşları ile kemikten yapılmış bızlar ve perdah aletleri de ele geçirilmiştir.
Mezarlar, İdoller ve Korunma Durumu
Kazılarda yabani at ve eşek ayak kemiklerinden yapılmış idoller ile 9 bireye (4 erişkin, 2 çocuk, 3 bebek) ait gömütler bulunmuştur. Bazı kemiklerin eksik olması, bu bireylerin başka yerlerden taşınarak yeniden gömüldüğünü göstermektedir. 30.03.2000 tarihinde 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen höyük, günümüzde tarla olarak sürülmesi ve geçmişten beri çevre halkı tarafından yapı malzemesi olarak taş alınması sebebiyle tahribata uğramıştır.